Eki 24 2017

Eski militanlar: IŞİD uygun anı bekliyor

Trump’a göre IŞİD “teslim oluyor.” Uluslararası siyaset ise Orta Doğu sözkonusu olduğunda bu sıralar IŞİD’den ziyade, Kuzey Irak’ın durumunu konuşuyor. Ancak IŞİD’in zayıfladığı doğru mu? İngiliz istihbarat ajasnsı MI5'ın başkanından eski IŞİD militanlarına kadar, görüşlerine yer verilen birçok isim örgütün güçlendiğini ya da uygun anı beklediğini söylüyor. 

Foreign Policy'ye yazan Stephen M. Walt, IŞİD'in bazı açılardan güç kaybettiğini kabul ediyor: 

IŞİD’in yenilmesi örgütün kanlı savaşına katılımı arttıran ‘mukadderat’ duygusunun ve El-Kaide, IŞİD gibi örgütlerin vahşi yöntemlerinin sorgulanmasına sebep olabilir.

ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford da, nitekim, örgütün alanının, hareket kabiliyetinin, kaynaklarının ve inandırıcılığının azalmaya devam edeceğini söylüyor.

Ancak CNN’den Arwa Damon’ın eski IŞİD üyeleriyle yaptığı mülakatlarda, örgütün en başından beri yenilgiye de hazırlıklı olduğu ortaya çıkıyor.

 

IŞİD’in hayatta kalıp kalması yıkılmakta olan halifeliğine bağlı değil. Örgütün bugün için planları hep hazırdı.

Damon’ın konuştuğu eski örgüt üyelerinden biri, örgütün savaşa para harcamadığını, düşmandan ele geçirdiği silahları kullandığını söylüyor.

Para her zaman gelecek planları için harcanmış.

Örgütün iyi dönemlerinde petrol yataklarından günde 1 milyon dolar kazandığı biliniyordu.

CNN’in konuştuğu bir diğer eski örgüt üyesi, örgütün üyelerini eğitip kolaylaştırıcı olarak kullandığı; bu üyelerin sıradan işadamları gibi hareket ettiğini söylüyor.

IŞİD yeraltında palazlanıyor. Örgütün yönetici kadrosunun Suriye - Irak arasındaki kendilerine hali hazırda tanıdık olan bölgede konuşlandığı tahmin ediliyor. IŞİD’in buradan ilk dönemlerdeki stratejisine, “agresif kış uykusuna,” geri döneceği düşünülüyor: Örgüt para kazanıp, iletişim ağını geliştirecek ve bir sonraki uygun anı bekleyecek.

“Uygun an” burada örgütün yeniden “kinden faydalanabileceği” bir ana tekabül ediyor.

Eski örgüt üyelerinden biri, “IŞİD’le ideolojik olarak savaşmazsanız, örgüt dünyanın başka yerlerinde yeniden belirmeye devam edecektir” diyor.

Örgütün şimdiden dünya genelindeki güvenlik açıklarından faydalanarak, Kuzey Afrika ve Güneydoğu Asya’daki faaliyetlerini derinleştirdiği söyleniyor.

Al Arabiya’da yayınlanan bir yazı, Katar’ın Irak ve Suriye’deki örgüt üyelerini Libya’ya taşımaya başladığını yazdı.

İngiltere istihbarat ajansı MI5’ın başkanı Andrew Parker da yakın zamanda, örgütün arz ettiği tehlikenin büyüdüğünü söyledi.

“Tehdit çok boyutlu, hızla büyüyor ve daha önce hiç görmediğimiz bir boyut ve hızda ilerliyor.”

 

Stephen M. Walt Foreign Policy’de şöyle yazıyor:

 

Orta Doğu’yu ilgilendiren asıl sorun etkili siyasi kurumların eksikliği ve yabancı güçlerin bölgeye sürekli ve bazen vahşi müdahalesi.

Bu ülkelerdeki siyasi ve ekonomik şartlar hala elit yönetici sınıfına ve onlarla işbirliği içinde olan yabancı güçlere karşı öfkeyi harmanlıyor. Bazı durumlarda bu öfke insanların radikal hareketlere katılmasına ve kendilerine baskı uyguladığını düşündükleri kişilere karşı silahlanmalarına neden oluyor. Daha etkin yerel kurumlar olmadan, aşırıcılık tehlikesi asla yok olmayacak. Ancak meşru yerel kurumlar yaratmak ABD’nin ya da başka dış güçlerin yapabileceği bir şey değil. Dış güçler dışarıdan destek verebilir, ancak bu görevi yalnızca orada yaşayanlar gerçekleştirebilir.