Şub 02 2018

Washington Post makalesi: Türkiye, Erdoğan'dan daha büyük

Türkiye'nin dış politika uygulamalarıyla, üyesi de olduğu, NATO gibi uluslararası kuruluşların altını oyar şekilde hareket etmesi, tek başına askeri maceralara atılması, Soğuk Savaş dönemindeki hayallerini gerçekleştirmek için çabalayan Rusya ile aşırı yakınlaşması Batı'da rahatsızlık unsuru olmaya devam ediyor.

ABD'nin The Washington Post Gazetesi için bir makale kalem alan Washington Institute Türk Araştırmaları Programı Direktörü Soner Çağaptay, Türkiye'nin müttefikleri tarafından uyarılmasının zamanının geldiğinin altını çiziyor.

***

The Washington Post'ta yayınlanan o yazı:

Batı'nın bakış açısından, Türk hükümeti madde bağımlısı bir akraba gibi: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan otoriteryenizme bağımlı hale geldi.

Bunun aile üzerindeki etkileri – bu durumda Türkiye'nin 1952'den beri üyesi olduğu NATO ittifakı anlamına geliyor- yıkıcı. Başkan Trump ve Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, NATO'nın iki önde gelen ülkesinin başkanlarının, Türkiye'nin kendisine zarar veren tepkileri hakkında Erdoğan ile açıklık getiren bir konuşma yapmalarının zamanı geldi.

Çarşamba günü Trump ve Erdoğan arasında geçen telefon konuşmasında, ve hemen ardından tartışılan konularda Erdoğan ile Beyaz Saray arasında ortaya çıkan görüş ayrılıklarıysa, bunun (açıklık getiren konuşmanın) nasıl yapılmaması gerektiğinin çok net bir örneği.

Müdahaleler utanç verici olabilir, Trump ve Macron – ittifakın Erdoğan'ın görece kulak verdiği iki lideri- zorla Erdoğan'la Türk demokrasisinin durumu hakkında konuşmak istiyorlar ki, bu da özel olarak yapılmalıydı.

Trump, Erdoğan'ın varoluşsal bir tehdit olarak gördüğü Türkiye'nin kuzey Suriye'deki Kürt milislerine yönelik Türkiye'nin süren operasyonunu karşı sabır gösterdi. Bu Türk liderini ABD başkanını daha çok dinlemeye eğimli hale getirmeli.

Buna karşın Erdoğan'ın bir sorunu var. Yeni rejiminin temelinde istikrarlı bir çoğunluk oluşturma çabalarına rağmen, muhalefeti şeytanlaştırma politikası derin bir şekilde kutuplaşmış bir toplum yarattı.

Türkiye'nin yarısı onu hakir görüyor ve asla on liderleri olarak kabul etmeyecek. Ama bu gerçeği anlamayan Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak yetkilerini daha da genişlettiği 2017'deki referandumdan beri daha da otoriteryen hale geldi. Erdoğan'ın mevcut gidişatı Türkiye'nin krizini derinleştirecek, hatta sivil bir çatışmayı da tetikleme potansiyeli var.

Türkiye'nin sağ ve sol arasındaki sokak kavgalarının tarihi 1970'lere uzanıyor. Ülkenin bugün karşı karşıya kalabileceği en büyük risk Erdoğan'a muhalif olanların bir kısmının, özellikle de aşırı sol, oy vermenin işe yaramaz olduğuna karar verirse, demokrasiden vazgeçip radikalleşebilir.

Sol kanatın radikalleşmesi, muhafazakarların ve radikal İslamcıların oluşturduğu Erdoğan yanlısı kampta bir öç duygusunu tetikleyebilir. 2016'daki başarısız darbe sırasında yüzlerde Erdoğan destekçisi onu korumak için hayatlarını feda etti.

Terör örgütü Kürdistan İşçi Partisi'nin (PKK) de dahil olduğu Erdoğan muhalefetiyle tarihsel bağları olan Rusya, Erdoğan'ın altını oyabilir. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Erdoğan'ın yerine geçmek istemiyor, sadece Türkiye'nin içinde bulunduğu krizi şiddetlendirmek istiyor.

Moskova'nın asıl hedefi NATO'yu zayıflatmak. Paralize olmuş bir Türkiye, toplumun şiddetle Erdoğan yanlısı ve karşıtı kamplara ayrılması, (Rusya'yı) bu hedefe taşıyabilir. Bu eğilim açık ki ABD'nin çıkarlarına uymuyor.

Washington ve ABD'nin NATO müttefikleri, Türkiye'nin geleceğine ve istikrarına daha geniş yatırım yaparken Erdoğan'ı da çalıştırmaları gerekiyor. Erdoğan Cumhurbaşkanı olabilir, ama Türkiye Erdoğan'dan daha büyük.

Nitekim bir aile müdahalesine ihtiyaç var.

Trump ve Macron, Erdoğan'ın – ki ikisiyle de kimyası tutuyor- kendilerine güvenmesini sağlaması gerekli. Onunla açık bir konuşma yapmalılar, tıpkı aile üyelerinin sorunlu akrabayla yapacağı gibi.

Trump ve Macron, gelecekte Erdoğan ile iyi ilişkiler oluşturmak için demokrasinin yeniden sağlanmasını öncelikli bir koşul olarak belirlemeli. Türkiye'yi aileden gördüklerini, Türkiye'nin istikrarı konusunda endişeleri olduğunu ama aynı zamanda (Türkiye'nin) endişelerini dinlemeyi istediklerini ve bu konularda ona yardımcı olacaklarını anlatmaları gerekiyor.

Bu konuda teşvik, Türkiye'nin düşmanlarına karşı, özellikle de Türkiye'nın Suriye ve Kırım'daki çıkarlarının altını oyan Rusya ve İran'a karşı Trump'ın Erdoğan'ı destekleyeceğine söz vermesi olmalı.

Daha da önemlisi, Trump ve Macron, Halk Koruma Birlikleri (YPG) ile – Fransa ve ABD'nin İslam Devleti'ni yok etme konusunda güvendikleri PKK ile ilişkili Suriyeli Kürt milislerle- aralarına mesafe koymaya söz vermeli.

Bu taahhütte bulunmadan önce Trump generallerini hizaya çekmeli. Aralarında Merkezi Komuta'nın da olduğu ABD ordusundaki bazılarının YPG ile ilgili politikaları Beyaz Saray'ınkinden farklı, örgütle uzun süreli bir ilişki öngörüyorlar. Trump, böylesi bir durumun gerçekleşmeyeceğini hükümetine açık bir şekilde bildirmeli.

Türkler, YPG ile Ankara'nın NATO ittifakları arasındaki herhangi bir işbirliğine karşı. İslam Devleti'nin yenilgiye uğratılması Trump ve Macron için bu örgütten uzaklaşmak için bir fırsat yarattı. Bu tutum, Amerikan ve Fransız başkanlarının Erdoğan'a ulaşma ve Türk toplumuyla daha kapsamlı köprüler inşa etme konusunda ne kadar samimi olduklarını gösterebilir.

NATO'nun Türk demokrasisi için daha iyi bir dost olması gerekiyor. Bu ağır bir demokrasi inşaası projesi yaratma çağrısı değil, çünkü Türkiye zaten bir demokrasi.

Türkiye'nin müttefiklerinin sadece Türkiye'deki siyaset alanının açık ve rekabetçi olması için destek olması, ve örgütlenme, toplanma, medya ve ifade özgürlüğün korunmasına yardımcı olması gerekiyor.

NATO ülkelerinin Erdoğan'ın tepkisi konusunda endişelenmelerine gerek yok: Erdoğan müttefikleriyle arasını bozmaz çünkü Rusya'dan çok korkuyor. Erdoğan'ın ucu ucuna kazandığı 2017 referandumu sırasında, Rusya'nın internetteki ana dezenformasyon kuruluşu Sputnik'in Türkçe yayını özellikle Erdoğan'a karşı bir kampanya yürüttü.

Trump ve Macron, bugün, Erdoğan'ın otoriteryen alışkanlıklarını kırmasına yardımcı olarak Türkiye'nin kendi kendine zarar veren eğilimiyle sakatlandığı bir kabus senaryosunu engelleyebilir. Bu, her bir bağımlı ailesinin size söyleyeceği gibi baş etmesi çok daha zor olan bir senaryo.

*Soner Çağatay, Washington Institute'teki Turkish Research Program'ın (Türk Araştırmaları Programı) direktörü ve The New Sultan: Erdoğan and the Crisis of Modern Turkey kitabının yazarı.

https://www.washingtonpost.com/news/democracy-post/wp/2018/01/26/nato-leaders-need-to-have-a-frank-talk-with-turkeys-president-behind-closed-doors/?utm_term=.b254ad943aa5