Eki 27 2017

BM: OHAL'e son verip demokrasiye dönün

BM, tutuklu gazetecilerle ilgili 10  davaya yönelik görüşünü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) iletti. Gazetecilerin haksız yere cezaevinde tutulduğunun altı çizilen görüşte, yargıya yönelik ağır eleştiriler getirildi.

BM Raportörü David Kaye, cezaevinde tutulan gazetecilerle ilgili 10 başvuru dosyasıyla ilgili görüşlerini açıkladı. Kaye, yargıyı vatandaşların ifade ve düşünce özgürlüğü ihlallerinde yeterli korumayı sağlamakta aciz olmakla suçladı. 

Türkiye. eleştirel sesleri susturmak ve konuşma özgürlüğünü kısıtlamak için terörle mücadele mevzuatını ve OHAL KHK’lerini keyfi olarak kullanıyor. AİHM, Türkiye’nin tutuklama, gözaltı, kovuşturmaların ‘kanunun öngördüğü’ gibi yapıp yapılmadığı konusunda görüşünü açıklamalı. 

Raportör Kaye, Cumhuriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu adına yaptığı başvurunun yanısıra, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Atilla Taş, Şahin Alpay, Murat Aksoy, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç ve Deniz Yücel'i kapsayan dosya için görüşünü iletti.

Raportör, AİHM’ye gönderdiği görüşünde, sözkonusu başvurucularla özel olarak ilgilenme nedeni olarak, “Birçok olayda Türkiye’nin, gazeteci ve yazarları profesyonel işlerini yaptıkları gerekçesiyle hedef alması” olduğuna vurgu yaptı. 

Kaye daha önce de AKP'nin gazetecilere yönelik baskıcı tutumunu eleştiren ve bu tutumdan vazgeçilmesi çağrısı yapan açıklamalarda bulunmuştu.

Raportör, Türkiye’nin basına yönelik kısıtlamalarından derin endişe duymaktadır. Türkiye’nin muhalif sesleri bastırması uluslararası kınamalara neden olmuştur ve Türkiye’nin kendi yargısı Türkiye’nin vatandaşlarına karşı devam eden ifade ve düşünce özgürlüğü ihlallerinde yeterli korumayı sağlamakta aciz veya isteksiz olduğunu kanıtlamıştır.

Hükümetin kararlarının yargı tarafından gözden geçirilmesi dikkat çekici şekilde azalmıştır. Türkiye’nin yargısı, terörle mücadele ve OHAL kanunlarıyla yargılananlara karşı her geçen gün daha da erişilmez olmuştur.

Gittikçe artan olgular, terörle mücadele bahanesiyle, hükümetin geniş ve keyfi olarak ifade özgürlüğünü tutuklamalar, kovuşturmalar ve gözaltılarla bastırdığını gösteriyor. Mahkeme, başvurucularla ilgili, Türkiye’nin darbe sonrasında aldığı kısıtlamaların, AİHS’nin 10’ncu maddesindeki gibi ‘kanunla öngörüldüğü’nü değerlendirmelidir.

Cumhuriyet Gazetesi davasında, gazeteciler bir yıldır cezaevinde. Son duruşmada gazeteci Kadri Gürsel'in tahliyesine karar verilmişti. 

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz