Benim için milli maç sahada değil, NATO karargâhındaydı

Bu sefer ki NATO Liderler Zirvesini, diğer toplantılardan daha çok önemsiyordum. Erdoğan’ın Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’ndeki basın toplantısını heyecanla izledim. 

Biden, göreve geldikten sonra ilk kez yüz yüze görüşülecekti. Biden, yabancımız değildi elbette. Geçmişte Erdoğan’ı evinde ziyaret etmişti. Amerika’da Erdoğan’ın bulunduğu yere gelerek (Lütfen dikkat: Erdoğan’ın bulunduğu yere…) görüşmüştü. Obama'nın yardımcısı olduğu dönemde de yine Erdoğan’ın sık sık görüştüğü bir dostuydu. Ama 20 Ocak'ta göreve başladıktan sonra, Biden ile ilk yüz yüze görüşme olacaktı.

Gerçi 23 Nisan’da telefonla görüşmüşlerdi ama Biden’ın tutumu dostluğa sığmazdı. Erdoğan, Brüksel’deki ikili görüşmede, 1915 olaylarını "soykırım" olarak kabul etmesini gündeme getireceğini söyledi. 

Erdoğan basın toplantısında, Biden ile beraber çay içmiş olduğundan bahsetmedi. Ettiyse eğer gözümden kaçmıştır. Etmediyse, tevazudan kaynaklanmış olabileceğini düşünüyorum.

NATO Liderler Zirvesi, Avrupa Futbol Şampiyonasıyla çakışıyordu. Ama ben seçimimi yapmışım. Benim için milli maç sahada değil, Brüksel'deki NATO karargâhındaydı.

Zirveye ilişkin görüntüleri keyifle izledim. İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile dirsek tokuşturmalar, Macron ile kolları birbirine dolamalar, Biden ile el kol mesafesinde temaslar, daha niceleri… Bunların her biri peş peşe atılan gollerdi benim için. Sanki görüştükleri, dünyanın liderleri değil de mahalleden çelik çomak arkadaşlarıydı. Deplasmanda, evindeki kadar rahat, ancak bu kadar olunabilirdi.

Zirve sonrası Yeni Akit: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın NATO toplantısındaki tutumu, kamuoyu tarafından taktirle karşılanırken, Erdoğan için 'Bir dünya lideri' yorumları yapıldı.” haberiyle durumu özetledi.

Tıpkı bir twitter hesabından paylaşılan “Ben evimde bile böyle rahat oturamıyorum sen nasıl bi kralsın ya. Doğuştan Dünya Lideri…” mesajda söylendiği gibi. 

Mesaja iliştirilmiş fotoğrafa uzun uzun baktım. Erdoğan ayak ayak üstüne atarak bir koltukta oturmuş, hakikaten izleyene “Sen nasıl bi kralsın ya” dedirtiyordu. 

Ben de denemeye karar verdim.  Evde önce tekli koltuğa fotoğraftaki gibi oturdum, olmadı. Kanepeye iliştim olmadı. Bir ayağımı altıma alıp oturdum … bağdaş kurup oturdum… uzanarak oturdum… olmadı. Aynı ambiyansı, ne yaptıysam kendi evimde yakalayamadım, Erdoğan’ın Brükselde sergilediği özgüvene yaklaşamadım. Bazı şeyler doğuştan olmayınca, olmuyor. 

Macron’un, Biden’in üzerine eğilmiş konuşurken parmağını salladığı bir fotoğraf; Biden’ın, kolunu Johnson’un omuzuna attığı başka bir fotoğraf var. Biden yetişkin birisi, elbette istediğiyle samimiyet kurabilir, başka kimle isterse dost olabilir. Ama eminin ne Macron’u ne de Johnson’u evinde ziyaret etmemiştir.

NATO Zirvesi'nde üç tane tartışmalı pozisyon vardı. Bunlardan ilki 24 Nisan’a ilişkin soru üzerine “Hamdolsun hiç gündeme gelmedi” açıklamasıydı. Ben bunu, Biden’ın açıklaması sandım. Yani sınav sorusu olsa ve seçeneklerde Biden varsa, ben kesin o seçeneği işaretlerdim. Değildi tabii, Erdoğan’ın açıklamasıydı. 

Kafam karmakarışıkken hamdolsun Abdulkadir Selvi Hızır gibi yetişti: “Cumhurbaşkanlığı kaynakları Erdoğan’ın, görüşmenin Biden’ın 24 Nisan’daki açıklamasını unutturacak kadar olumlu bir atmosferde gerçekleştiğini anlatmak için, “Hamdolsun” dediğini ifade ediyor” dedi.

Böyle bir açıklama, ancak doğruysa, yapılabilir. Yoksa çok saçma olur. O yüzden ben ikna oldum.

Yapılan anons üzerine tüm liderler söylenilen tarafa dönerken Erdoğan’ın tepki vermemesi, diğer bir tartışmalı pozisyondu. Hatta bir twitter kullanıcısı o görüntüleri “Erasmus’ta ilk haftam” mesajıyla paylaşmıştı. Yani “öğrenci değişim programınla gittiğim yurtdışında ilk hafta ben de böyleydim” demeye getiriyor. Tabii doğru bir yaklaşım değil.

Evet … Anons yapılırken, herkes söylenilen yöne dönüyor. Erdoğan, anons Çince yapılmış gibi tepki vermeden öyle duruyor. Çaktırmadan etrafına bakınıyor. Doğru! Ama biraz sonra ne yapıyor? Herkesin döndüğü tarafa o da dönüyor.

Burada verilmek istenen mesaj “Türkiye, eski Türkiye değil. Anons yapıldı diye, birileri dön dedi diye dönmeyiz. Biz istediğimiz zaman, istediğimiz için döneriz” mesajıdır. “Güçlü Türkiye” mesajıdır.

İddia ediyorum, bu kadar güzel bir açıklamayı Abdulkadir Selvi bile yapamazdı.

Üçüncüsünü ise ne ben ne Abdülkadir Selvi savunabiliriz. Resmen ofsayt pozisyonu. 

Gerçi Abdülkadir Selvi aynı yazıda savunmayı denemiş. Erdoğan, Biden’in elini öper gibi yaptığı fotoğraf için “Vay efendim neymiş Erdoğan, Biden’ın elini öper gibi yapmış. Erdoğan’ın ayağına gelen Biden. Bir Amerikan Başkanı’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nın ayağına kadar gelmesi Türkiye açısından gurur verici bir durum” diyor. Yani “gol oldu” diyor.

Bence Ofsayt idi. Pozisyon güzeldi. Güzel kurgulanmıştı. Bir Amerikan başkanının Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nın ayağına kadar gelmesi güzeldi, gurur vericiydi. Lakin teknik bir hata vardı. Oturan ile ayakta olanın arasında en az 3 metre mesafe bırakılmalı. Mesafe daralıyorsa, oturanın ayağa kalkması gerekir. Geleni ayakta karşılaması gerekir. Yoksa ne yaparsanız yapın, oturanın üstünlük avantajı korunamaz. Bu kez ayakta olan, diğerinin tepesine binmiş gibi olur. Yani evet, gol olabilecekken ofsaytta kalınmış, pozisyon heba edilmiştir. Yazık edilmiştir. Yakın mesafede etkili olabilecek “uzun boy” avantajı da kullanılamamıştır.

Brüksel’de Biden-Putin görüşmesi de vardı. Görüşmeden sonra, basın toplantısında Putin “Bence Biden'la genel olarak aynı dili konuştuk ancak bu, birbirimizin ruhuna, gözlerine bakmak ve ebedi sevgi ve dostluk yemini etmek zorunda olduğumuz anlamına gelmiyor.” dedi.

Burada, Biden ile dostluğunu nedeniyle, Erdoğan’ı kıskanma durumu var sanki.

Ayrıca “Biden beni ABD'ye, ben de onu Rusya'ya davet etmedim” demesine ne demeli? Erdoğan’ın “Bideni Türkiye’ye davet ettim” açıklamasına kinaye değilse, ne?