Yaşar Yakış
Kas 01 2017

Türkiye ve Irak, ilişkilerde yeni bir sayfa açabilir

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani’nin aşırı ihtiraslı tasarıları, Kuzey Irak Kürtleri açısından bir yıkımla sonuçlandı. KBY’de bir referandum yapma girişimi bölgedeki birçok paradigmayı karmaşıklaştırdı fakat aynı zamanda eski dostlukları yeniden canlandırmak için uygun bir ortam yarattı.

Bu fırsatlardan bir tanesi Türk-Irak ikili ilişkilerinin geleceğidir. Karşılıklı suçlamalar yakın geçmişte iki ülkenin liderleri arasındaki karşılıklı güvenin ciddi bir biçimde aşınmasına yol açtı. Bir anlamda, referandum krizi ve bunun yansımaları, sayfanın çevrilmesine yardımcı olacak bir sarsıntı haline geldi.

Yeni sayfada bu iki ülke, talihsiz suçlamaları değiş tokuş etmeyi bir kenara bırakabilirler. Bu suçlamaların bazıları silinemeyecek yara izleri bırakmış olabilir fakat ulusal çıkar bunu gerektirdiğinde, yara izleri görmezden gelinmek zorundadır.

Diğer bir kritik sorun; Türkiye ve KBY arasındaki kriz öncesi var olan yakın ilişkiler dönemini, bölgedeki yeni gerçekliğe adapte etmek. KBY yöneticileri Haziran 2013’te altı bölgede Türk devletinin sahip olduğu bir şirkete verilmiş hisselerle ilgili bir belge yayınladılar.

Türk yöneticileri, kamuoyu önünde konuyu tartışmak istemediklerini gösteren bir şekilde, bu konuda yorum yapmayı reddetti fakat koşulların bunu gerektirdiğini hissettiğinde Bağdat bu soruyu yöneltebilir.

Petrolle ilgili anlaşmalar alanında tekrar; 25 Kasım 2015’teki bir Reuters haberine göre, KBY Doğal Kaynaklar Bakanı Aşti Hawrami, KBY’nin petrol ihracatının Bağdad tarafından tespit edilmesini nasıl önlediğini açıklıyor: “Petrol İsrail üzerinden akıtılır, Malta kıyılarında doğrudan gemiler arası transfer edilir, Bağdat’ın takibini zorlaştırmak için yem gemileri kullanılır.” dedi.

Dünya gazetesinin haberine göre 6 Ekim 2017’de Ankara’daki Irak Büyükelçisi Hisham al-Alawi, Halk Bankası’nda bulunan petrol parasına bir çözüm bulmayı planladıklarını söyledi. Bağdat bu paranın Irak hükümetinin fonuna aktarılmasını beklemekte.

Büyükelçi ekliyor: “Türk yöneticileri bize Kerkük’ten veya bölgeden satılan petrolde bir paylarının olmadığını söylediler.” Öyle görünüyor ki Türkiye parayı KBY’nin hesabına yatırmayarak önlemlerini almış. Bu temkinli yaklaşım için tebrik edilmeli.

Bağdat ve KBY arasındaki müzakereler bir iç siyaset sorunu, bununla beraber Türkiye için de çok önemli. Eğer bu müzakerelerden sonra KBY güçsüz bir yönetime indirgenirse, Türkiye’nin PKK ile mücadelesi olumsuz etkilenebilir çünkü teröristler genel olarak KBY bölgesindeki Kandil Dağları’na yerleşmiş durumdalar.

Türkiye ve KBY arasındaki iyi ilişkiler sayesinde, Başkan Barzani PKK’nın kontrol altında tutulması için Türkiye’nin taleplerini karşılamak konusunda elinden geleni yapıyordu. Türkiye’nin bütün isteklerini karşılayamadı çünkü kendisi de seçmeninin baskısı altındaydı.

Fakat güçsüzleştirilmiş bir KBY kendi topraklarındaki PKK’lı teröristlerin hareketlerini kontrol etme konusunda daha da pasif hale gelebilir.

Bir Türk askeri müfrezesinin Başika’da yayılması, Ankara-Bağdat ilişkilerini geçmişte uzunca bir süre bozan bir diğer konuydu.  Bir aşamada bu sorunun çözülmesi gerekecek. Bağdat bu müfrezenin Irak toprağındaki varlığına şiddetle karşı çıktığında; Türk yetkilileri ‘Türk askerlerinin Perşmerge güçlerini Işid’e karşı mücadelelerinde eğitmek amacıyla orada bulunduklarını’ söyleyerek meşrulaştırmaya çalıştılar.

Ankara’daki Irak Büyükelçisi 6 Ekim 2017’de Türk basınına yaptığı açıklamada, Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ın kendisine Musul Işid’in işgalinden kurtarıldığında Türk askerlerinin geri çekileceği konusunda söz verdiğini söyledi.

Irak Başbakanı Haydar el-İbadi‘nin 27 Ekim’deki Ankara ziyaretinde bu mesele geri plana atılmıştı, fakat vakti geldiğinde bu meselenin Iraklı yetkililer tarafından yeniden gündeme getirilmeyeceğinin hiçbir garantisi yok.

Irak’ın yakın geçmişi unutabilmesi için Türkiye’nin çok fazla diplomatik yeteneğe sahip olması gerekecek, fakat iki tarafta da akıl hakimse, tamamen yeni bir başlangıç için ortam oldukça müsait.