ilhan Tanir
Kas 01 2017

Zarrab'ın savcılıkla anlaştığı iddiaları güçlendi: Yeni bir dönem mi?

Reza Zarrab davasına 4 haftadan az bir süre kala, Zarrab’ın davaya katılıp katılmayacağı tartışma konusu oldu. Konu, davanın sanıklarından Halkbank eski genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın avukatları Victor Rocco ve Cathy Fleming’in Pazartesi günü mahkemeye sunduğu ve savcılığın tape dinletme kararına itiraz niteliğindeki görüşte yer aldı. Avukatlar, Reza Zarrab’ın davaya 6 Eylül tarihinden beri iştirak etmediğini ve Atilla’nın 27 Kasım’da görülecek davadak tek sanık olmasının büyük bir ihtimal olduğunu belirtti.

Atilla’nın avukatları, ayrıca, Zarrab’ın henüz 6 Eylül tarihinde dördüncü versiyonu yayınlanan ve eski bakanlardan Zafer Çağlayan’ın da eklendiği son iddianameyi reddetmek için bir girişimde bulunmadığını da, sundukları 27 sayfalık görüşte belirttiler.

Zarrab'ın, mahkemede aleyhinde sunulacak tapelere verilen süre içinde etmemesiyle; savcılıkla anlaştığına dair işaretlerin de giderek arttığı, Amerikan basınına yansıdı. Zarrab’ın avukatları, Atilla’nın avukatlarının yaptığı gibi, jüri seçimi için de soru hazırlamadılar. Konuyla ilgili olarak New York Times gazetesine konuşan eski ceza savcısı Daniel C. Richman, "Duruşmaya giden bir avukatın, jüri huzurunda gerçekleşecek bir dava için bu kadar önemli fırsatları kaçırması pek beklenmez" dedi.

Zarrab’dan başka, Atilla'yla birlikte davaya çıkacak bir sanık da yok. Geri kalan 7 sanık ya Türkiye’de yaşıyorlar ya da ABD dışında.

Uzun süredir Zarrab’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da "itirafçılık" olarak tanımladığı şekilde, savcılarla anlaştığı ve davalarda sanık olarak mahkemeye çıkmayacağı konuşuluyor.

Zarrab hakkında 75 yıl hapis istenmiş olması ve Erdoğan hükümetinin bütün gayretlerine rağmen serbest bırakılmasının pek de mümkün olmadığının görülmesi, Zarrab’ın "anlaşacağını" düşünenler için en önemli deliller.

Finansal suçlar uzmanı Kenneth Rijock Ahval’e, Zarrab’ın itirafçı olup olmadığı konusunda Atilla’nın avukatlarının yaptığı açıklamalarla ilgili şöyle konuştu:

Zarrab, şimdiye kadar, ABD savcılığı ile işbirliği yapacağı ya da ‘suçsuzum’ yerine ‘suçluyum’ şeklinde bir itiraf yaptığına, niyet değiştirdiğine dair beyanda bulunmadı. Eğer hüküm giyerse onu çok uzun bir hapis hayatı bekliyor. Kendisini de bu nedenle suçluluğu kabul edebilir. Bu onun için akıllı bir hareket olur; çünkü kanıtlar, hüküm giymesi için yeterli görünüyor. Sonrasında gelecek temyiz başvurusunun başarılı olma şansı, istatistiki olarak oldukça düşük. Jürinin verdiği kararlar, çok ciddi bir hukuksuzluk olmadıkça, genelde temyiz aşamasında da geçerli kalır.

Zarrab ve Atilla; ABD’nin İran’a karşı yaptırımlarını yasadışı yollardan delmek için Halkbank üzerinden milyarlarca dolarlık finansal işlem yaparak ABD'yi dolandırmakla, İran üzerindeki ambargoları kırmakla, belgelerde sahtecilik yapmakla ve para aklamakla suçlanıyor.

Türkiye’de, bakanlar dahil, birçok kişinin bu davanın ilgi alanına dahil olduğu sanılıyor.

Geçtiğimiz hafta savcılığın yayınladığı 5 sayfalık görüşte, "Genişletilmiş iddianame (6 eylül iddianamesi) açık bir şekilde göstermektedir ki, iddia edilen çark savcılığın şimdiye dek açıkça suçladığı kişilerin dışında başkalarını da içermektedir’’ demişti.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da iddianameye; para aklama, İran'a karşı ambargoları delen çarkı yönetmek ve korumak suçlarıyla girmiştidahil edilmişti.

27 Kasım'da başlaması beklenen jürili duruşmalardan önce New York Güney Bölgesi Savcılığı ile anlaşması halinde Zarrab, ifadelerini Büyük Jüri önünde ve basına kapalı olarak verecek. Söyleyecekleri kamuya açık olmayacak.

Ancak ifadelerinden sonra, Zarrab'ın aleyhinde tanıklık edeceği kişiler için yeni soruşturmalar açılacak ve iddianameler hazırlanacak. Bir zincirleme şeklinde sanık sayısı artabilir.

İtirafçı olması halinde kendisine yöneltilen dört büyük suçtan en az birisini kabul etmesi ve yıllarca İran ambargosunu delmek için ortaklık yaptığı iddia edilen isimleri vermesi, söylediklerinin de tümünün doğru olması gerekiyor.

Olmadığı takdirde Zarrab’ın itirafçılığının da bir anlamı kalmamış olacak.

Zarrab suç ortağı olarak başkalarının isimlerini verirse, bu kişilerin de suçlarını anlatması gerekecek.

Bu şartlar gerçekleşirse, Zarrab ile birlikte bir başka sanık olan Halkbank yetkilisi tutuklu Mehmet Hakan Atilla'nın da durumu zorlaşmış olacak.

"Suçsuzum" diyen Atilla'nın aleyhinde tanıklık edebilecek Zarrab, Atilla'nın savunmasını çok daha zayıflaştırabilir ve Atilla da konuşmaktan başka bir yol bulamayabilir.