Eki 28 2017

"Abadi ziyareti, Türkiye'nin Irak politikasını kurtarmayacak"

Irak Başbakanı Haydar el-Abadi'nin Türkiye'ye yaptığı ziyareti Cengiz Çandar ve Gönül Tol bugünkü yazılarında değerlendiriyor. 

Cengiz Çandar, Al Monitor'deki makalesinde, yalnızca geçen yıl Abadi'nin Türk hükümetine Başika'daki askeri birliklerini çekmesi için uyarıda bulunduğunu ve Erdoğan'ın bu uyarıya verdiği sert karşılığı hatırlatıyor. 

Erdoğan Abadi'ye, "Muhatabım değilsin, seviyemde değilsin, kıratımda değilsin" diyerek yanıt vermişti. Cumhurbaşkanı, Irak başbakanına, "haddini bil" diye seslenmişti.

Çandar bu sözlerin 19. yüzyılda bir lider tarafından bir diğerine söylenmiş olması durumunda, savaş sebebi olabileceğini söylüyor ve bugünkü durumun karşıtlığının altını çiziyor. 

Ama işte bu hafta, Ankara'da karşılıklı oturmuş, iki eşit lider gibi, Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi (IKBY) Cumhurbaşkanı Barzani karşısında görünüşte bir dayanışma imajı çizdiler - ki IKBY, Erdoğan'ın yakın zamana kadar dostu ve petrol ticaretinde ise ortağıydı.

Referandum sonrası Bağdat, IKBY'nin petrol ticaretinin federal yönetim denetimine girmesini talep etmişti. Erdoğan ise Kerkük petrolünü bundan sonra Erbil yerine Bağdat'tan alacaklarını açıkladı.

Abadi'ye ziyareti sırasında petrol, içişleri, elektrik ve planlama bakanları ile ulusal güvenlik danışmanı eşlik etti.

Irak başbakanı basın toplantısında, Türkiye'ye, referandum karşıtı tavrından dolayı teşekkürlerini sundu.

Erdoğan ise Abadi'ye, Ankara'nın, 2014 yılında IŞİD'le savaşta yıkılan Irak petrol hattının tamiri ve yeniden kullanıma girmesi için her türlü desteği vereceğini açıkladı.

Ancak Çandar'a göre, bunu söylemesi kolay, gerçekleştirmesi zor: 

Uzmanlar petrol hattının tamirinin en az iki yıl süreceğini ve milyonlarca dolara mal olacağını söylüyor. Giderek zayıflayan ekonomisi ve son dönemde Almanya ve AB ile yaşadığı sorunlar göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'nin bu masrafa nasıl ortak olacağı belirsiz.

Erdoğan'ın ardından Abadi'yle görüşen Başbakan Binali Yıldırım ise, Irak'ın, Türkiye-Kürdistan arasındaki Habur - İbrahim Halil sınır kapısını yeniden kontrol altına alması için yardım edeceklerinin sözünü verdi.

Habur sınır kapısı Irak Kürdistanı için can damarı, özellikle de Barzani ailesinin liderlik ettiği Kürdistan Demokrat Partisi (KRG) için. Eğer Irak bu kapının kontrolünü ele geçirirse, IKBY'nin hayatta kalması tamaman Bağdat'ın merhametine bağlı hale gelir. Kürtler bu kapı sayesinde vergi ve geçiş ücreti elde ediyorlar. 

Çandar, Habur sınır kapısının, Irak'ın Salı gününden beri askeri güç yığdığı Fish Habur sınır kapısına yalnızca 18 kilometre uzaklıkta olduğunu hatırlatıyor ve Irak Oil Report'tan alıntı yapıyor: 

Eğer federal hükümet Fish Habur sınırını kontrol altına alırsa, bu, IKBY'nin Bağdat'tan izinsiz petrol ihraç edememesi anlamına gelir. Ancak Abadi'nin Fish Habur'u merkezi yönetimin eline geçirecek bir operasyona izin verip vermediği henüz belli değil.

IKBY ise Kerkük ve Fish Habur'daki gelişmelerin ardından; ateşkes ilan etmiş ve Kürdistan'daki tüm askeri aktivitelere son verdiğini, bağımsızlık talebini askıya aldığını açıklamış ve merkezi yönetimle Irak Anayasası'na dayanan müzakereleri başlatma girişiminde bulunmuştu.

Ancak Çandar, IKBY'nin geriye doğru bu kadar büyük bir adım atmasının bile, Ankara ve Bağdat'ı etkilemeye yetmeyeceğini yazıyor. 

Diğer yandan da İran destekli Haşdi Şabi milislerinin, Fish Habur'a bir saatlik mesafede mesafede konuşlanmış olduğunu hatırlatıyor.

Geçmişte Türkiye'nin Irak'taki ağırlığı ve gücü, IKBY'yle olan kuvvetli ilişkisinden ileri gelirdi. Şimdiyse burada bir ikilem var: IKBY zayıfladıkça, Türkiye'nin Irak'taki eli de zayıflıyor. Ancak bu gibi ikilemler Orta Doğu'da hayli alışık olduğumuz durumlar.

The Middle East Institute'ün Türkiye programı direktörü Gönül Tol ise, Türk-Irak dostluğunun uzun sürmeyeceğini ve Türkiye'nin sonunda bölgede izole kalacağını yazıyor. 

Tol, Abadi'nin, Ankara'nın Irak'ta ihtiyaç duyduğu müttefik olmadığını; bu birlik gösterisine karşın, Ankara ve Bağdat arasında keskin ayrılıklar olduğunu söylüyor.

Bağdat'ta Türkiye'ye karşı derin bir güvensizlik mevcut. Türkiye'nin Kerkük ve Musul'da hak iddia edebileceğine dair Türk hükümeti çevrelerinde konuşulanlar, Irak merkezi hükümeti için son derece rahatsızlık verici.

IKBY ile yakınlaşması, Kerkük'teki Türkmenlerle olan etnik bağı ve Musul'daki önde gelen siyasi aktörlerle olan ilişkileri; Iraklı milliyetçiler arasında Türkiye'nin niyetiyle ilgili ciddi şüpheler uyandırdı (...) Başika ise ikili ilişkilerde parlama noktası özelliğini koruyor. 

Irak, PKK'ye karşı müttefik olmak bir yana, Ankara'nın örgütle savaşını da zorlaştırabilir. Irak Başbakanı Türkiye'nin, Kuzey Irak'ta PKK'ye karşı düzenlediği sınır ötesi operasyonlara hayli öfkelenmişti ve PKK'yi Türkiye'ye karşı bir kart olarak elinde tutmak isteyebilir. 

Tol, Erdoğan'ın kendisini koruyucusu gibi gördüğü Kerkük Türkmenlerinin de, Türkiye ve IKBY arasında bir zamanlar olan yakın ilişkiden sonra Türk hükümetini desteklemeyi bıraktığının altını çiziyor.

Tol, IKBY referandumundan sonra, Ankara'nın Irak politikasının karmaşık olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Abadi'nin ziyareti bu durumu düzeltmeyecek."

 

Cengiz Çandar ve Gönül Tol'un yazılarının tamamına linklerden ulaşabilirsiniz: