Eki 28 2017

'İçerideki 421 günden sonra dışarısı yabancılaştı'

 

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle 421 gün cezaevinde tutuklu kalan Gazeteci Murat Aksoy, önceki günlerde tahliye oldu. Darbe girişiminin ardından tutuklanan Aksoy, cezaevi günlerini Cumhuriyet'e anlattı. Aksoy, cezaevine 3 ayda alışabildiğini söylüyor. Tahliyesinin ardından ise dışarıdaki hayata alışmaya çalıştığını ifade ediyor. Aksoy, ilk olarak 31 Mart'ta tahliye olmuştu. Ancak hakkında yeni bir gözaltı kararı verilmiş ve tekrar tutuklanmıştı.

Aksoy, tahliye ile mutlu olduğu, tekrar tutuklanarak hüsrana uğratıldığı o günleri şöyle anlatıyor:

31 Mart’ta tahliye olduğumuzda eşyaları topladık, yatağımın başucuna kurşun kalemle “Zaten gereksizdi, bitti” yazdım. 17 gün sonra aynı koğuşa girdiğimizde çıktığımız gibiydi koğuş, hiç girilmemişti. Çayın kalan demi küflenmişti. İlk iş o yazıyı silmekti. Belki altına “bitmemiş” yazmam gerekirdi. Son tahliyemizde de yalnızca “bitti” yazdım. Darbeye teşebbüs suçlamasından daha ağır bir suçlama olsaydı bu kez de aynı şeyin olma ihtimali aklıma gelirdi. Tahliye olmama rağmen söylemedik kızım Duru’ya. Daha önceki tahliyemde çok beklemiş çünkü. Arkadaşında kalıyordu son tahliyemde. Önce telefonla konuştuk, “Babacığım” deyip ağladı. Gecenin bir buçuğunda aldık arkadaşından. Sokakta sarıldık. “Çok özledim seni” dedi. Oğlum Ali Emre ben geldiğimde uyuyordu. Sabah uyandığında garip garip baktı, tanıyamadı...

Tahliye sonrasında kendi yatağında uyandığı ilk sabah, kendi evi bile yabancı gelmeye başlamış. Aksoy, 421 gün beton duvarlar arasında kaldıktan sonra her şeye yabancılaştığını söylüyor:

Hapishaneden çıktığım andan itibaren hiçbir şeye alışamadım. Gördüğüm her şey bana yabancı idi. Yollar, ağaçlar, ışıklar. Eve de alışamadım. Televizyonu açmaya çalıştım, başaramadım. Televizyonu açınca çok şaşırdım, o kadar net ve büyük geldi insanlar. Orada küçücük bir ekrandı çünkü. Cezaevinde betondu bizim hayatımız. Şehriban’a (eşi) ayakkabılarımı göndermiştim. ‘Altında toz, toprak yok’ dedi. Çünkü 421 gün boyunca betonda yürüdük. 8 metrelik beton blokların içindeydik. Üçüncü ayda üzerimize dikenli tel gerdiler. Grup Yorum’un bir şarkısı var “Hayat yeşilde, yeşil yosunda, yosunlar boy veriyor kuytuluklarda” diye. Hapishaneye girdiğimde o nakaratı bir kez daha anladım. Çünkü yosun hayat bulabildiği en ufak nemde bitiyor. Murat Sabuncu’nun 7 adımda benim 10-11 adımda aldığım avluda tuvalet giderinin bulunduğu yerde yosun vardı. Mazgalın etrafında yonca bitmişti. Hayata dair tek şey o yosun ve yonca idi.

En kötü zamanlarını ilk tutuklu kaldığı aylar olarak açıklıyor. Gözaltına alındığı gün ve kaçırdığı günler; kızının ilk okul günleri, oğlunun sünnet günü, eşinin doğum günü...

30 Eylül’de benim doğum günümdü, yalnızdım. 24 Aralık da kızımın doğum günüydü, kaçırdım. 28 Ekim evlilik yıldönümümüzdü, kaçırdım. Bütün bu günler için görüş günleri öncesinde beyaz tişörtlerime mesajlar yazdım. Açık görüşte gömleğimi açıp okuttum. Yasaktı böyle şeyler. Duruşmadan 3-4 gün önce Şahin Alpay’ı gördüm cezaevinde. Sabahları gardiyan eşliğinde dolaştırıyorlar onu. Nasılsın demek bile yasak.

En mutlu anlarının 'açık ve kapalı görüş günleri' olduğunu söylüyor Aksoy:

Koğuşun kapısı 3 mekanizmayla açılıyordu. O kapının her açılışı, dışarıya her adımım bir umuttu. 10 dakika bile koğuştan çıkmak özgürleşmekti. Çünkü sevdiğim birine gidiyordum. 367 gün sonra bilgisayar kullanma hakkı verdiler. Orada ilk defa klavyeye dokundum. Önce sevdim klavyeyi. Dedim ki “hep senin yüzünden.

Murat Aksoy, dışarıdaki hayatını ise artık tutuklu gazetecilerin ve akademisyenlerin davalarını takip ederek geçireceğini söylüyor. Kendilerini içeride ayakta tutanın dayanışma olduğunu belirten Aksoy, imkanları ölçüsünde dayanışmanın bir parçası olacağı sözünü veriyor.

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar