Eki 31 2017

Cumhuriyet tarihinde yeni bir rekor: 69 bin öğrenci mahpus

Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı 2016 yılı sonu verilerine göre, Türkiye’de cezaevlerinde 69 bin 301 öğrenci var. Üstelik tutuksuz yargılanan öğrenci sayısı buna eklendiğinde, sayı 100 bin’i geçiyor.

Bu, Cumhuriyet tarihinde bir rekor. 2013 Mayıs ayında cezaevindeki öğrenci sayısı iki bin 776’yken, bu sayı son dört yılda 25 kat arttı. Türkiye’de her üç mahpustan biri öğrenci.

Gözaltına alınma, tutuklanma ve tutuklu yargılanma süreçleri başlı başına bir sorun. Öğrenciler “örgüt üyesi olmadan, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar” gibi son derece geniş ve suistimale açık bir tanımlamayla tutuklanıp, yıllarını eğitim haklarından mahrum biçimde geçiriyorlar.

Cezaevindeki iki öğrencinin vasiliğini yapan öğretim görevlisi İpek Özel, öğrencilerin, “terör örgütü üyesi olmamakla beraber basın açıklaması okudu, parasız eğitim eylemine katıldı, piknikte halay çekti” gibi suçlamalarla tutuklandığını söylüyor.

OHAL döneminde sıklıkla karşımıza çıkan “gizli tanık” kavramına bir de “isimsiz ihbar”ın çıktığını söylüyor Özel: “Bu kişiler kendi isimlerini vermeden insanları ağır ithamlarla suçluyor. Üstelik bu ihbarlar en üst kademede mahkemelerce makbul kabul edilip, öğrenciler ilk duruşmaya kadar bile aylarca içeride tutuluyor.”

Burada, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yürülüğe konulan KHK devreye giriyor ve anayasal hak olan eğitim hakkını da, mahpusların yargılandıkları yasa maddelerine göre ayrımcılığa uğramama hakkını da askıya alıyor:

Eğitimlerine tutuklu olarak devam etmek isteyen öğrencilere, “Terör örgütü üyeliği ya da bu örgütle faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar nedeniyle tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunanların; açıköğretim okulu, açıköğretim lisesi, uzaktan eğitim fakültesi, örgün eğitim ve açıköğretim fakültesi sınavlarına OHAL süresince katılmamayacakları” tebliğ ediliyor.

OHAL altında öğrencilerin ders kitaplarına da erişimi yok. Cezaevindeki öğrenciler devamsızlıktan sınıfta bırakılmazlarsa, dönem başına ödemeleri gereken harç ücretinin altından kalkamadıkları için okulu bırakmak zorunda kalıyorlar.

Özel Cumhuriyet’e verdiği röportajda, “Üniversite tutuklanan öğrencilere, disiplin ve uzaklaştırma cezası veriyor; hüküm giydiklerinde de atıyor” diyor. “OHAL’den dolayı kazandıkları üniversiteye kayıt yaptıramıyorlar.”

Cezaevleri çok kalabalık. 3 kişilik F tipi yerde 7-8 kişi, 10 kişilik L tipinde 20-22 kişi kalıyorlar. Yerlerde yatıyorlar, tuvaletler taşıyor. Sürekli sürgün yiyorlar, bir ilden başkasına götürülüyorlar. Çok disiplin cezası alıyorlar, infazları yanıyor.

Bu gençler etraflıca araştırılıp, soruşturulmadan onlarca yıl F tipi cezaevlerinde tutuluyor. Ceza almadan okuldan uzaklaştırılıyorlar, hüküm giydiklerinde ise tamamen üniversiteden atılmaları gibi geri dönüşü olmayan kayıplarla karşılaşıyoruz. Onlar için özel düzenlemeler yapılmalı, öğrenci ya da gençlik kanunu çıkmalı. Sınavlara girmeleri için bu kadar engel yerine daha da kolaylaştırıp eğitimden kopmamaları sağlanmalı.

Yine Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, kapasitesi 207 bin 339 olan cezaevlerinde toplam 229 bin 790 kişi bulunuyor. Yani Türkiye cezaevlerinde 22 bin dolayında kapasaite fazlası var. Son 5 yılda cezaevlerinin nüfusu 97 bin arttı. 2003 yılında ise cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 59 bin 429’du. Şu an sadece tutuklu öğrencilerin sayısı bile, bu sayının 10 bin üzerinde.

Bir taraftan yeni mahkumları yerleştirmek için cezaevi yıkım ve yapımı da tam gaz devam ediyor. Adalet Bakanlığı yetkilileri, 76 ceza infaz kurumunun ihale aşamasında olduğunu, 113 ceza infaz kurumunun proje aşamasında olduğunu, 18 tane kurumun da planlamasının yapıldığı belirtiyor.

Cumhuriyet gazetesinin haberinin tamamını linkten okuyabilirsiniz: