Eki 23 2017

'Perinçek'in kullanım tarihi her an dolabilir'

Erdoğanın politikalarının büyük bölümünde belirleyici rol üstlendiği iddia edilen Perinçek ve ekibi tasfiye eden mi olacak tasfiye edilen mi?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP üzerinde politikalarını uygulatma konusunda etkili olduğunu bizzat açıklayan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in, MİT'in, Melih Gökçek'in ve kendisinin darbeden önceden haberdar olduğunu söylemesi dikkatlerin bir kez daha Avrasyacı olarak nitelendirilen bu gruba yönelmesine neden oldu.

Cem TV'de yaptığı açıklamaya dair henüz muhataplarından bir açıklama gelmezken, Perinçek izlediği politikanın ilham kaynağının Rusya olduğunu açıklamaktan da geri durmuyor:

 

Perinçek ve ekibinin, Erdoğan eliyle hem orduda, hem toplumda hem de devlet kademelerinde "istenmeyen" tüm kadroları tasfiye etmesine karşın, özünde aralarında ciddi farklar bulunan bu iki yapının birbirini yok etme yoluna girmesinin kaçınılmaz olduğu belirtiliyor.

Son zamanlarda sivil toplumu ve yöneticilerini hedef alan, Osman Kavala'nın ve düşünce kuruluşu ORSAM Başkanı Şaban Kardaş'ın gözaltına alınması ile zirve noktasına ulaşan baskıların da arkasında olmakla suçlanan Perinçek'in, eninde sonunda Erdoğan ile ters düşeceği yorumları yapılıyor. 

Her ne kadar Perinçek ve ideolojisi "altın çağını" yaşıyor ve Erdoğan eliyle Gülen grubu ile PKK unsurları temizleniyor görüntüsü verilse de, bir dönem Ergenekon operasyonlarının savcısı olduğunu açıklayan Erdoğan'ın da "zamanı gelince" Perinçek ekibi tarafından tasfiye edilmek isteneceği kaydediliyor. Perinçekle anılan yapının, toplu Ergenekon tutuklamaları nedeniyle Erdoğan'ı suçladığı bilinen bir gerçek.

Konuyla ilgili bir yazı kaleme alan Artıgerçek yazarı İnci Hekimoğlu şu soruları yönelterek iki tarafın kafa kafaya gelmesinin neden kaçınılmaz olduğunu aktarıyor:

Ordudan tasfiye edilmiş, cezaevlerinde yatmış, arkadaşlarını kaybetmiş Avrasyacılar Erdoğan’a güvenir mi? İşlerinin bittiğine kanaat getirdiklerinde tasfiye edebilirler mi? Erdoğan’ı kayıtsız şartsız hakimiyetleri altına aldıklarına mı inanıyorlar? Peki Erdoğan onlara güvenir mi? İhtiyacı kalmadığında yeni bir ‘mağduriyet’ yaratarak, bunun üstünden tasfiye hareketine girişecek güçler yedekleyebilir mi? Toplumu, özellikle de gençleri ‘din’ aracılığı ile radikalleştirerek iktidarda kalmanın aracı olarak kullanabilir mi? Ya da Avrasyacılar, “Laiklik, Aydınlanma’ falan derken iktidarın nimetlerinden vaz geçemeyip Siyasal İslam’ın değnekçiliğinde mi karar kılar?

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar