'Nusaybin İçin Adalet Projesi lazım'

Nusaybin’de aile ziyaretlerinden sonra bol Türk bayrağı asılmış yolların arasından belediyeye geçiyorum. Nusaybin belediye binası iç tasarımı, kullanılan yöreye özgü taşları ile özel bir binadır. Özellikle iki yandan kıvrılıp gelen merdivenlerini çok severim.

Yıllar önce bu merdivenlerden hızlı hızlı inerken tanışmıştım Nusaybin’in önceki Belediye Başkanı Sara Kaya ile. Sara, güzelim siyah saçları, enerjisi, halkla kurduğu özel ilişki ile hayran olduğum kadınlardan biriydi. O gün Rojava’dan gelen cenazeleri karşılamaya sınır kapısına gidiyordu. Henüz Türkiye barış sürecindeydi ama Kürt çocukların cenazeleri gelmeye devam ediyordu.

Daha sonra Nusaybin’e sık sık gittim, Sara ile arkadaşlığımız ilerledi. Nusaybin yıkılırken tellerin önünde birlikte bekledik, kim zaman Barış Parkında gençlerle birlikte oturduk,  çocuklarını kaybeden aileleri birlikte ziyaret ettik. Sara iki yıldır mesnetsiz iddialar ile cezaevinde.

Belediyenin yeni Eş Başkanı Semire Nergiz tıpkı Sara gibi aktif bir kadın. Avukat olan Semire Hanım, Diyarbakır’da yaşadığı yıllarda bile Nusaybin’i yakından takip etmiş, sık sık gidip gelmiş.

“Bu şehrin her şeye ihtiyacı var” diyerek söze giriyor. “Nusaybin unutulmasın istiyorum. Yaşam devam ediyor ama bizim acılarımız da devam ediyor. İnsanlar evlatlarını, evlerini, yuvalarını kaybettiler.  Ev dediğin dört duvar değil maneviyattır. Evlerin yıkılması ile manevi bağları gitti. Nusaybin’de yaşadıklarımızı ben büyük bir test olarak görüyorum. Burada insanlık test edildi, yoldaşlık test edildi, arkadaşlık test edildi.”

Burada da diğer kentler gibi kayyım giderken bol bol borç bırakmış. Buna ilişkin detaylı bir raporu hafta içinde açıklayacaklarını belirtiyor Semire Hanım.

“Kayyım zamanında yasallık da meşruluk da yoktu. Su, kanalizasyon… Her yerde patlaklar bırakarak gitmiş kayyım.  Her yan inşaat, birçok yerde yanlış büyüklükte borular kullanılmış. Nusaybin yeniden dokunmaya ihtiyaç duyuyor.”

Diğer kentlerde olduğu gibi Nusaybin’de de kayyım kadın ve kültür merkezlerini işlevsiz bırakmış.  Gülşilav Kadın, Eğitim, Kültür ve Sosyal Yaşam Merkezi ve Mitanni Kültür Merkezi kuruluş amaçlarının dışında kullanılarak işlevsiz hale getirilmiş.   Belediyeye ait birçok yer de protokol ile müftülüğe devredilmiş.

Belediyenin hemen hemen tüm personeli ihraç edilmiş. Şuan yeni personel alımı da yapamıyorlar. Semire Hanım kentin kadın kimliğini yeniden kurmak istediklerinden bahsediyor. Kadın semt pazarı açmak istiyorlar.

Yasak sırasında evlerinden olan Nusaybinlilere verilen kira yardımı bu yeni yılda kesilmiş. Konut sorunu hala ciddi bir sorun. Henüz TOKİ’lere yerleştirme olmamış. Bu konuda belediyenin de yapabileceği bir şey yok.

“Biz şuan daha çok gündelik hayatı kolaylaştıran su, kanalizasyon, yeraltı, park, bahçe… gibi işlerle uğraşıyoruz. Kentin ana işlerini halletmeye çalışıyoruz. Bir yandan da insan kaynağını toparlamaya çalışıyoruz. Şuan insanları dinliyoruz, sorunları öğrenmeye çalışıyoruz. Elbette Nusaybin iyileşecek, kendine gelecek. Demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü belediyecilik anlayışımızla bütün sorunların üstesinden geleceğiz. Nusaybinimizi de halkımızı da çok seviyoruz. Hep birlikte şehri yöneteceğiz. Demokrasiye ve sandıktaki halk iradesine sonuna kadar sahip çıkacağız. Elbette Nusaybin iyileşecek, kendine gelecek.”

“Peki, en çok neye ihtiyaç duyuyorsunuz?” diye soruyorum.

“Her şeye ihtiyaç var burada. Nusaybin İçin Adalet Projesi lazım. Bunun içinde mülkiyet hakkı, yaşam hakkı, su hakkı var, yoksullaşmış kentin ekonomik sorunları var.”

Konuşmanın sonuna doğru diğer Eş Başkan Ferhat Kut geliyor. O da Nusaybin’e sevdalı. Nusaybin başkanlar açısından şanslı diye düşünüyorum. İzin isteyip beni bekleyen Nusaybinlilerle buluşuyorum. KHK ile ihraç edilmiş iki öğretmen tarafından kurulan Nusaybin Kahve Evine gidiyorum.

Yolda giderken her şeye rağmen Nusaybin’in canlılığı gözümden kaçmıyor. Barış ve Demokrasi parkları yine dolu. Gençler parklarda. Nusaybin çarsısı eski canlılığına kavuşmuş görünüyor. Yıkımdan sonra Sara ile birlikte bu çarşıda yürürken ağlayan yaşlı adam gözümün önüne geliyor:

“Evimi yağmalamışlar. Ama üzüldüğüm şey kızımın çeyizini de yağmalamış olmaları. Onun çeyizinden ne istediler. Anası ölmeden onun için yapmıştı” deyişi dün gibi aklımda.

Yaşlı adama sarılarak,  “tekrar yaparız çeyizini” demişti Sara.  Bu buluşmamızdan bir ay sonra Sara cezaevine konuldu. Ne oldu acaba Nusaybinli bu yaşlı adama, kızının çeyizini tekrar yapabildi mi?

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe