Eki 24 2017

'ABD ile kriz anti-Amerikancılığı besliyor'

Türkiye ile ABD arasında, bazı konsolosluk çalışanlarının tutuklanması ile patlak veren ve karşılıklı vize hizmetlerinin durdurulması ile derinleşen diplomatik krizin olası etkileri, Türkiye medyasında önemli bir tartışma konusu olmayı sürdürüyor. 

AKP iktidarı, 15 Temmuz darbe girişiminin arkasındaki güçlerden biri olarak örtülü olarak ABD'yi işaret ederken, düşük düzeyde başlayan ve tırmanan gerilimin iki toplumun birbirini algılamasında yaratacağı tahribat da tartışılıyor. 

Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Murat Yetkin, krizi masaya yatırdığı yazısında vize kararının Türkiye'deki anti-Amerikancı damarı güçlendirmesi riski taşıdığını savundu. Vizelerin askıya alınmasının "orantısız" bir tepki olduğuna dikkat çeken Yetkin, sorunun askeri ilişkileri de tehdit ettiğine yazdı. Her ne kadar şimdilik krizin İncirlik Üssü'nün kapatılması ve ABD'nin askeri varlığının sonlandırılması boyutuna varmayacağı belirtilse de, Yetkin, krizin sanıldığından daha derinlikli ve boyutlu olduğuna dikkat çekiyor.

Her iki ülke yetkililerinin de İncirlik’teki ortak faaliyete son verilmesini konuştuğu bir ortamda böyle bir ilerlemenin siyasi ilişkilere etkili olması belki başka koşullarda beklenebilir. Ancak mevcut koşullarda siyasi ilişkilerin gelişmesi bir yanıyla Suriye-YPG-PKK gibi askeri ilişkilere dokunurken, diğer yanıyla hukuki alana dokunuyor. Fethullah Gülen hakkındaki iade talebi, Reza Zarrab, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, Amerikalı rahip Andrew Brunson ve ABD’nin iki Türk çalışanının tutukluluğu ve Zafer Çağlayan ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın korumaları aleyhindeki tutuklama kararları bu duruma örnek oluşturuyor.

Yetkin, ABD'nin kriz vesilesiyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı hedef aldığını savunurken, Erdoğan'ın da meselenin özünü tartışmak yerine "tüm halka yapılmış haksızlık" algısı yaratıp savunmaya geçtiğine değiniyor.

Popülist politikalar yerine Türkiye halkının çıkarının gözetilmesi çağrısında bulunan Yetkin, bundan sonra iki ülke arasındaki ilişkilerin eskisi gibi olmasının pek mümkün olmadığı görüşünde.

ABD ile ilişkilere dönersek, ne vize krizinin ne de diğerlerinin tek başına ele alınması kalıcı bir çözüm getirecektir. ABD ile ilişkilerin bir daha eskisi gibi olması zaten mümkün değil ama zaten eskiden de çok iyi değildi; belki yeni haliyle her iki ülke çıkarına daha uygun olacak yeni bir zemin bulunabilir.

Yetkin yazısını, ilişkilerde yeni bir zemin yakalanmasının mümkün olduğu ancak bunun "stratejik ortak" zemininden uzak olacağının da altını çizerek bitiriyor.