Kas 02 2017

‘Kürtler başladığı yere döndü’

NEW YORK- “Kürtlerin bağımsızlık arayışı bir asırdan da eski. Ve tabii haksızlığa uğramışlık hissi de.”

Emel ve kederleri etrafından birleşen Kürtler aynı zamanda diğer pek çok etnik grup gibi, ideoloji, diyalekt ve liderlerinin öncelikleri bakımından da bölünmüş durumda.

Tarihler 16 Ekimi gösterdiğinde, Irak merkezi hükümeti, Başbakan Haydar İbadi ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Mesud Barzani’nin rakibi Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) işbirliğiyle petrol yataklarıyla zengin Kerkük’ü ele geçirdi.

Hayatını kaybettiği 3 Ekim’e kadar Celal Talabani tarafından yönetilen KYB, Barzani’nin 25 Eylül’de düzenleyeceğini ilan ettiği bağımsızlık referandumuna karşı çıkmıştı ve şimdi “masayı Barzani’nin üzerine devirmek için” eline fırsat geçmişti.

Barzani ise, ABD’nin referanduma karşı çıkışı konusunda yanlış hüküm verdi ve aşırı öz güveninin kurbanı oldu. ABD, 1980-88 İran-Irak savaşı sırasında İran’a karşı despot lider Saddam Hüseyin’i destekledi ve onun işlediği yerel vahşete göz yumdu ki buna 1988’de binlerce Kürdü katlettiği Halepçe’deki zehirli gaz saldırısı da dahil.

The Atlantic dergisinden Joost Hilterman, uzun süre Talabani’nin yardımcılığını da yapan ve derin bir tarih anlayışıyla birlikte stratejik bir vizyona sahip olan Nuşirevan Mustafa Emin ile olan bir diyalogunu paylaştı.

Emin, Hilterman’a, tüm Kürt yumurtalarını Washington’un sepetine bırakmaya karşı olduğunu çünkü geçmişte ABD’nin Kürtlere davranışının böylesi bir yaklaşımı zorunlu kıldığını anlattı.

Buna rağmen Kürtler tüm yumurtaları o sepete bıraktı.

2003’te ABD’nin Irak’ı işgali, Kürtler için sadece özerkliğin temellerini atmakla kalmadı aynı zamanda ABD’nin dostane ortaklığı da kazanılmış oldu. 2007 yılından itibaren, Irak merkezi hükümetinin tepkilerin hiçe sayan Türkiye’nin de sempatisi kazanıldı.

Her ne kadar Obama yönetimi, Barzani’ye vaatleri konusunda ihtiyatı elden bırakmasa da, IŞİD’e karşı savaşta Kürtlere verilen askeri destek kayda değerdi, ya da Kürtler öyle inanmak istedi. Aynı desteği, yeni başkan Donald Trump’tan eski düşmanları İran’a karşı almayı da umut ettiler. Ancak yanıldıkları ortaya çıktı.

Washington, bir zamanlar Amerikalılar’ın da sahip olduğu, Kürtler’in kendi kaderlerini tayin hakkına neden karşı çıktı? Hem de 2003’ten sonra Irak’ta ABD’nin sarsılmaz müttefiki olduklarını kanıtladıktan sonra, özelliklede IŞİD’e karşı savaşta. Ve neden Amerika, Kürtlerin bağımsızlığa giden yolda oldukları algısının oluşmasına izin verdi? Neden Kürtler bu konuda bu kadar istekli iken bu talepleri yerle bir edildi?