Türk müziği diasporanın yardımıyla küreselleşiyor

Türk hip hop'unun son yıllardaki yükselişine, 2017'deki ilk albümünün başarısıyla öncülük eden Türk repçi Ezhel, çoğu Türkçe olmayan sözlerden oluşan ilk eserini yayınladı.

Ezhel, "şarkı sözlerinde uyuşturucu kullanımını teşvik ettiği" gerekçesiyle hükümet yanlısı medya tarafından hedef gösterildikten ve ardından tutuklandıktan sonra şimdi Berlin'de yaşıyor.

Yeni çıkan başka bir şarkısında “Allah'ından Bul” repini yapıyor, "Takamam sizleri, yakarım cannabis (esrar), Silahım müzikken olamam terörist."

Ezhel'in izinden giden ve yurtdışında çalışmak isteyen, "Angela Merkel, Schengen Vizem yok, Karaköy'e gelin" repini 2017’de söyleyen İstanbul Seyahat repçisi Xir gibi başka sanatçılar da var... Siyasi baskı ve Türk Lirası'nın değerindeki çöküşün birleşimi, Türkiye'deki sanatçıların ithal edilen ekipman için ödeme yapmakta zorlandıkları anlamına geliyor ve performanslarından kazandıkları para da, Lira'nın değerinin düşmesiyle birlikte azaldı.

Bu bağlamda, Türk sanatçıların diğer ülkelerdeki izleyicilere hitap etmeye başlaması çok mantıklı ve Ezhel, Türk diasporasının hedefindeki pazarı çeşitlendirme çabalarının ön saflarında yer alıyor. Berlin'e taşındığından beri Alman-Türk diasporasıyla çalışmaya başladı ve hip hopun manevi babası Killa Hakan hakkındaki 140 Journos videosunda kısaca yer aldı. 36 Boys ekibinin diğer üyeleriyle birlikte Killa Hakan, 80'li ve 90'lı yılların sonlarından itibaren Türkçe repi popülerleştiren ilk kişilerden biriydi.

Ezhel, Alman veya Hollanda pazarları için müzik yapan diasporadaki diğer Türk sanatçılarıyla çalışmaya başladı. Son çıkardığı DEVAM’daki parçalar Hollandalı-Türk rapçi/prodüktör Murda ile çıkardığı albümündeki Made in Turkey parçasında olduğu gibi Almanca, İspanyolca ve İngilizce repleri de içeriyor.

Özellikle Murda, senkoplu Reggaeton sesiyle son birkaç yılda birçok Avrupa pop müziğinde etkin olan Tresillo ritmini önemli ölçüde kullanıyor ve hem Murda hem de Ezhel, bazı ortak parçalarında kısmen İspanyolca rap yaparken görülebiliyorlar.

Hip hop dışında, psiko rock sanatçısı Gaye Su Akyol, son birkaç yıldır Avrupa'da giderek daha popüler hale geliyor ve yeni bir albüm çıkarmak üzere. Akyol, Birleşik Krallık dergisi Songlines tarafından 2019’da En İyi Sanatçı ödülüne layık görüldü ve albümü efsanevi rockçı Iggy Pop’ın BBC'nin etkili alternatif müzik istasyonu BBC6 Music'teki radyo programında düzenli olarak çalınıyor.

Sanatçı Emir Taha da, İngiltere'de yeni çıkan Baka Baka gibi hem İngilizce hem de Türkçe söylenen ilginç bir pop müzik yapıyor.

Özellikle Türk duygusunu koruyan bu müzik tarzlarının yanı sıra, şu anda Türk yapımcılar tarafından üretilen pek çok iyi elektronik ve dans müziği de var. Erol Alkan gibi diasporadaki yapımcılar yıllardır dans müziği sahnesinde aktifler, ancak Avrupa elektronik müzik etkileriyle, müziğin küreselleşen doğasına yanıt veren yeni bir Türk yapımcı dalgası da geliyor. Özellikle son zamanlarda üretken Faruk Orakçı'nın yaptığı bazı müzikleri seviyorum.

Orakçı'ya neden küresel izleyici için müzik yaptığını sordum ve şöyle dedi:

“Türkiye'de elektronik müzik sektörü henüz yeterli değil. Bu nedenle doğru dinleyici ile buluşmak ve müziğimizi iletmek zor olabilir. Diğer ülkelere yönelik yaptığımız müzikler bize prestij katıyor ve doğru kitleye ulaşıyor. Ancak, rekabet içinde olduğumuz Avrupa, ABD veya Avustralya'da yaşayanlarla pek adil koşullarda yarışmıyoruz. Bu yüzden, küresel müzik yapmamızın nedeni, tarzımızın tüm dünyada dinleyicilere sahip olmasının yanısıra doğru kitleye ve prestije ulaşmanın daha kolay olmasıdır. Sadece Türkiye'de deneseydik, çok sınırlı kalırdık. Pazar burada küçük. Bağımsızsanız, işiniz zordur."

Kenan Sharpe geçtiğimiz günlerde Duvar gazetesinde Ezhel'in, sol görüşlü Birikim gazetesinde, kendisini “diğer kültürlerle sığ bir ilişki kuran bir sömürgeciye” benzemekle suçlayan bir yazar tarafından birden çok dili kullandığı için eleştirildiğini yazdı. Ayrıca Ezhel’in dilleri karıştırmasına yönelik bu olumsuzluğunun saçma olduğunu düşünüyorum, çünkü bunu yapmanın bariz bir nedeni var - hem ekonomik hem de itibar açısından daha geniş bir kitleye ulaşmasına yardımcı oluyor.

Çoğunlukla Korece söylenen K-Pop'un dünyadaki Z kuşağı gençlik kültürlerinde patlama yaptığı küreselleşmiş bir dünyada yaşıyoruz. Şu ana kadar küresel anlamda en üst noktaya çıkan Tarkan’ın Öpücük Öpücüğüdür (Türkçe Şımarık, 1997’de piyasaya sürüldü), ancak benzer küresel üne sahip başka bir Türk müzik fenomenini görmemiz çok uzun sürmeyecektir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.