Kas 02 2017

Kayyumlu hayat: Tek dil, tek kültür

Türkiye’de Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte başlayan kayyum atamaları en çok Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) belediyelerine yönelik olarak yapıldı. 11 Eylül 2016 yılında başlayan atamalar ile 2014 yerel seçimlerinde 102 belediye alan DBP’nin 10 il, 72 ilçe ve 12 belde olmak üzere toplam 94 belediyesine kayyum atandı.

İlk kayyum atanan Batman Belediyesi’nde, yetkililer “Belediyeye el koyduk” diyerek boşaltılmasını istemiş ve konu yoğun şekilde tartışılmıştı. Kayyum atanmayan belediyelerde ise yetkiler kaymakam yada valiliklere devredildi. Kayyum atanan belediyelerde şu an 70 DBP’li belediye başkanı tutuklu, bunlardan 11’ine ceza alarak hüküm giydi. Belediyelere atanan kayyumların ilk göze çarpan icraatları Kürt dili, kültür sanat ve kadın alanlarında yaşandı.

Kayyum atanan belediyelere yapılan ilk uygulama belediyelere Türk bayrağı asılması oldu. Hemen ardından belediyelerin Kürtçe levhaları kaldırılarak sadece Türkçe yapıldı. Ağrı’nın Diyadin Belediyesi’nin tabelasındaki Kürtçe ismin silinmesi, Derik Belediyesi’nin üç dilli tabelasının kaldırılması ve bayrak asılması, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin tabelasının “Amed” yazısının olmadığı yenisi ile değiştirilmesi gibi uygulamalar gelen kayyumların ilk icraatı oldu.

diyarbakır belediye binası
Kayyumların ilk işi, belediye binalarındaki Kürtçe tabelaların kaldırılması oldu. (FOTO: SİDAR GÜNEŞ

Kayyumların Kürt dili ve kültürüne yönelik uygulamaları bununla da sınırlı kalmadı. Kürtçe park, bahçe, spor ve kültür sanat merkezlerinin isimleri ya Türkçeleştirildi ya da bu alanlar tamamen kapatıldı. Mesela, Mardin Büyükşehir Belediyesi’nde DBP’li belediye göreve geldikten sonra, belediyede Kürtçe, Arapça ve Süryanice hizmet başlamıştı.

Belediyenin tabelasına Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe, Arapça ve Süryanice de eklenmişti. 2015 yılı Mayıs ayında ise dört dilli kreş açıldı. Kreşte Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Süryanice eğitimi verilmeye başlandı. Belediye dört dilli çocuk kitapları bastırdı. Bu kreş Türkçe dışında dillerde eğitim yaptığı gerekçesiyle kapatıldı. Projeyi yürüten belediyedeki ilgili daire başkanı da tutuklu. DBP’li belediyelerin internet siteleri de çok dilli olarak hizmet veriyordu.Belediye hizmetlerine ulaşımı kolaylaştırmak için internet siteleri Türkçe’nin yanın sıra Kürtçe de yayınlanıyordu. Pek çok belediyenin internet sitesi ‘bakıma alındığı’ gerekçesiyle kapandı. Bakımı tamamlanan internet siteleri ise sadece Türkçe olarak yeniden yayına alınıyor. Şırnak’ta ise belediye içinde Kürtçe konuşulması yasaklandı.

Bunun yanı sıra Kürt düşünür, edebiyatçı ve yaşamını yitirenlerin isimlerini taşıyan park, anıt ve merkezlerin de adı ya değiştirildi ya da tamamen kapatıldı.

Kayyumlar, Diyarbakır’daki Roboski Heykeli’nin kaldırılması, Lice’de Ceylan Önkol isminin parktan kaldırılması, Kürt yazar Mehmed Uzun’un isminin parktan kaldırılması, Cizre’de Orhan Doğan Anıtı’nın yıkılması, Van Gürpınar’da kütüphanenin kapatılması, Tahir Elçi isminin parktan kaldırılması, Mardin Kızıltepe’de Uğur Kaymaz Anıtı’nın kaldırılması, Ağrı Doğubayazıt’ta Kürt şair ve filozof Ahmedi Xani’nin Heykeli’nin kaldırılması ve son olarak da Diyarbakır’da Cegerxwîn Kültür Merkezi'nin tabelasını indirilmesi gibi uygulamalarla dikkat çekti. Kaldırılan isimlerin yerine çatışmalarda yaşamını yitiren güvenlik güçlerinin isimleri getirildi.

 

 

Kayyumlar kültür sanat alanı ve sosyal yaşamda da ciddi değişimler getirdi. Değişimler ile Kürt motifi yerini dini motiflere bıraktı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu kadrosunda yer alan 31 oyuncunun sözleşmesi yenilenmeyerek işlerine son verildi ve tiyatro salonu kapatıldı. 4 milyon 730 binden fazla kişinin yaşadığı 14 kentte 21 kültür sanat merkezi kapatıldı veya tüm çalışanları işten çıkarıldığı için fiilen kapandı.

288 sanatçı, kültür emekçisi ve eğitmen işinden oldu. Kapatılan merkezlerde eğitim alan 3 bin 366 öğrencinin bu imkanları elinden alındı. 21 festival iptal edildi. Sergi, eğitim, film gösterimi ve tiyatro gibi etkinlikler iptal oldu.

Mardin'in Kızıltepe, Dargeçit, Mazıdağı ve Nusaybin ilçeleri, Diyarbakır'ın Silvan ilçesi, Şırnak'ın merkezi ve İdil, Silopi, Cizre ilçeleri olmak üzere şu ana kadar 30’a yakın kültür sanat merkezi kapatıldı. Hakkari'nin merkezi ve Yüksekova ilçesinde ise kültür sanat merkezi bulunmasına rağmen herhangi bir etkinlik yapılmıyor. Kapatılan birçok merkezin yerine ya kuran kursu yapıldı yada dini içerikli alanlara dönüştürüldü.

Sosyal yaşamda da değişime giden kayyumlar Şırnak'ın Cizre ilçesinde belediye tarafından yaptırılan ve halka kreş ile taziye evi olarak hizmet veren Cudi Taziye Evi’ni yıktırdı.

 

 

Gürpınar'a atanan kayyum; ‘Kadın Yaşam Evi’, ‘Kültür Evleri’ni ve Halk Ekmeği Fırını’nı kapatarak projeleri iptal etti. Mardin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı, yardım amacıyla dağıttığı ‘gıda kartı’ belediyeye atanan kayyum tarafından iptal edildi. Vali İbrahim Taşyapan’ın kayyum olarak atandığı Van Büyükşehir Belediyesi, kadınların her perşembe günü belediyeye ait toplu ulaşım araçlarını ücretsiz kullanması kararını iptal etti. Diyarbakır’da gazetecilere ücretsiz olan belediye otobüsleri ücretli hale getirildi.

Kayyumun en çok değiştirip dönüştürdüğü bir diğer alan da belediyelere bağlı kadın merkezleri oldu. Kayyumlar bölge genelinde 43 kadın merkezini kapatarak, çalışan kadınların işlerine son verdi. Bölgede bulunan 4 kadın sığınma evi kapatılarak, 1’e düşürüldü. Mersin Akdeniz Belediyesi’ndeki Kadın Sığınma Evi, piknik alanına çevrildi.

 

 

Kadın Politikaları Daire Başkanlığı tüm belediyelerde kayyumlar tarafından çalışmaları durdurularak kadınların yerine erkek çalışanlar atandı. Alo Şiddet Hattı ve İlk Adım İstasyonları hizmeti durduruldu, Diyarbakır’da yerel yönetimlerde ilk kadın merkezi olan DİKASUM’un ve Kadın Daire Başkanlığına bağlı çalışanlar işten çıkarıldı. Kadın öğrenciler için yapılan 227 kişilik Kız Öğrenci Yurdu kayyum tarafından boşaltılarak yurt binası hasta yakınlarına misafirhane olarak tahsis edildi.

Diyarbakır Bismil Belediyesi Nujin Kadın Merkezi, Evlendirme dairesine dönüştürüldü. Kızıltepe Belediyesi’nde, kadınlara spor ve fitness eğitimi verilen Ubeydullah Eren Sağlık Yaşam Alanı’nı Kuran Kursuna çevirme kararı aldı, Nuda Kadın Kurumunu da ‘Hanım Eline’ çevirdi.

Cizre Belediyesinde kayyum Kadın Politikalar Müdürlüğünü fes ederek çalışanları işten çıkardı. Ayrıca Sitiya Zin Kadın Merkezine kilit vurarak danışmanlık hizmetinden faydalanan kadınların bilgilerine ve dosyalarına el konuldu.

Şimdi kadın merkezi aynı isimle kadın ve kültür merkezi olarak AKP Kadın kollarına tahsis edilmiş gibi kullanılıyor. Mersin Akdeniz Belediyesine atanan kayyum, İştar Kadın Merkezini kapatarak, meclis kararı olmaksızın İl Müdürlüğü olan Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğüne Kadın Merkezini bağladı.

 

 

DBP döneminde belediyelere bağlı Eğitim Destek Evleri kapatılarak ‘Bilgi Evleri’ açıldı. ‘Eğitime destek’ için açılan ‘Bilgi Evleri’nde küçük çocuklar ve gençlere dini içerikli derslerin yanı sıra kuran eğitimi de veriliyor.Kapatılan birçok merkez dini eğitim için tahsis edildi. Cizre’de ortaya çıkan bir görüntüde ‘Bilgi Evleri’nin nasıl sübyan mektebine çevrildiği ortaya çıkmış ve yoğunca eleştirilmişti. Bilgi evlerinde çocuklara tek tip elbiseler giydirilirken, kız çocukları türban görüntüleriyle dikkat çekti. Eğitim için genellikle emniyet ve müftülüklerden kadroları belediyelere alan kayyumlar, dini içerikli eğitime ağırlık veriyor.

Diyarbakır sokakları

Kayyum atanmasının ardından belediyelerde adeta işçi kıyımı yaşandı. DBP döneminde 27 bin işçinin çalıştığı belediyelerde bin 100’ü memur 5 bine yakın işçi kayyumlar tarafından işten çıkarıldı. İşsizliğin yoğun olduğu bölgede, yaşanan işten çıkarmalar ile işsizlik had safhaya ulaştı. İşten çıkarılan yurttaşlar ya batı illerine göç ediyor ya da yevmiye ile farklı işlerde çalışıyor. İşsizlik ile birlikte ucuz iş gücü de arttı. İşten çıkarmaların ardından belediyelere AKP ve Hüda-Par kadroları yerleştiriliyor. Buna referans olarak da AKP’li bölge milletvekilleri gösteriliyor. İşe alımlar için AKP’li vekillerle görüşülerek isim yazdırıldığı ve bu isimlerin kayyumlara verilerek işe girişlerinin yapıldığı bölgede sıkça konuşuluyor. İşe alınanlar arasında asker ve polis eşlerinin yanı sıra korucu yakınları da yer alıyor.İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici kayyum icraatlarını “İtiraf” olarak değerlendiriyor. Park isimlerinin değiştirilmesi, çatışmalı süreçte öldürülen sivil yurttaşların anıt ve heykellerin yıkılmasını “İtiraf” olarak değerlendiren Bilici öyle diyor:

İsim kaldırmak kayyumların bir problemidir. Kendilerine bir rol biçmişler, icraatları bu tür anıtlara saldırmak ve isimleri değiştirme olmuş. Kayyumlar şunu itiraf ediyorlar, Tahir Elçi’nin isminin verildiği park, Orhan Doğan ve Uğur Kaymaz heykelinin yıkılması ve Roboski anıtının kaldırılması şu anlama geliyor; demek devlet failmiş, devletin fail olduğu kişilerin isimleri kaldırıyor. Niye Ceylan’dan rahatsızsın? Kim Ceylan Önkol’u katletti? Aslında Lice kayyumu bir itirafta bulundu. Bunun faili devlettir ve adını bir parka veremeyiz. Ne istiyorsunuz bu insanların isminin parka verilmesinden?

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu kayyumların icraatları ile ilgili hazırladığı raporda icraatları “Bu siyasi hedefin adı da açıktır: Asimilasyon, inkâr ve imha!” şeklinde yorumluyor. Kayyumların toplumsal hafızayı silmeye çalıştığını belirten Tanrıkulu’nun yorumu şöyle:

Tarihe dair ne varsa silip süpüren, Kürtçe tabelaya bile tahammül göstermeyen, bölge halkının iradesine de kültürüne de diline de saygısı olmayan bu kayyumlar ne hedeflemekte ve kimi temsil etmektedir? Yerelde kayyumlar vasıtasıyla hafıza silmeye, asimilasyonu güncel politika haline getirmeye çalışan iktidar TBMM’de İç Tüzük Değişikliği ile bu politikayı tüm ülkede hakim kılmayı, Kürtler dahil tüm farklı kimliklerin, kültürlerin adlarının bile anılmasını engellemeyi hedeflemektedir. Kayyumların icraatları ise iktidarın Kürt sorunu konusunda geldiği noktanın özeti mahiyetindedir.

DBP MYK üyesi Hediye Karaaslan belediyelere kayyum atanmasını “Halkın olan belediyeler karakola çevrildi” şeklinde yorumladı. Kayyum atandığı gün tüm belediyelerin kapıları kırılarak içeri girildiğini ve ilk iş olarak Türk bayrağı asılması olduğunu kaydeden Karaaslan şöyle devam etti:

Sanki burası Türkiye toprakları değil de yabancı topraklarıymış gibi fethetmiş mantığıyla yaklaştılar. 17 yıldır belediyelerle yok sayılan bir kültürü canlandırmıştık. Kayyum ile yeniden teklik ve Türklük üzerinden tanımlamaya gittiler. 17 yılda yaptığımız çalışmaları yok etmek istiyorlar. Özellikle saldırı noktası bellek silme ve kültürel asimilasyondur. Yerine Türklük ve AKP dindarlığı olgusu yerleştiriliyor. Halk onların o kaba ve retçi yaklaşımlarını kabul etmiyor.

Diyarbakır’ın işlek mekanlarından biri olan Yüksek Kahve’de yurttaşlar ile kayyum icraatları ile ilgili sohbete OHAL gölgesi düştü. Çatışmalı süreç ve OHAL ile birlikte artan gözaltı ve tutuklamalar nedeniyle sokaktaki yurttaş gazetecilere konuşmaktan çekiniyor. “Sohbet edelim ama bir yerde yayınlanmasın” diyen yurttaşlar süreç nedeniyle tedirgin. Kayyum atanmalarının ciddi bir irade kırılmasına neden olduğu bölgede seçime olan güven de sarsılmış durumda. Daha önce AKP’ye oy veren bazı seçmenler, AKP’nin bölgede izlediği politika nedeniyle fikir değişikliğine gitti. Yerel seçimlerin olması durumunda DBP’nin belediyeleri geri alacağına kesin gözüyle bakılıyor.