Eki 29 2017

Cezaevleri işkence ve hak ihlalleri ile anılır oldu

15 Temmuz darbe girişiminin ardından cezaevleri dolup taştı. Darbeye karıştığı iddiası ile tutuklananların sayısı 50 bin. 105 bin kişi ise yargılanıyor. Tutuklananların büyük bölümünü ise Gülen grubu sempatizanları oluşturuyor. 

Olağanüstü Hal (OHAL) nedeniyle cezaevlerindeki koşullar, tutuklu ve hükümlüler açısından iyice kötüleşmiş vaziyette. Özellikle "Fetullahçı Terör Örgütü" (FETÖ) ve PKK üyeliği/destekçiliği ile suçlanarak tutuklananlara yönelik hak ihlalleri, işkence ve kötü muamele iddialarının ardı arkası kesilmiyor.

Adalet Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'deki cezaevlerinin kapasitesi 202 bin. Oysa bu sayı 224 bine çıkmış durumda. Geriye kalan 22 bin kişi yerlerde yatmak zorunda. Annesiyle birlikte cezaevinde kalmak zorunda olan bebek sayısı 2017 Nisan ayı itibariyle 516 idi. Ancak bu sayı şimdilerde 668 olarak güncellenmiş durumda. 

Change.org'da bebekli annelerin serbest bırakılması için halihazırda bir imza kampanyası da yürütülüyor.

Ancak sayıların ötesinde çok sayıda işkence ve kötü muamele iddiası var. Uluslararası Af Örgütü'nün Türkiye şubesi tarafından F Tipi Cezaevi koşullarına dair bu yılın Haziran ayında açıklanan rapora göre, cezaevi transferleri öncesi, sırası ve sonrasında mahkumların dövüldüğü ve bazılarının işkence gördüğüne dair birbiriyle tutarlı çok sayıda bilgi bulunuyor. 

F tipi cezaevlerinde mahkumlar ya tek başlarına ya da en fazla üç kişi birlikte tutulmakta. Bazıları günler boyunca gardiyanlar dışında hiçbir insanla görüştürülmüyor ve aile/avukat görüşleri de sınırlı.

Her ne kadar Türkiye'nin de taraf olduğu İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına dair Avrupa Sözleşmesi'nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) 3. Maddesi ve BM İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık dışı veya Onur Kırıcı Muamele ve Cezaya Karşı Sözleşme (İşkenceye Karşı Sözleşme), işkenceyi yasaklasa da Türkiye'nin bu konudaki sicili hayli kötü. 

En fazla ihlal ihbarlarının geldiği cezaevleri ise, darbe sonrası tutuklananların çoğunlukla bulunduğu cezaevleri. Silivri Cezaevi ve Kürt illerindeki hapishaneler bu konuda başı çekiyor.

İskenderun M Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan Agit Tekin’in annesi Bahriye Tekin, 18 Ekim gecesi saat 03.00 sularında yaklaşık 50 gardiyanın arama bahanesiyle baskın yaptığını, buna tepki gösteren 12 tutuklunun ranzalardan indirilerek cop, tekme ve yumruklarla darbedildiğini söyledi.

5 Nisan'da Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, Van T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’ndaki tutukluların şikâyetleri hakkında işlem yapılmamasından, çıplak arama, tek kişilik hücre gibi kötü muamele ve işkence uygulamalarından, Cezaevi İdaresi’nin ve gardiyanların/memurların insanlık onuruna aykırı işlemlerinden şikayet ediliyor.  

Van F Tipi Cezaevi

       Van F Tipi Cezaevi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Cezaevi Komisyonu'nun, Elazığ T Tipi cezaevi ile ilgili yılın ilk altı ayına dair hak ihlallerini içeren raporunda da benzer şikayetler bulunuyor.

Çıplak arama, tepki veren mahkumlara şiddet, doktor kontrolünden geçirmeme, psikolojik işkence, sürüklenerek götürme, fiziki işkence, sözlü hakaret, yakınlarla görüştürmeme, esas duruşta bekletme, 1 numara saç tıraşına zorlanma, tutuklulara cezaevi temizletme, temizlik maddelerine erişimin engellenmesi ve basın yayın araçlarına ulaşımın engellenmesi yaygın ihlaller arasında.

Silivri Cezaevi bu konuda adı en fazla kötüye çıkanlardan. Eylül ayının sonunda, tutuklu mahkumlar Mehmet Özdemir ve Mazlum Arslan'ın domuzbağı yapılarak dövüldüğü ardından da tecride atıldığı iddiaları gündeme geldi. İddianın sahibi ise Özdemir'in eşi Betül Özdemir. 

Silivri 2 nolu Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu mahkûmlar Mehmet Özdemir ve Mazlum Arslan’ın önce domuzbağı yapılarak dövüldüğü, ardından “süngerli oda”ya atıldığı öne sürüldü. İşkence iddiası, Mehmet Özdemir’in eşi Betül Özdemir’in açık görüş için cezaevine gitmesi ile ortaya çıktı.

Benzer işkence şikayetleri gazetecilerden de geliyor. 13 ay sonra ilk kez Haziran ayında hakim karşısına çıkan gazeteci Nedim Türfent, cezaevinde çok ağır bir işkenceye maruz kaldığını anlattı.

Gözaltına alınırken işkence gördüm. Yüzleri maskeli polis memurları dipçik ile vucüdumun arka tarafından taciz ettiler. Bir güvenlik görevlisi ayağı ile kafama basıp selfie çekti. Gördüğüm işkenceye dair darp raporları mevcuttur. Suç duyurusunda bulunmuştum. Burada yine suç duyurusunda bulunuyorum. Öldürülen insanların fotoğraflarının paylaşıldığı JİTEM isimli Twitter hesabından fotoğrafım yayımlanarak ölümle tehdit edildim.

Tutuklu gazeteci Nedim Türfent

         Türfent Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tutuluyor

Yine Silivri Cezaevi'nde ve Tekirdağ'daki 1 Nolu F Tipi Cezaevi'nde üç ayrı vakada kadın mahkumlara işkence yapıldığı iddiaları gündeme geldi. Avukatlara göre, kadın tutukluların göğüs uçlarına iğne batırıldı ve göğüslerinden sıvı akıncaya kadar sıkıldı. 

Bir başka vakada ise, 29 kadın tutuklu Silivri Cezaevi'nde gece gardiyanlar tarafından dövüldükten sonra başka bir cezaevine transfer edildi. Ağustos ayında ise,tutuklulardan Umut Gündüz Altın, Murat Yüksek ve Musa Kurt, güvenlik kameralarını kapattıkları gerekçesiyle işkenceden geçirildi. İddiaya göre, 30 gardiyan tarafından dövülen Kurt ve Yüksek görme yetisini kaybetti.

Cezaevlerinde işkenceye maruz kalanlarla ilgili net bir sayıya ulaşılamazken, tekil örneklerin sayısının fazlalığı, darbeden sonra hak ihlallerinin arttığını ortaya koyuyor.