Eki 29 2017

Abdullah Gül figüran mıydı yoksa bir aktör mü?

‘‘AKP’de, artık Cumhurbaşkanı Erdoğan dışında, kimsenin zerre kadar önemi kalmadı...

Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe başkanları, hepsi ama hepsi birer "figüran"...

Hiç bir kıymet-i harbiyeleri yok…’’

Bu satırlar, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başdanışmanı Ahmet Sever’e ait…. 

Haklı, doğru ve eksik…

Eksik çünkü bir aktör olması gereken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün neden bir figüran gibi davranmayı seçtiğini açıklamıyor. Gül, Cumhurbaşkanlığı koltuğunda otururken Gezi sonrası önüne getirilen sosyal medya yasası dahil, tüm yasakçı yasaları gözünü kırpmadan onayladı.

Aynı Gül, Kürt yerleşim merkezleri yakılıp yıkılırken, Cemaat mensubu olduğu gerekçesiyle yeni doğum yapan anneler bebeleriyle hapse atılırken, Kayseri’de ona omuz vermiş insanların mallarına el konulurken bir aktör olmak istemedi. Saygın bir figüran olmayı tercih etti…

Türkiye bugün böyle bir konuma geldiyse, Sever’i AKP’nin içinde bulunduğu duruma isyan ettiriyorsa, biraz da ayda 3 bin lira maaşa çalışan akademisyenler risk alıp barış bildirisine imza atarken Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi siyasetçilerin sessiz kalması yüzündendir biraz da…

Melih Gökçek’in bir belediye başkanı olarak direnme şansı olmayabilir belki ama Abdullah Gül’ün özgürlüklere, hak ve özgürlüklere sahip çıkma gücü vardı; yapmadı, yapamadı. Twitter demokratı olmayı seçti.

Bunu bir tarafa koyarsak, Sever’in elbette haklı tesbitleri var. Hepimizin gördüğü, katıldığı ve destek verdiği. Evet, AKP artık tamamen Erdoğan’ın Partisi ve geri kalan herkes sıradan bir figüran… Bir Adile Naşit, Hulusi Kentmen gibi değil, sahnede görünüp kaybolan cinsten figüran.

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar