Şub 02 2018

Economist: Erdoğan, Amerika’yı sindirebileceğini düşünüyor

 

Türkiye ile ABD arasında gerilen ilişkiler, ikilinin NATO müttefiklik ilişkisinin sorgulanmasını da beraberinde getiriyor.

Zira ABD, Türkiye’nin NATO’dan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirme talebini tekrarlarken, Ankara da Suriye gibi kendi geleceğinin de bir nevi bağlı olduğu bölgelerde NATO’ya rağmen politikalar güdüyor.

Bunun son örneği 20 Ocak’ta Suriye’nin kuzey kasabası Afrin’de YPG’yi hedef alan ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) işbirliği ile başlatılan askeri operasyon.

IŞİD’e karşı savaşta bir müttefike dönüşen Suriye Kürtlerinin ABD’den destek beklentisi yüksek.

Öte yandan, Türkiye’nin bu harekata girişmesi geçici bir dış politika sapmasından ziyade NATO’nun varlığına tehdit oluşturabilecek uzun soluklu bir yöneliş olarak görülüyor.

Economist’te yayınlanan bir yazıda da, Türkiye’nin NATO’da temsil ettiği konum ve ABD-Türkiye ilişkileri üzerinden NATO’nun bu ikilisinin müttefiklik geleceği tartışılıyor.

O yazının satırbaşları şöyle:

Donald Trump’ın NATO’ya bağlılığı ve Rusya’nın askeri kararlılığı konusundaki endişeler, ittifak’ın en önemli gündem maddesi olmayı sürdürüyor. Ancak, daha da yaklaşan iki taraflı bir Türkiye problemi var: Bir yandan NATO’nun en büyük ikinci silahlı gücü, diğer yandan batı ve doğu arasındaki kritik jeopolotik fay hattında uzanan bir ülke.

Türkiye sadece öngörülemez değil aynı zamanda, müttefiklerine karşı sorumlulukları nedeniyle onlarla arasını bozan milliyetçi bir ajanda takip ediyor. En son gerilim sebebi ise, Türkiye ile ABD’nin arasındaki anlaşmazlığı daha da tırmandıran, Kürt kantonu Afrin’e düzenlenen Türkiye askeri harekatı.

Açıkçası bu bir NATO meselesi değil. Ancak, ABD kendisini bir NATO müttefikinin direkt saldırısı altında bulabilir; eğer Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, büyük ölçüde Kürt YPG savaşçılarından oluşacak Amerika destekli 20 bin kişilik “sınır güvenlik gücü”nü “daha doğmadan boğma” sözünü tutarsa.

Erdoğan muhtemelen, bölge ile kendisinden daha az ilgilenen Amerika’yı sindirebileceği hesabını yapıyor. Haklı olabilir ancak Suriye’de çatışan çıkarlar, Türkiye’nin NATO müttefiki ile sorunlu ilişkisindeki meselelerden sadece biri.

2016 darbe girişiminden önce de, NATO içinde Türkiye’nin otoriterizme kaydığına dair kaygılar mevcuttu. Darbe boğulduktan sonraki gelişmelerle bu kaygılar yoğunlaştı.

Vladimir Putin’in ağız dolusu tebriklerinin aksine, Batı’da gelen samimiyetsiz ifadeler nedeniyle gücenen Erdoğan, sadakatinden şüphe ettiği herkesi görevden aldı. Bir askeri analiste göre, Türk ordusundaki generallerin yüzde 38’i kovuldu. 400 kadar NATO görevlisi azledildi ve eve dönmeleri istendi.

Bir diğer bölümde, Almanya’nın Erdoğan’a sınırları içinde seçim kampanyası mitingleri düzenlemesine izin vermemesi nedeniyle cezalandırılması ve İncirlik askeri üssünden ayrılarak Ürdün’e yerleşmek zorunda olması bulunuyor.

Rusya ile, özellikle darbeden sonra gelişen, sıcak ilişkiler de bir başka kaygı sebebi.  Erdoğan, Putin ile sıkı fıkı olurken NATO’ya başka seçenekleri olduğu mesajını gönderiyor. Putin’in cephesinde ise, Erdoğan ona NATO ve Batı’yı bölme ve de zayıflatma için bir araç veriyor.

Umut o ki, Erdoğan Rusya’nın Türkiye’yi kendi çıkarları için kullandığının ve uzun zamandır güvenlik ortağı olarak NATO’nun yerini alamayacağının farkında olsun.

Yazının orijinalini buradan okuyabilirsiniz

https://www.economist.com/news/europe/21736190-they-will-probably-have-stick-together-turkey-and-nato-are-growing-apart