Eki 28 2017

A'dan Z'ye Katalonya krizi

Öncelikle Katalonya neresi? 

Katalonya İspanya'nın kuzey doğusunda, yaklaşık bin yıllık tarihe sahip, özerk bir bölge.

Barselona'yı içine alan 32 bin kilometrekarelik bölgenin kendi dili, bayrağı ve marşı var. Bölge aynı zamanda kendi polis kuvvetine de sahip ve çoğu kamu hizmetlerini özerk yönetim sağlıyor.

Ne oldu? 

Kısaca, Katalonya parlamentosunun 1 Ekim'de düzenlediği referandumda seçmenlerin yüzde 90'ı bağımsızlık istedi. Ancak, bu noktada, Katalan halkının yalnızca yüzde 42'sinin oylamaya katıldığını hatırlatmakta fayda var. Bunda, tabii, merkezi yönetime bağlı polisin referanduma şiddet kullanarak müdahale etmesinin, çok olmasa da, etkisi var.

İspanya hükümetinin tüm baskısına ve uluslararası diyalog çağrılarına rağmen, Katalan parlamentosu Cuma günü İspanya'dan bağımsızlığını ilan etti.

Bunun üstüne İspanya parlamentosu, Anayasa'nın 155. maddesini yürürlüğe koyduğunu ve Katalonya üzerinde yeniden tam kontrol sağlayacağını açıkladı.

İspanya Başbakanı Mariano Rajoy da, Katalan parlamentosunu feshettiğini ve 21 Aralık'ta bölgesel seçimlerin yapılacağını duyurdu.

Aynı zamanda Katalonya'da görevli 17 bin kişilik polis kuvveti İspanya İçişleri Bakanlığı'na bağlandı. Emniyet müdürü Josep Lluis Trapero ise görevinden alındı.

Katalonya Devlet Başkanı Carles Puigdemont baskılara demokratik şekilde direneceklerini söyledi ve Katalan halkını kutlamalarda "ölçülü" davranmaları konusunda uyardı.

İspanya Başbakanı Mariano Rajoy ise, "İspanya ciddi bir ülke, büyük bir millet ve kimsenin anayasamızı görmezden gelmesine izin vermeyeceğiz" dedi.

Peki bağımsızlık meselesi yeni mi?

Katalonya, İspanya'nın en zengin, endüstrileşmiş ve liberal bölgelerinden biri. Katalanların ciddi bir kimlik algısı var ve kendilerini kesinlikle İspanyol olarak görmüyorlar.

Bunda Franco döneminin Katalan kimliğine uyguladığı baskının da etkisi büyük. Bu konuyu en iyi FC Barcelona ve FC Madrid arasındaki "ezeli" rekabetten biliyorsunuzdur. 

1931'de özerk ilan edilen bölge, Franco döneminde merkezi yönetime bağlanmış; Franco'nun ölümüyle 1976'da yeniden özerk yönetime dönmüştü.

Ancak 2006'da özerklik yasası yeniden yazıldığında, Katalanlar değişikliklere itiraz etti. Buna rağmen, bu yasayı yürürlüğe sokan referandum yüzde 74 oyla geçti. Bu noktada, yine, referandumda yalnızca yüzde 49 oranında seçmen oy kullanmaya gitmişti.

2008 yılında patlak veren ekonomik kriz ise Katalanların mutsuzluğunu arttırdı. Zira Katalonya krizin "teğet geçtiği," hali vakti yerinde bir bölgeydi ve İspanya'nın geri kalanına yardım dağıtıyordu.

Katalonya gerçekten de diğer bölgelerden fazla mı harcama yapıyor? 

Hangi Katalan vatandaşının ne kadar vergi verip, bunun karşılığını ne oranda aldığını hesaplamak elbette hayli zor. Fakat 2014 verilerine göre Katalonya, İspanya'ya; okul, hastane gibi hizmetler yoluyla aldığından 9.89 milyar Euro fazla vergi ödemiş. Bu da bölgenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 5'ine tekabül ediyor.

Brookings Institute'e göre, "devletler günümüzde kültürel çeşitlilik ve ekonomik eşitsizliği yönetmekte zorlanıyorlar ve bu, İspanya gibi zengin ve sağlam demokrasiler için bile geçerli."

Tepkiler nasıl oldu?

Aslında, pek tepki olmadı. Avrupa Birliği, birçok arabuluculuk çağrısına rağmen, "aile içi kavgaya karışılmaz" tavrını sürdürdü. Bir yandan İspanya Anayasası da ortadaydı: Katalonya'da düzenlenen referandumun da, parlamentonun bağımsızlık kararının da Anayasa'ya aykırı olması, AB'ye söyleyecek pek söz bırakmadı.

Ancak Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk durumun "endişe verici" olduğunu dile getirdi.

AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ise, Avrupa'nın daha fazla çatlağa daha fazla ayrılığa ihtiyacı yok" diye konuştu.

Şimdi ne olacak? 

Katalan halkının İspanya'nın aldığı önlemlere karşı boykot, grev ve toplu gösteri hakkını kullanacağına kesin gözüyle bakılıyor.

İki yönetim arasındaki anlaşmazlığın çatışmaya dönüşmesi beklenmiyor. Ancak referandum günü İspanya polisinin oy kullanmak için sokağa çıkan halka yaptığı sert müdahale, İspanya merkezi yönetiminden beklenebilecek tepkileri muğlaklaştırıyor. 

İspanyol savcıların ise "başkaldırı" suçlamasıyla dava açacağı düşünülüyor. Başkaldırının cezası ise 30 yıl tutukluluk.

İspanya merkezi hükümetinin yapabileceği çok fazla bir şey yok gibi görünüyor. Şu anki plan, aralık seçimlerine kadar Katalonya'ya bolca yaptırım uygulamak.