Eki 28 2017

'Kürt siyaseti yok edilirken CHP sustu'

Türkiye darbe sürecine 15 Temmuz’da değil, 7 Haziran seçimlerinden itibaren girdi. Parlamento dağılımında ortaya çıkan tablo, devlet erkanında panik yarattı. AKP’nin olmadığı her türlü hükümet seçeneğinde HDP’nin ortak ya da dışarıdan destekleyen kilit parti haline gelmesi, 12 Eylül tarzı bir çözüm ihtiyacı yarattı.

12 Eylül’ün Kürt politikasının önünü kesme formülü yüzde 10 barajıydı… Kürt nüfusundaki hızlı artış ve siyasi bir parti etrafındaki örgütlenme başarıları, 12 çözüm biçimini etkisiz hale getirdi.

15 Temmuz’a giden sürecin formulü ise, Meclis’i devre dışı bırakan başkanlık formülü oldu. Nüfus artış hızı ne olursa olsun, bir Kürt’ün başkan seçilmesini imkansız kılan ‘başkanlık sistemi’ raftan MHP lideri Devlet Bahçeli tarafından dile getirildi.

Partisinin 12 Ekim 2106’daki Grup toplantısında konuşan Bahçeli, rejim sorununu gündeme getirerek Erdoğan’ın önüne başkanlık sistemi kartını attı.

Tarafların uzlaşacakları maddeler azdı: Kürt siyasetinin önünün kesilmesi, Cemaat’in devlet ve sivil toplumdan sökülüp atılması, Batı ile araya mesafe konulup Rusya çizgisine yaklaşılması…

Başkanlık sistemine giden yolda yapılması gereken bir şey daha vardı, Kürt siyasi hareketinin geriletilmesi.

Bu amaçla başta HDP eş genel başkanları ve milletvekilleri  tutuklandı, ardından sıra belediye başkanları ve parti yöneticilerine geldi.

HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutuklanmalarının üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçti. Davalar üst üste gelmiyor, yağıyor.

CHP bütün bu sürece seyirci olmasının ötesinde destekçi. HDP’li belediye başkanlarını görmezden gelen Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın üzerine titrer hale geldi. CHP’nin AKP-MHP çizgisine utangaç desteğine karşı çıkan nadir isimlerden biri Sezgin Tanrıkulu. Tanrıkulu, devletin Kürt siyasetçilerine tutumunu değerlendirdi:

Hükümet kendi iktidarını baskı ve hukuk dışı uygulamalarla sürdürebilme noktasına gelmiştir. Yargıda buna zemin hazırlayan bir tutum içerisindedir. Tutuklu olan HDP Eş Başkanının 1 yıldan uzun süredir yargı önüne çıkmaması, kendisiyle ilgili iddianamenin uzun sürede hazırlanması, hangi mahkemede yargılanacağı tartışmaları da bunun işaretidir. Hükümet referanduma giden süreçte HDP’yi ve arkasında ki siyasal gücü etkisiz hale getirmek istedi belki kısa vadede bunu başardılar ama uzun vadede yarattıkları bu hukuksuzluk altında ezilecekler.