Eki 25 2017

ABD Kürtleri kendi kaderine mi terk etti?

ABD'nin, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IKBY) tarafından düzenlenen bağımsızlık referandumunu tanımaması ve Kerkük'ün Irak merkezi yönetimi ordusu tarafından Haşdi Şabi ile birlikte Kürtler'den alınmasına ses çıkarmaması, Kürtler arasında "ABD bizi terk etti" algısı yarattı.

ABD ile Kürtler arasındaki ilişkinin mevcut durumuna ve geleceğine dair bir yazı kaleme alan Gazeteduvar yazarı Fehim Taştekin, Kürtler'de "ABD bize ihanet etti" algısı oluştuğuna dikkat çekti. 

Taştekin, İran'ın bölgedeki nüfuzunu kırabilmek, İran'a bel bağlamış bir Irak merkezi hükümeti tablosunun önüne geçebilmek adına, ABD'nin Kürtler'in referandum sonucuna destek vermediğinin altını çizdi. 

Taştekin, benzer bir "ihanet" algısının 1974'te, Kürtler'in yine ABD tarafından Saddam Hüseyin'e karşı silahlandırılıp, ardından Saddam ile varılan anlaşma sonucunda ortada bırakılması ve Kürtler'in İran'a sığınmak zorunda bırakılmasıyla yaşandığına dikkat çekti.Yazı, ABD'nin İran'ı geriletme siyasetinin ters teptiğini ve Haşdi Şabi açıklamasının da merkezi hükümette rahatsızlık yarattığına değindi.

Bu saatten sonra ABD’nin ‘İran’ı geriletme’ siyaseti işe yarar mı? İlk deneme ters tepti. Tillerson büyük bir gafletle, “Artık IŞİD’le mücadelede sona gelinirken, Irak’ta bulunan İranlı milislerin evlerine dönmesi gerekiyor” dedi. Aynı cümleyi Iraklılar ve Suriyelilerin de Amerikalılar için kurabileceğini hesaba katmadı. İranlı milisler dediği Iraklılardan oluşan, meclis kararıyla yasalaşmış, devletten maaş alan Haşd el Şaabi. Tillerson bu saha bilgisiyle bizzat Abadi tarafından terslendi. “Haşdi Şabi savaşçıları, Iraklı ve ulusaldır. Ülkesini korumak adına bedel ödemiştir. Onlar Irak meclisinin kararı gereği Savunma Bakanlığı’na bağlıdır.”

Taştekin bundan sonraki aşamada, Kerkük petrolünün yeniden Kerkük-Ceyhan boru hattıyla taşınması ve Habur Sınır kapısına alternatif olarak Ovaköy sınır kapısının açılmasının gündemde olduğunun altını çizdi.

Böylece, Rojava ile Başur (Güney Kürdistan) arasına bir tampon girmiş olacak. Tam da Ankara’nın Irak ve Suriye’ye yönelik müdahaleci politikalarına gerekçe yaptığı “Kürt koridorunu önleme” siyasetine uygun bir hamle. Bu hamleye karşı da ABD’nin tutumu belli değil.

Yazı, yine de bölgede dengelerin değişebileceğini, Suriye'de misyonu tamamlanmak üzere olan ABD'ye "çık" denilebileceğini hatırlatarak sona eriyor.