Eki 31 2017

Bay Trump’ı zora sokan soruşturma

WASHINGTON - Paul Manafort, Richard Gates ve George Papadopulos ile ilgili pazartesi sabahı gelen savunma belgelerindeki ilk pakette, ABD Başkanı’nın kampanya şefi olarak yılarca çalışan bir kişinin, Putin’in kukla hükümeti için yabancı servislere çalıştığı belirleniyor. Bu kişinin kampanya esnasında FBI ve Adalet Bakanlığı’nı aldattığı ve ciddi bir miktardaki kara parayı akladığı iddia ediliyor.

İkinci ve daha çarpıcı olan pakette ise şu anda Trump’ın kampanya ekibindeki bir kişinin, kampanya ve Rus hükümeti yetkilileri arasında bir görüşme düzenlediği, Rus hükümeti ile bağlantılı olduğunu bildiği kişiler ile birlikte çalıştığı ve Hillary Clinton adına binlerce kirli e-postaya saldırıda bulunduğu, FBI’ı kandırdığı yönündeki itiraflar yer alıyor.

Manafort-Gates iddianamesini ve Papadopulos’un savunma şartnamesini derinlemesine incelemeden önce bu iki iddia üzerinde durduğumuzda, birinin henüz iddia aşamasında olduğu diğerlerinin ise kabul edildiği görülüyor. 

Kısaca, Trump kampanyasında en az bir kişinin yabancı servisler (Rusya ile ilişkili) ile çalıştığı belli oluyor. Bu arada, Başkan Trump’ın Amerikan halkına kendisinin ve kampanyasının Rusya ile ilişkisi olmadığını söylediğini belirtelim.

Bu belgelerin yayınlanması, 2016 seçimleri esnasında görmezden gelinen, kampanya ve Rusya arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. Aynı zamanda yemin altında soruşturmacılara verilen ifadelerin doğruluğu hakkında derin soru işaretleri meydana çıkarıyor.

Papadopulos’un savunmasının sürpriz bir şekilde açığa çıkması ile başlayalım. Papadopulos, Trump’ın kampanyasına ilk kez Mart 2016 tarihinde katıldı. Bu ay içinde Trump, çok sayıda Cumhuriyetçi dış politika ve ulusal güvenlik uzmanının kendisinin yanında duracağının sözünü vermemesinin ardından dış politika uzmanlarını ilan etmek konusunda büyük bir baskı altında kaldı. Böylece Trump, Papadopulos ve Carter Page’i içeren bir liste hazırladı.

Washington Post Gazetesi, bu yılın Ağustos ayında, Papadopulos’un 2016 yılının Mart ve Mayıs ayları arasında, Trump’ın idaresinde ABD ve Rusya ilişkilerini görüşmek üzere  bir toplantı teklif ettiğini belirtti. Fakat Trump kampanyası yönetimi Papadopulos’un bu girişimlerini reddetti. Ancak daha sonra yapılan soruşturmada Papadopulos’un reddedilenlerden çok daha fazlasını yaptığı ortaya çıktı.

Papadopulos’un 27 Ocak 2017’de FBI’a verdiği ifadesinde kendi tutum ve davranışları ile ilgili yalan ifade verdiği görülüyor. Amerikan yasalarına göre FBI’a verilen yalan ifadeler kovuşturma sebebi sayılıyor.Bu durumda yalanın ispatlanması, asıl suçun ispatlanmasından daha kolay bir hale gelmekte. Yani yasalara göre birime yalan ifade vermek de suç teşkil ediyor. Ortada bir suçun olması daha kolay bir hale geliyor.

Mueller’de Papadopulos ile ilgili yukarıda bahsi geçen yalan ifade verme meselesinden çok daha fazla veri olduğunu söyleyebiliriz. Son durumda, yalan ifade meselesinin, savunma şartında savcıların kendisine vermiş olduğu müddetin bir diyeti olduğunu görüyoruz.

Bahsi geçen, Papadopulos’un savunma şartı, tamamlanmamış olmasına rağmen, şaşırtıcı bir açıklık ile Trump’ın 2016 ilkbaharındaki kampanyasında olanları ortaya koymaktadır. 

Bu şart bu dönemde Trump’ın kampanya ekibinin üyeleri, Rus yetkiler ile bir görüşme düzenlemek için aktif bir şekilde çalıştığını ortaya koyuyor. Ayrıca kampanyanın başlangıç döneminden itibaren düzenlenen toplantıları ve saldırıda bulunulan e-postaları ortaya koyuyor. E-posta saldırıları, 19 Mart 2016’da gerçekleşmişti ancak bu olay 9 Ekim 2016 tarihine kadar kamuoyuna açıklanmadı.

Aynı zamanda şartta Başkan Trump hakkında da kendisine zarar verebilecek bilgiler yer alıyor. Papadopulos, diğer dış politika uzmanları ile birlikte, aralarında Trump’ın da bulunduğu, 31 Mart 2016 tarihinde bir ulusal güvenlik toplantısısına katıldığını söylüyor. 

Papadopulos bu toplantının Trump ve Putin arasında bir görüşme düzenleme ile ilgili olduğunu belirtiyor. Bunun anlamı, seçimlerdeki Rusya müdahalesi ve e-posta saldırılarının kamuoyu tarafından bilinmemesine rağmen, Trump’ın kampanyasının Rusya ile ilişkiye geçme çabası hakkında bilgi sahibi olduğu veya olması gerektiği oluyor.

Manafort-Gates iddianamesi, farklı ve çarpıcı bir iddianame. İddianamenin 6’ncı Paragrafına göre, 75 milyon dolardan fazla bir para off-shore hesaplarına akıyordu. Bu paranın 18 milyon dolarının aklandığı iddia edilmekte.

Bu kara paranın aklanması ‘‘ABD’den Ukrayna’ya olan ödemeleri gizleme’’ iddiasıyla, Manafort’un Trump’ın kampanyasında çalıştığı dönem boyunca gerçekleşti.

Manafort’un Ukrayna Bölgeler Partisi adına gayrı-resmi bir yabancı biriminin olduğu buna karşın 2014’te Yanukoviç’in devrildiği raporlarda yer alıyor. Dolayısıyla Trump en azından, Manafort’un kampanya süresinde bir ajan olmadığını öne sürebilir.

Ancak yine de, Manafort’un ajanlık durumu ile ilgili yalan söylediği iddiaşu var. Papadopulos’un e-posta ve Trump-Putin toplantıları ile ilgili itiraflarında, Manafort’un Putin’in müttefiklerinden birini temsil ederken elde ettiği kara parayı aklamakla suçladığı iddia ediliyor.

Bu belgelerin ardından, Trump  iddiaları Twitter vasıtasıyla reddetti. Trump,  Manafort’un o dönemde kampanya ekibinde yer almadığını, Clinton’ a odaklanılması gerektiğini ve hilenin olmadığını söyledi.

Bu tuhaf durumun politik sonuçları ile ilgilenmiyoruz.

Şunu belirtiyoruz: Mueller’in dosyası açması önemli bir güç gösterisi. Tanıkları ve iddia edebildiği suçları mevcut.

Beyaz Saray’ın soruşturmanın Pazartesi sabahı ortadan kaybolacağına dair umudu yok. İşler burada daha da kötüye gidiyor.