İktidarın ve Kürtlerin düello alanı: Newroz

Uzun süredir Kürtlere hiçbir şekilde temel hak ve özgürlükler çerçevesinde yaklaşılmıyor. En başta Anayasa’da tanımlı “gösteri ve yürüyüş düzenleme hakkı”nın kullanılmasına bile izin verilmedi. Van, Diyarbakır, Urfa, Kızıltepe gibi yerlerde 5 kişi bir araya gelse polis engeliyle karşılaşırdı. Zaten son seçimlerde de HDP doğrudan seçime girmek yerine pek çok yerde Millet İttifakı adaylarını desteklediği için kitlesi meydanlarda ‘görünürlük’ adına pek konuşulmadı. 

İktidar medyası ise HDP’nin ve Kürtlerin meydanlarda bu ‘görünmezliğini’ kendi hanesine bir başarı olarak yazdı. HDP’nin bittiğini her akşam ekranlarda yandaşlarca müjdeledi. Neredeyse 5 yıldır olağanüstü hal ile yönetilen Kürtler, uzun süredir meydana çıkmadığı için iktidar bundan cesaret alıp Newroz kutlaması için her yerde izin verdi. Üstelik Newroz bu sefer HDP’ye kapatılma davasının açıldığı günlere denk geldi. 

newroz

İktidar kendince bitirdiği HDP’li tabanın meydanlarda olmayacağını ve boş kalan meydanlardan moral bulacağını sanıyordu. Böylece söz konusu Newroz imtihanını başarıyla geçip ‘pekiyi’ argümanlarına sarılacaktı. 

Ancak iktidar söz konusu tahmininde yanıldı. Hiç beklemediği kadar Kürtlerin örgütlü ve kalabalık şekilde meydanlara aktığını gördü. Yani iktidar Newroz ile Kürtleri test ederken Kürtler de iktidarı Newroz ile test etti. Kazanan Kürtler oldu. Diyarbakır, Van, Kızıltepe, Adana, Mersin, İzmir, İstanbul gibi yerlerde meydanları dolduran HDP’liler, iktidara “yıkılmadım, ayaktayım” mesajını verdi. 

59 yaşındaki Bedia hanım bu mesajı verenlerden.  Uzun süredir herhangi bir gösteriye gitmediğini söylüyor. Bunun sebebi hem pandemi hem de gösterilerde insanlara uygulanan şiddet, gözaltılar ve tutuklamalar. İktidarın politikalarından rahatsız. Ekonomik olarak da pek iyi günler yaşamıyor. Kızları tekstilde çalışmaya devam ediyor. Oğlu ise lokantada ama pandemi nedeniyle aylarca işe gitmemiş. 

newroz

Mitinge ailece gelmişler. Gelme nedenlerini sıralayan Bedia Hanım, “Evvela Kürtlerin varolduğunu görsünler diye. İkincisi ise Kürtlerin haklarını talep ediyoruz. Onlar bizi yok sayınca biz, yok olmuyoruz. Onlar Yenikapı’da toplanmayı biliyorsa biz de biliyoruz. İrademizi kıramazlar” diye anlatıyor. 

HDP’nin kapatılması üzerine de konuşuyor. Aktardığına göre HDP’nin defalarca kapatıldığına şahit olmuş: “HADEP, DEHAP falan da kapatıldı. Yine yenisi kurulur. Kapatmak çare değil. Kürtlerin en iyi bildiği şey parti kapatmalara karşı daha güçlü partiler açmak.” 

newroz

Newroz’a gelen Faruk isimli Kürt de Newroz’un bir meydan okuma olduğunu söylüyor. İktidarın politikasını eleştiriyor. Alana akrabalarıyla gelmiş. Kürtlerin mücadelesinin altında haklılıkları yatıyor. Bugüne kadar Kürtlere karşı konulan her oyunun bozulduğunu ve şu anda devam edilen oyunların bozulacağını belirtiyor: “Kürtlere diz çöktüremezler. Kayyumlarla, mahkemelerle Kürtlerin haklarını gasp edemezler. İstediği kadar zorlasınlar ama başaramazlar. 10 yıl evvel bu meydanlarda bu alanın yarısını bile dolduramazdık. Ama bugün her yerde böyleyiz.”

Newroz alanına baktığımızda ise birkaç şey öne çıkıyor. Alt ve orta sınıftan müteşekkil HDP tabanı, pandemiden de kaynaklı olarak ekonomik anlamda zor günler geçiriyor.

Eskiye oranla Türkiyeli sol grupların flamaları ve bayrakları bir hayli eksik. ÖDP, EMEP, ESP gibi oluşumların varlığı zayıf. Newrozlarda her zaman Kürdi renkler baskın olurdu ama sanki sarı-kırmızı-yeşil renkleri bu sefer daha yoğun. 

Geçen yıllardaki Newroz’ların aksine tedbire ve temkinli olmaya özen gösteren bir Kürt kitlesinin arttığını görüyoruz. YPG  gibi yapıların simgeleri bu sefer yok. Hatırlanacağı üzere Çözüm Süreci’nin hakim olduğu dönemde bu simgeler de Newroz’da öne çıkıyordu. Şu anda bunları taşıyan herkes propaganda nedeniyle kendini hakim önünde bulunabilir. Son zamanlarda çeşitli baskılarla gündem olan LGBTİ gruplarını temsil edilen simgeler de var, feministleri temsil eden flamalar da... 

newroz

Bu Newroz’da Selahattin Demirtaş’ın resimlerinin basılı olduğu öğeler de göze çarpıyor. Ayrıca tutuklu siyasilere selam gönderilirken en çok alkışın ve tezahüratın Demirtaş’a yapıldığını görüyoruz.  

Coşkuya ve halaya rağmen katılımcıların gözlerindeki hüzün Kürtlerin son yıllarda yaşadıklarının halen canlı olduğunu gösteriyor. Ülke genelindeki depresyon ve sıkışmışlık hali, Newroz katılımcılarının da simalarında var. Pandemi, yoksulluk, ekonomik kriz, işsizlik gibi etmenler Kürtlerin de en başta sitem ettiği şeyler. Üstüne bir de siyasi baskılar, tutuklamalar, baskınlar derken yük giderek ağırlaşıyor. 

Ama buna rağmen iktidarın son yıllardaki politikalarının sonucu olarak Kürtlerde tabanın iyice tahkim edildiğini ve yüzde 10’luk bir kitlenin artık daha net olduğunu görüyoruz. Yine AKP’den kopan Kürtlerin de eskiye oranla HDP’li Kürtlere karşı sert olmadığını ve daha yakın olduğunu söylemek mümkün. Zira Newroz alanında, partidaşlıktan değil Kürdiliktendolayı Newroz’u kendine yakın bulup gelenler de vardı. 

Newroz’a gelen Kürtlerin bir diğer gündemi ise Rojava. Özellikle ABD yönetiminden Rojava’ya korunma talebi neredeyse her Kürdün gönlünden geçiyor. Bölgedeki devletlerin dostluğuna inanabilecek Kürt sayısı yok neredeyse... Newroz’a katılan Perihan isimli genç kadın da böyle düşünüyor: “Ortadoğu’daki milletlere ne kadar güvendiysek elimize hiçbir şey geçmedi. Aksine elimizdekinden olduk. O yüzden Kürtlerin Batı’ya yakınlaşmasını doğru buluyorum. ABD ile ilişkiler ne kadar gelişirse bu o kadar yararımıza olur.” 

Ateşin eksik olduğu bu İstanbul Newroz’unda bazı Kürtler kendi elbiselerini çıkarıp yakarak ateşe olan özlemlerini gideriyor. Günün sonunda bastıran yağmurla kitleler evlerinin yolunu tutuyor. Ama meydanda verdikleri kalabalık fotoğrafla Kürtler, iktidara ve devlete “buradayız” diyerek mesajını veriyor.