Eki 28 2017

Bugün yaşadıklarımızda Soykırım inkarının rolü

Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu Kürt politikasının açmazı, büyük ölçüde 1915 politikasına dayanıyor. 1915’in inkarı, Kürt meselesinde de benzer bir çözümü sürekli gündemde tutuyor. 

Çünkü Soykırım inkarı aslında dolaylı bir kabuldür ve şu anlama gelir: "Evet, yaptık! Gerekirse yeniden yaparız!"

Ragıp Zarakolu, 18-19 Ekim’de Brüksel’de düzenlenen ‘‘4. Avrupa Ermenileri Kongresi’'ne sunduğu tebliğde böyle diyor. Sunumunu artigercek.com’a yazı olarak kaleme alan Zarakolu’nun Türkiye’nin hem siyasi, hem de ahlaki bir meselesi olan Soykırım karşısındaki tavrına ilişkin önemli tespitleri var.

‘‘Soykırım inkarcısı bir devletin hiçbir yurttaşı güvence altında değildir’’ diyen yazar, aslında Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu durumun nedenini de bir cümlede özetlemiş oluyor.

Ermeni Soykırımı’nı tarihsel bir açıdan değerlendiren Zarakolu, 2. Abdülhamid’in Ermenilere ve Hıristiyan azınlıklara yönelik siyasetinin bu korkunç kıyımın temelini attığına işaret ediyor:

‘Kızıl Sultan' diye anılan Abdülhamit bugünkü 'Yeni Türkiye'nin bir ikonu, parlak yıldızıdır.

Abdülhamit, kıyım ve zorunlu göç uygulamaları yanında, aynı zamanda Yezidileri, Ermenileri, Süryanileri, Alevileri kitlesel olarak din değiştirmeye zorlamıştır.

Bu zorla göç ettirmeler ve mala mülke el koymalar aslında 1877 Harbi ile başlamıştır.

Zarakolu, sunumunun sonraki bölümünde, Anadolu coğrafyasının kadim halkları Ezidiler, Ermeniler, Süryaniler, Aleviler, Rumlar ve Yahudiler’in başına gelenleri özetliyor ve bugün bu halkların Anadolu’daki sayısının binlerle ifade edildiğine işaret ediyor.

Türk toplumunun inkar ve bölünme korkusuyla yetiştirdiği ve her konuda neredeyse birbirine düşman olan Kemalist ve dini eğitim, Soykırım ve Kürt meselesinde ittifak halinde olduğu için iş aydınlara düşüyor. Aydınlatma, şoke etme, farklı olanı dile getirme.

İnsan hakları savunucularının 1990 yılından itibaren tam da bunu yapmaya başladığının altını çiziyor Zarakolu: Önce Kürt tabusu, ardından 1996 yılında Pontus tabusu…

Ama kolay olmadı... Ağır bedeller ödendi ama bu bedel karşılıksız kalmadı. Zarakolu’nun da belirttiği gibi, gerçeği öğrenen insanlar harekete geçti. Hrant Dink’in cenazesi bu açıdan bir ilkti. Devleti sarsan bir ilk belki de...

Zarakolu’nun da vurguladığı gibi; bugün Ermeni Soykırımı’nı kabul, entelektüel olmanın bir ölçüsü. Ama entelektüel olmanın da bedeli var. Söz yine Zarakolu’nun:

Fakat bu kabülle birlikte, gerçek Türkiye entelijansyası da bugün tehdit altına girmiştir. Ermeni soykırımı ve Kürt sorunu konusunda duyarlı olan ve kirli savaşa karşı çıkan binlerce akademisyen; bugün üniversitelerden kovulduğu gibi, yargılanma durumunda kalmıştır.

Bugün yaşadıklarımız, kimi açılardan 1915’in ‘soft’ versiyonu olarak görülebilinir. Mala el koymalar; şehirleri, kasabaları yerle bir etmeler, kimi grupları ‘düşman’ haline getirmeler. 

Evet, ‘‘Soykırım gerçekliği görülmeden, bunun gerekleri yerine getirilmeden sadece Türkiye değil, bütün Orta Doğu bölgesi asla barış ve huzura ulaşamayacak’’tır.

Zarakolu'nun yazısının tamamını linkten okuyabilirsiniz: 

 

https://www.artigercek.com/ermeni-soykiriminin-turkiye-toplumu-tarafind…;

 

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar