Kas 02 2017

‘Alevi inanç ve öğretileri yok sayıldı’

İSTANBUL- AKP iktidarının ilk yıllarında ‘Alevi açılımı’başlığı altında gündeme gelen ancak daha sonra diğer demokratikleşme paketleri gibi rafa kaldırılan Alevi hak ve özgürlükleri yeniden gündemde.

HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan tarafından hazırlanan rapor, Alevilerin hak ve özgürlüklere dair iktidardan talep ettiği adımlara yönelik bir ilerleme sağlanamadığını ortaya koydu.

Alevilerin taleplerinin en başında, Aleviliğin bir inanç olarak tanınması ve Alevilere devlet müdahalesinin kaldırılması geliyor.

Meclis’e de sunulan rapor, Alevi inancı ve öğretisinin Türkiye’de karşılaştığı sorunlara odaklanıyor. İnancın tanınmasının ardından, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması Aleviler için öncelikli konulardan.

Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından itibaren, Sünni-Halefi öğreti içinde eritilmek istenen Alevilik bu yöntemle asimile edilmek istenirken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu misyonu yerine getirmede oynadığı önemli rol raporun altını çizdiği hususlardan.

Alevi köylerine cami yapılması, zorunlu din dersi gibi uygulamalar Alevilerin değiştirilmesini talep ettiği pratiklerin başında geliyor.

Aleviler aynı zamanda, dini bir öğreti olmasının yanı sıra güçlü bir kültürel geleneğe de ev sahipliği yapan Alevilikle ilgili kapatılan dernek ve vakıfların yeniden faaliyete geçmesini, cemevlerinin tıpkı camiler gibi yasal statüye kavuşarak devlet yardımlarından faydalanmasını istiyor.

Temel hak ve özgürlüklere dair diğer diğer bazı talepler ise şöyle sıralanıyor:

Cami ve personelinin masraflarına Alevilerin de katlanmak zorunda bırakılmalarına son verilmesi. Anne ve babanın çocuğu için tercih ettiği dini eğitimin verilmesi. Alevilik inancı hakkında dini okullar açılması.

Benzer şeklide Alevi kimliği nedeniyle devlet kademelerinde terfi alamama, dışlanma ve ötekileştirme gibi sorunlarla karşı karşıya kalanlara yönelik ayrımcılığın giderilmesi için gerekli adımların atılması da talepler listesinde yer alıyor.

Raporda aynı zamanda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin(AİHM) zorunlu din dersinin kaldırılması ve cemevlerinin resmi olarak tanınması yönünde aldığı karara atıfta bulunuyor ve Türkiye devletinin bu kararlara uyması gerektiğinin altı çiziliyor.