Bugün Noel: Tatavla’da endişe kutlamaya ağır basıyor

25 Aralık, tüm Hıristiyan topluluklar, bilhassa Rumlar için çok özel bir gün. Bugün sayıları oldukça azalan ve şehrin farklı yerlerine dağılan Rumların Noel heyecanı Kurtuluş, yani eski adıyla Tatavla’da az da olsa devam ediyor.

Tatavla’da yaşayanlar, ülkedeki genel endişe halinin Noel kutlamalarına da yansıdığını belirtiyorlar. Rumlar, nüfusları azaldığı için kutlamaların oldukça sönük geçtiğini hatta dindar olmayan kesimin umursamadığını söylerken; Tatavla esnafı her şeye rağmen, eskilerde olduğu gibi, hazırlıklara devam ediyor.

‘Kalanda’ adındaki şarkılar, ‘Vasilopita’, ‘Mandolet’ ve ‘Kokina çiçeği’... İsa Mesih’in doğuşunu 25 Aralık’ta kutlayan Rumlar için, bunların hepsi Noel’i çağrıştırıyor. Noel havasını gözlemlemek, eskiyle bugünün farkını konuşmak ve iç karartıcı Türkiye gündeminden uzaklaşıp biraz nefes almak umuduyla biz de Tatavla’ya gidiyoruz.

Başlamadan önce, Noel’in ertesi sabahı yenen, içinden para çıkan ve kişiye şans getirileceğini inanılan Vasilopita’nın bu seneki uğurlu diliminin Türkiye’ye denk gelmesi umuduyla...

Osmanbey Metrosu’ndan inip yavaş yavaş Kurtuluş Caddesi’ne doğru yürüyoruz. Caddeye girdiğimizde az da olsa sağlı sollu ışıklı süsler, çam ağaçları, renkli dükkân vitinlerinde Noel Baba’yı görürken, burnumuza nefis çöreğin kokusu geliyor.

İlk durağımız buraların ünlü mezecisi Tuana. Yıllardan beri insanların Noel’lerde sofralarını çeşitlendiren Tuana’nın şefine Noel’i ve kutlama gecesinde en çok hangi mezelerin tercih edildiğini sorduğumuzda, ‘Midye’ yerine ‘Midya’ denildiğini öğreniyor ve şaşırıyoruz:

“Genelde en çok haydari, humus ve yaprak sarma sipariş ediliyor. Her sene bu dönemlerde bir heyecan oluyor. Bizden sipariş bir Noel âdeti gibi oldu. İnsanlar kendi yapsalar bile, bizden bir şeyler almak istiyorlar. Bu da bizi mutlu ediyor. Burada midye denmez midya denilir. Biz de öyle yazıyoruz. Bildiğim kadarıyla Ermenilerin zamanla midye yerine midya demesinden kaynaklanıyor.”

 

Kendisine Noel’in bu sene nasıl geçtiğini sorduğumuzda ise yanıt vermekten çekinse de, şunları söylüyor:

“Bu sene biraz daha renksiz gibi. İnsanlar daha umutsuz ve keyifsiz.  Ama yine de insanda bir mutluluk yaratıyor Noel. Gelenlerin yüzlerinde bunu görebiliyoruz. Kurtuluş’un en büyük farkı bu. Bir de burada Noel 25 Aralık’ta başlar 6 Ocak’a kadar sürer. Çünkü her toplumun kutlama zamanları farklı. Bu da ambiyansı artırıyor.”

Tuana’dan çıkıp, karşıya kaldırıma geçiyoruz. Ermenice, Rumca kelimeler kulağımıza çalınıyor. Akşam karanlığı çökerken hediyelik eşya dükkânı Gale’ye uğruyoruz.

Buralarda oturan herkesin evinde, küçük de olsa, ‘Gale’den alınmış bir parça vardır. Ufak bir süs eşyası, kupa ya da hepimize umudu çağrıştıran kar küresi. Gale’nin içerisi tıklım tıklım. Herkes sevdiğine ufak bir hediye alma peşinde. Gale’de konuştuğumuz Ayhan Bey de Tuana meze evi gibi, Noel zamanları Tatavla’ya başka bir heyecan geldiğini ifade ederken, bu sene biraz sönük geçtiğini de ekliyor ve çok fazla konuşmak istemiyor:

“Bu sene biraz daha sönük geçiyor. Eski işler yok. Yine gelen giden oluyor ama eski hava yok.”

 

Vitrinlerdeki renkli eşyalar, yüzlerdeki gülümsemeler ve tatlı dilli sohbetler... Keşke her günümüz Noel gibi olsa dedirtiyor Gale’nin ortamı.

Gale’den çıkıp, çörek kokusunu takip ederek ‘Üstün Palmie’ye ulaşıyoruz. Mis gibi çörekler, likörlü çikolatalar, pastalar ve mandoletler. Rumların Noel kutlamalarına özgü yiyeceklerini bulabileceğiniz ve enfes tatlarla masanızı donatabileceğiniz bir yer burası.

Sahibinden ve şefinden Rumların Noel kutlamalarını ilişkin birçok âdeti de öğreniyoruz. Vasilopita ve Mandolet’le yüzlerimiz gülüyor:

“Noel akşamında yenip içildikten sonra sabah uyanıldığında insanın canı tatlı bir şeyler ister. O yüzden sabah çörek yenir. Buna Vasilopita denir. Bu çöreğin üzerine hangi seneye girilecekse o sene yazılır ve çöreğin içine para konulur. Çöreğin paralı kısmı sabah yerken kimin ağzına gelirse, o kişi bütün yılı şanslı ve mutlu geçirir.

Mandolet ise dökme helvadan oluşan ve renkli bir naylonla kaplanan bir tür şekerleme. Rumlar Mandolet’i süslenmiş çam ağacının altına, hediyelerin yanına koyuyor ve gecenin sonunda birbirlerine ikram ediyorlar. Biz de özellikle hazırlıyoruz her Noel gününde.”

 

Noel’in nasıl geçtiğini sorduğumuzda ise, Rumların sayısının az olmasının Noel’in ambiyansını etkilediğini belirtip; yine de alışverişe gelen Rumların gözlerindeki sevinci görmekten mutlu olduğunu belirtiyor.

Baruthane Caddesi’nden aşağı doğru kıvrılıp Nostalji Kitap & Kahve’ye gidiyoruz. Kitap tanıtımları, söyleşiler ve etkinliklerin önemli bir adresi burası. Mekânın sahibi ve Tatavla’yı en iyi bilenlerden Süha Bey ile Noel’i konuşuyoruz.

 

 

Süha Bey de eskilerden dem vurarak, genel endişe halinin Noel’i de etkilediğini söylüyor:

“En fazla beş yıl önce, dükkânların tamamı kendince bir süsleme yapardı. Şimdi parmakla gösterilecek kadar az. İnsanların keyfi yok. Noel heyecanı azaldı çünkü endişe var. Daha çok dükkân süslenir ve evlerin hareketliliği, Noel babalar pencerelerden görülürdü. Seyyar satıcı bile 10 gün önceden gelir; şapka falan satardı. Şimdi o malzemelerin satıldığı dükkânlar da azaldı. Toplasan bir iki tane yer kaldı. İstanbul’da Noel’in görünür olduğu yer burasıdır zaten. Git Bulgurlu’ya Noel’in zamanını bilmezler. Hissediyoruz heyecanın azalmasını. Hazırlıklar, sadece ticari olarak bile önemliydi. Şimdi çok tenhalaştı.”

Tatavla’da gezerken Rumlarla konuşmamak olmaz diyerek, Kostas ve Yorgos beylerle de Noel’den bahsediyoruz. Yaşlarını sorduğumuzda, 60’dan sonrasını saymadık diye nükteli bir giriş yaparlarken, uzun süredir Rumlar için Noel’in bir anlam ifade etmemeye başladığını söylüyorlar. Söze Kostas Bey başlıyor:

“Dindar insanlar için Noel’in anlamı vardır ama artık benim için yok. Çünkü bu aynı zamanda kültürel bir olaydı. Şimdi Rum mu kaldı Noel kutlansın. İşte Tatavla’da biraz biraz devam ediyor ama genel hava kimsenin kutlama isteğinin kalmadığı. Alışkanlıkları zorla da olsa devam ettiriyoruz. Düşün, toplasan İstanbul’da 3 bin Rum kalmış ve bunlar da şehrin başka başka taraflarına dağılmış. Noel’de komşuna gidemiyorsun çünkü Rum komşun yok. Böyle Noel mi olur? Rumlar için İstanbul’da Noel yıllardan beri heyecanla kutlanmıyor.”

Yorgos Bey de arkadaşına katıldığını söyleyerek, eski adetlerden bahsederken,birden bambaşka bir İstanbul canlanıyor gözümüzde. O da arkadaşı gibi Rumların azalmasının etkilerinden ve Noel’in kutlanamadığından bahsediyor:

“Vasilopita heyecanı vardı. Sabah kimin ağzına para gelecek diye düşünürdük çocukken. Çocuk mutluluğu işte. Çam ağacı aslında Rum âdeti değil ama neyse, işte onun altına koyulan mandoletleri kapmaya çalışırdık. Evimizi Kokina çiçekleri ile süslenirdi, en güzel yemekler yapılırdı, davet edilecek kişilerin listesi hazırlanırdı. Bambaşkaydı yani. Kaç yıl oldu mandolet almayalı. Genç nüfus olmadıktan sonra bir toplumun enerjisi ve geleceği olmaz. Maalesef İstanbul Rumlarının da bugün öyle bir heyecanı yok. Elbette dindar kesim ya da Patrikhane bir şeyler yapıyor ama insan olmadıktan sonra pek bir anlamı yok.”

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar