Tem 11 2018

NATO ile sorun çok, zirveye Türkiye tartışması damga vurabilir

NATO liderleri bugün (11 Temmuz Çarşamba) Brüksel'de biraraya gelerek örgütün gelecek planlamasını tartışacak. 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da zirveye katılan liderler arasında. Ancak, Erdoğan'ı çok sayıda zorlu konu bekliyor.

Özellikle, Rusya ile derinleşen ilişkiler, İran ile ekonomik ve siyasi yakınlık, Suriye politikasında NATO ve Batı ittifakı politikaları ile çelişen uygulamalar, zirve toplantılarında ele alınacak konular arasında.

Amerika'nın Sesi'nde Dorian Jones imzasıyla yayınlanan haberde, NATO'nun Türkiye'nin bağlılığını sorguladığı bir dönemden geçtiğine dikkat çekiliyor. 

NATO ve Türkiye arasında, Rusya'dan satın alınan ancak teslimatı henüz gerçekleşmeyen S-400 füze savunma sistemi nedeniyle yaşanan kriz sona ermiş değil. 

Bu krizin bir parçası olarak, ABD Senatosu parası ödenmesine rağmen F-35 savaş uçaklarının Ankara'ya teslimatını bloke etmiş vaziyette. 

Atilla Yeşilada'nın görüşlerine başvurulan haberde, Türkiye'nin NATO-AB ittifakı karşısında İran-Rusya aksı arasında bir tercih yapması gerekliliği vurgulanıyor. Yeşilada'ya göre, kararsızlık Türkiye'nin aleyhine işleyen bir durum. 

Zirvede, Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump'ın da bir görüşme gerçekleştirmesi beklenirken, Türkiye, ABD tarafından İran'a yönelen yaptırımlardan muaf kalmanın yollarını arıyor.

Bu durumun temelinde ise, enerji kaynağı olarak İran'a duyulan bağımlılık yatıyor.

NATO ve Türkiye arasında bir diğer gerilim konusu ise, Suriye'ye yönelik politikalardaki derin görüş ayrılığı. ABD, IŞİD'e karşı Kürt grupları desteklerken, Ankara desteğin sonlandırılmasını istiyor.

Her ne kadar Trump ve Erdoğan 'ortak bir dil' tutturmuş görünse de, Türkiye'de tutuklu bulunan Amerikalı rahip Andrew Brunson bir gerilim kaynağı olmayı sürdürüyor. Brunson iki yıldır cezaevinde tutuluyor.

Bağcı'ya göre, tıpkı gazeteci Deniz Yücel örneğinde olduğu gibi, Brunson'un serbest kalması da Erdoğan'ın iki dudağının arasında.

Türkiye'nin AB üyelik sürecinin görüşmelerde gündeme gelmesi beklense de, askıya alınan ilişkilerde mevcut insan hakları ihlalleri ve tek adam rejimi gözönünde bulundurulduğunda bir değişiklik beklenmiyor.