Mark Bentley
Kas 01 2017

Erdoğan başarısız oldu – şimdi kim suçlanacak?

FRANKFURT- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de Cumhuriyet’in kuruluşunun yüzüncü yılı olan 2023 için öngördüğü önemli hedeflere ulaşmada başarısız olacak.


Ekonomik büyümeden işsizliğe, rüzgâr santrallerinden sağlık hizmetlerine, dış ticaretten Avrupa Birliği üyeliğine tüm hedefler erişilmekten uzak...


Erdoğan, 2011 yılında büyük tantana ile 2023 yılı Türkiyesi için hedeflerini ortaya koydu. Anayasa'da demokratik değişiklikler için yakın zamanda oy kullanan ülke, dünyanın en büyük on ekonomisinden biri haline gelecekti. Kişi başı ortalama gelir 25.000 dolar olacaktı ve ekonomi geliştikçe işsizlik azalacaktı.


Erdoğan'ın İslamcı kökenli partisi, insanlar değişim talep ettiği için 2002 yılında iktidara yükseldi. Zayıf koalisyon hükümetleri, yolsuzluk, ekonomik kriz ve büyük ölçüde beceriksiz dış politika sonrasında seçmenler, laik seçkinlerden hayal kırıklığına uğradı.


2011 yılına gelindiğinde İstanbul eski belediye başkanı ülkeyi değiştirmişti. Türkiye güvenli bir şekilde ilerliyordu, ekonomik büyüme Çin ile kıyaslanıyordu ve ordu siyasetten uzaklaştırılmıştı. Bu arada şirketler Afrika ve Orta Doğu'da yeni pazarlara girdikçe ihracat da rekor seviyeye doğru gidiyordu. Herkes Türkiye'yi konuşuyordu.


En yakın tarihli hikâye hakkında çokça yazılıp çizildi, bu nedenle burada ayrıntılara girmeyeceğim. Gezi Parkı, 2013'te hükümeti karıştıran yolsuzluk skandalı, tek kişilik rejime gösterişli geçiş ve 2016 darbe teşebbüsü...


Ülkenin görünümünün daha karanlık olduğunu söylemek gerek. Ve Erdoğan'ın, Atatürk Cumhuriyetinin yüzüncü yıl dönümünde gelişen, canlı bir demokrasi olarak dünyanın en iyi ekonomilerinden biri olma hedefi artık öldü.


Erdoğan, 2023'te ekonominin 2 trilyon dolar değerinde olacağını söyledi. Türkiye şu anda 834 milyar dolar ile dünyanın en büyük 17’nci ekonomisi olarak ölçülüyor. 10’uncu büyük ekonomi olan Kanada'nın gayri safi milli geliri 1,5 trilyon dolardan fazla… Türkiye'de yıllık milli gelir 2013 yılında 950 milyar dolara yükseldi ise de kısmen Lira'nın değerinin düşmesine de bağlı olarak halen toparlanamadı.


İnatla iki katına çıkan işsizlik, iktidara geldiğinden beri Erdoğan'ın koyduğu yüzde 5'lik hedefe ulaşamadı. Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 21. Geçen yıl ekonomik verilerin hesaplanmasındaki ince ayara karşın Türkler yılda ortalama 14.071 dolar kazanıyordu.


Erdoğan'ın 29 Ekim kutlamalarında 500 milyar dolara ulaşacağını söylediği yıllık ihracat 2014 yılında 158 milyar dolar idi. O tarihten bu yana, kısmen de Türkiye’nin sınırlarındaki çatışmalar nedeniyle geçtiğimiz yıl toplam ihracat 143 milyar dolara geriledi. 1 trilyon dolarlık hedefe rağmen 2016 yılında toplam dış ticaret 340 milyar dolar seviyesinde kaldı. Erdoğan'ın gazetecilerin ve konsolosluk görevlilerinin hapsedilmesi nedeniyle siyasi kavgaya tutuştuğu ABD ve Almanya ile ticaret durdu.


Enerji sektöründeki hedeflere gelince, üç nükleer enerji santrali henüz inşa edilmedi. Kurulu rüzgar gücü 6 gigawat ve ilave 5 gigawattlık enerji sağlayacak teklifler iki yıldan fazla süredir ertelenmekte, bazıları 5 yıllık ertelemeye uğradı. Bir sanayi uzmanı bu hafta bana, 20 gigawatt hedefinin gerçekleşmeyeceğini söyledi.


CIA World Factbook'a göre sağlık alanında, Erdoğan'ın en büyük başarılarından biri olan evrensel sağlık hizmetlerinin uygulanmaya başlanmasına rağmen Türkiye, 100 bin kişi başına 175 doktor ile diğer Türk cumhuriyetleri Türkmenistan, Azerbaycan ve Özbekistan'ın gerisinde ki bu, hedef sayı olan 210’un yüzde 20 daha azına tekabül etmekte…


Şimdi soru şu; kim suçlanacak?


Apaçık başarısızlığa rağmen Erdoğan mesaj vermeye devam ediyor... Darbe girişiminden beş ay sonra, 31 Aralık'taki yeni yıl mesajında biraz belirsiz fakat kendinden emin bir ifadeyle, Türkiye'nin, Cumhuriyetin 100’üncü yılı hedeflerinden sapmayacağını söyledi.


“Terör örgütleri bu mücadelede sadece görüntü ve kukla... Bu örgütlerin arkasındaki güçlerle mücadele içindeyiz... Bu ulusu kendi yolundan saptırabilecek fani bir güç yoktur” dedi.


Erdoğan, 2014 yılında adı konulmamış “komuta ve kontrol merkezleri” tarafından Türkiye'ye yönelik komplo iddiasını tanımlamak için “üst akıl” veya “beyin” ifadesini kullandı. Teoriye göre kurnaz plan, terör örgütlerine verilen destek veya para birimini zayıflatmak ya da faiz oranlarını yükseltmek için yapılan propaganda gibi gizli önlemler yoluyla Türkiye'yi zayıflatmak ve bölmekti.


Mayıs ayında anayasada tartışmalı değişiklikler yaparak yeniden iktidar partisine liderlik etmeye başlayan ve sıkı sıkıya 2019 Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine odaklanan Erdoğan, bakanlarından ekonomik amaçlara ulaşılmasını sağlamak için altı aylık yol haritalarını çizmesini istedi. Yol haritaları henüz yayımlanmadı.


10 Ekim'de Erdoğan, 2011’de ilan ettiğinde çılgın plan olarak adlandırdığı, İstanbul boğazına alternatif 43 kilometrelik (27 mil), büyümeye katkıda bulunacak bir kanal inşa etme konusundaki tartışmalı projenin ilerlediğini söyledi.


Bir hafta önce, Erdoğan'ın ekonomi başdanışmanı Cemil Ertem, Cumhurbaşkanlığı sarayındaki havayı özetledi. AB’nin, Ekim ayında düzenlenen zirvede üyelik müzakerelerini askıya alma çağrılarını reddetmesini takiben Ertem, aralarında “küresel oligarkların” ve yabancı basının da olduğu kiralık katillerin hükümeti çökertmek ve ekonomik refahı geriletmek için yalanlar yayarak Türkiye'yi hedef aldığını söyledi.


Geçen hafta sonu, Türkiye'nin, devlet tarafından işletilen tartışmalı Varlık Fonu’nun yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda ekonomist olan Kerem Alkin, Bloomberg, EBRD ve diğer kurumların yatırım planlarını gözden geçirmekte olduğuna atıf yaparak Türklere, Avrupa yatırım bankasının finansman kesintileri hakkında medyadaki “ kirli propagandaya” aldırış etmeme çağrısında bulundu. Alman bankası KfW'den Ahval'e konuşan bir kaynak ise alınan önlemleri gerçek olduğunu teyit etti.


İleriye dönük olarak, Cumhuriyet’in yüzüncü yılı yaklaşırken ve bunu kutlamak için hedeflere ulaşılması pek mümkün görünmüyorken hükümetten daha fazla biçimde aynı yaygaracı günah keçisi arama tavrını sürdürmesini bekleyebiliriz.