Kas 08 2017

"Bir bilek güreşi bu, bakalım kim kazanacak"

Suudi Arabistan’ın hem iç hem dış politikada art arda yaşadığı değişiklikleri takip etmek giderek zorlaşıyor.
 
İlk olarak kadınlar araba kullanma özgürlüğünü elde ettiklerinde konuşulmaya başlanmıştı, ülkenin artık mevcut İslami düzenle dünyada kendine yer bulamadığı ve değişime mecbur olduğu.
 
Sonrasında ise Veliaht Prens Muhammed bin Selman, ülkenin artık şeriat rejimden, ılımlı İslam yönetimine geçeceğini açıklamıştı. 2018 itibarıyla ülkenin üç büyükşehrinde bulunan üç stadyuma kadınlara da girme hakkı tanınacak. Yakında sinema ve konser etkinliklerinin de tekrar başlaması bekleniyor.
 
Sonra aniden Lübnan Başbakanı Hariri, Suudi Arabistan’dan yapılan bir canlı yayında istifa etti.
 
Geçtiğimiz hafta ise 11 prens ve 38 yetkiliyi yolsuzluk suçlamasıyla gözaltına aldırdı. Bugün de yolsuzluk operasyonunun ikinci dalgasının başladığı haberi geldi.
 
Yemen’den Riyad’a füze atıldığı iddia edildi.
 
Diğer yandan, İran’la Suudi Arabistan arasındaki gerginlik kimi yayın organlarınca savaş başlangıcı olabileceği şeklinde değerlendirildi.
 
Hürriyet’ten İpek Özbey, eski Dışişleri Bakanı ve Riyad Eski Büyükelçisi Yaşar Yakış ile Suudi Arabistan’daki gelişmeleri konuşmuş.
 
“Özellikle Muhammed bin Selman’ın yükselişinin yarattığı sorunlar gibi görüyorum bunu” diyor Yakış. “Selman’ın galiba Amerikalılarla da anlaşmak suretiyle böyle bir süreci başlatmaya arzulu olduğu anlaşılıyor. Suudi Arabistan toplumunda öyle başka güçler var ki yakın zamanda kral olacağını düşündüğümüz Veliaht Prens’in gücü yeter mi bu değişikliği yapmaya, bilmiyoruz.”
 
“Bir bilek güreşi bu. Bakalım kim kazanacak. O helikopterin düşürülmesi, mesela, öteki tarafının da elinde bazı şeyler olduğunu gösteriyor.”
 
Ayrıca son dönemde Suudi Arabistan'da ılımlı İslama yönelik yaşanan gelişmeleri değerlendiriyor. 
Suudluların ‘ılımlı İslam’ tanımı bizimkine benzemiyor: "Bir Suudlu’nun ‘ılımlı İslam’ı, kadınların sokakta yürürken ayaklarının topukları görünüyor mu, o kadının ayaklarına değnekle vurmayacaksın dediğinde ılımlı oluyor. Kadınların araba kullanmasını serbest bırakmak ya da..."
 
Ülkedeki 20 milyon Suudi’nin beş vakit namazdan sonra camilerde üç aşağı beş yukarı IŞİD’in söylemlerine benzeyen vaazlarla yoğrulduğunu söylüyor Yakış.

Suudi Arabistan’da bazı değişiklikler olacağı kesin gibi. Selman’ın ilk icraatı Yemen’e savaş ilan etmekti. Sonra bu ‘ılımlı İslam’ fikriyle ortaya çıktı. Şimdi tasfiye girişimlerinde bulunuyor. Bütün bunlar Suudi toplumunun çok kolayca kaldırabileceği şeyler değil. Şu ya da bu şekilde patlamalara neden olabilir. Bu helikopter düşmesi olayının da irtibatlı olabileceğine ihtimal veriyorum.

Böyle zamanlarda bahane aranıyorsa, [Yemen'den] atılan bir füzeye daha şiddetli bir tepkiyle karşılık verebilir. O da bir tırmanmaya götürür.

Liderlerin ihtiraslarının yanlış adımlara sebep olabildiğini; bin Selman'ın, Benjamin Netanyahu'nun ya da İran'ın bölgeyi ateş çemberi içine atacak girişimlerde bulunabileceklerini söylüyor.
 
Peki Türkiye nasıl etkilenecek? "Bu çatışma İran ve Suudi Arabistan arasındaki çatışma haline dönüşürse Türkiye o zaman etkilenir. İyi ilişki sürdürmeye çalıştığınız iki ülke birbirine girmiş olur. Siz hangisini tercih edeceksiniz... " diye yanıtlıyor.