Şub 04 2018

Justin Timberlake: O artık oksijen süpüren bir popstar değil

 

Milyonlarca hayranı var. Başını da kadınlar çekiyor şaşırtıcı olmayan biçimde. 

Ancak o ilk çıktığı dönemlerdeki 'çiğ popstar' algısını geride bırakan, giderek olgunlaşan ve bir mesajı olan şarkıcılardan biri olmaya doğru evriliyor.

Bu serüveninin izini süren The New York Times Gazetesi "Man of the Woods" albümü ile

Ahval çevirisi ile Jon Caramanica'nın kaleme aldığı o yazı:

Justin Timberlake'in önemli  bir pop yıldızı olmaya devam ettiği sanrısıyla yaşadığımız 12. yıla giriyoruz.

Bunun sebebi kısmen, daha sonraki çalışmalarında, yıldızlık mertebesinde devamlılık sağlamak için gereken kendi doğal becerisiyle beraber, etkileyici ve ihtiyaç duyulan rahatlığının eksik olması. Ayrıca yetenekleri: Timberlake'in zirvesi, hiç çabalamadan kıvrak ve biraz da şehvetliydi. İlk iki solo albümü "Justified" ve "FutureSex/LoveSounds", ergen müzik grubu yapmacıklığını, yetişkin bir erkeğin yakıcılığına dönüştüren standart taşıyıcılardı.

Timberlake bir roket gibi fırladı.

O zamandan bugüne, dünyaya geri döndü. Film müzikleri ya da funk keşifleri sırasında, sahne ışıklarından biraz mola aldı, ama yine de bir şekilde merkezdeydi. Popun önde gelen isimlerinden biri olmaya devam ediyor -Pazar günü Super Bowl'da sahne alıyor -Janet Jackson'ın kariyerini raydan çıkaran, ama kendisinin zarar almadan sıyırdığı kostüm felaketinin üzerinden tam 14 sene sonra tekrar Super Bowl sahnesinde.

 

justin timberlake


 
Ama işlerin bu şekilde gitmeye devam etmesini kim istiyor? Anlaşılan, 2013'teki "20/20 Experience"dan sonra çıkardığı ilk albüm olan, bazen tatmin edici, bazı yerlerinde aksak yeni albümü "Man of the Woods"da en kendine ait, geçmişi düşünen ve en anonim halini sunan Timberlake pek de istemiyor. 

'N Sync yıllarını takiben Timberlake'in iki gerçek arkadaşı oldu: Timbaland ve the Neptunes. İlk iki albümünü, yumuşak Timberlake dokunuşlarıyla beraber güçlü bir tavır çerçevesine oturtarak ilerici bir soul müziğin habercisi haline getirdiler. 

Ama o yıllardan bu yana, son harika Timberlake albümü "FutureSex/LoveSounds"un yapımcıları güvenilir, zamanın ruhunu şekillendiren hit şarkı çıkaran kişilerden, korumacı tiplere dönüştüler. 37 yaşındaki, kısa süreli aktör, bir Jimmy Fallon yıldızı ve popun sesini değiştiren ışık hızı motorlardan çok uzaktaki Timberlake'in kariyerinin bu aşaması için bu durum mükemmel.

"Man of the Woods" Timberlake'i, seks sembolü bir süpernova olarak değil, 1970'lerin soul, funk ve disco müzikleriyle eğlenen içten bir dostumuz olarak konumlandırıyor. Müzik dokunaklı ve sıcak: "Montana"daki erotik ve ihtiraslı disco, "Young Man"deki Güneyli gospel ve albüme ismin veren parçada rahat bir country-funk.

 

justin timberlake

 

Timbaland ve the Neptunes yapımın çoğunu üstleniyor ve çoğunlukla ileriye değil, geriye dönük. Özellikle the Neptunes, özellikle 1970'lerin ışıltılı film müziklerine bir gönderme olan "Higher Higher"'da bu yaklaşımı çok iyi uyguluyor. Aykırı parçalar da var -"Filthy"nin canlı ritminde acid house yankıları var, ve "Supplies"da birilerinin Migos dinlediğini anlıyoruz -- ama bu albümün çoğunluğunda Timberlake geçmişte yaşamaktan mutlu görünüyor.

Dahası Timberlake'in artık bir arkadaşı daha var: Chris Stapleton, dünyevi country müziğin metanetli kralı, albümde birkaç kere söz yazarı olarak, gitar çalarken ve "Say Something"de de bir düetle karşımıza çıkıyor. Yazdığı sözler, özellikle "The Hard Stuff" anıları canlandırıyor (Şarkıyı Stapleton söylese daha iyi olabilirdi). Ve "Say Something"de ayağı yere basan bir amaçla şarkıyı söylüyor.

Bu albümle ilgili ilk fısıltılar, bir video teaser'la çıktı, Timberlake giydiği püsküllü ve eğlenceli kıyafetlerle Amerikan köklerini ve country müziği kucaklıyordu. Ama görsel pazarlama taktiklerinin bundan ibaret olduğu anlaşıldı -bazılarına göre, açıkça siyah özelliklerle oynaşan bir sanatçının beyazlığa dönüşünü haber veriyordu -bunun ardında gerçeklik payı olduğunu anladık.

Ancak Timberlake'in yol alış şekli tuhaf. Açıkça country müziğin önünde eğilmek yerine, funk'la ele avuca sığmaz kesişimlerine uzanıyor. Bu albümdeki gitarlar çoğunlukla esnek, ama bas yürüyüşleri de etkileyici.

Bu müzikoloji dersi albümün en ses çıkaran kısmı, Timberlake'den daha fazla ses çıkardığı kesin, kendisinin suskunluğu burada yinelenen bir özellik. Vokalleri bazen miksin içinde o kadar geriden geliyor ki, sesinin özünde olan o tatlılığı kayboluyor. 

 

justin timberlake

 

Genellikle kelimeler kısa kalıyor, varlığı duygusal bir bileşenden çok, ritmik bir eleman gibi. Sözleri hafif ya da basitçe boş diyebiliriz -yapımcılık parladığında bu zararsız bir durum, ama yapımcılık  olmadığında radyoaktif gibi parlıyor. Aynen bayağı "Wave"de olduğu gibi ("We're getting better, like your aging wine/ I've got on rose-coolored glasses, you're batting your eyelashes" -- "Daha iyiye gidiyoruz, yıllanmış şarap gibi / Bende roze gözlükler var, sen kirpiklerini kırpıştırıyorsun") ya da tarifsiz "Livin' Off the Land" bir örnek olabilir - taşralı istismarı üzerine hiç çekilmemiş bir 1970'ler fimine gönderme yapıyor.

Timberlake "Man of the Woods"da bir aile grubunun vokali gibi söylediğinde en iyi halinde (Bazen bu durum gerçekten yaşanıyor, hem karısının hem de oğlunun albümde vokal olarak adı geçiyor). Aşırı derecede bir pop yıldızına uymayan bu şarkıların tamamı, kendi kattıklarından çok daha fazla. Timberlake odada hiç kalabalık yaratmıyor.

Timberlake kendisini, ünlü olma ekosisteminin uzun zamandır kendinden talep ettiği gibi, oksijen süpüren bir süperstar olarak görmüyor- ya da öyle sunmak istemiyor. Ve belki de günün sesleriyle zar zor flört edebilen bu albüm, gerçekte, bir süperstarın şımartılması, --başarısız olacak kadar büyük değil, ama umursamak için çok büyük.

https://www.nytimes.com/2018/01/31/arts/music/justin-timberlake-man-of-the-woods-review.html