Ara 30 2017

OHAL ekonominin 4 ana sorunu arasında

Her ne kadar TÜİK’in verilerinin manipüle edildiği ve hatalı ölçüm yapıldığı belirtilse de Türkiye’nin 2017 yılında başta Hükümet’in dağıttığı ucuz krediler ve bazı alanlara yapılan vergi indirimlerinin etkisiyle rakamsal olarak büyüyeceği bir gerçek.

2018’de ise kamunun ekonomiyi büyütmek için yine krediler üzerinden destek verileceği gözüküyor.

Peki faiz oranları yükselirken devletin faiz farkını ödeyip ucuz kredi vermesine ve krediye kefil olmasına dayanan bu politika sürdürülebilir mi?

Yoksa halk arasında işe yaramayan buluşlar için anlatılan Con Ahmet’in devri daim makinesi’ misali sonu hüsran mı olur?

2018 beklentilerini yazan Hürriyet yazarı Uğur Gürses yeni yılda ekonomide bakacağımız ana kilometre taşlarını 4 başlık altında sıralıyor. Bunlar kredi genişlemesi, ülkeye gelen döviz miktarı, enflasyon ve OHAL. Gürses kredi genişlemesinde itici gücün Hükümet’in verdiği Kredi Garanti Fonu desteği olduğunu belirtiyor. Bu yıl kredilerde 290 milyar TL genişleme olduğunu belirten yazar, bu rakamın 250 milyarının TL kredilerindeki genişlemeden kaynaklandığını belirtiyor.

 Ancak bu kredi genişlemesinin kaynağını da sorguluyor. ‘Bankalar arkalarındaki Hazine kefaleti ile bu kredilere payanda buldular ama bu kredilerin kaynağı o kadar da kolay olmadı. TL mevduatı sadece 100 milyar artırabildiler. Gerisi de bankacılık sistemindeki 30 milyar dolara yakın artan döviz hesapları ile kapatıldı’ diyor.

Gürses verileri ‘Borç alan TL alıyor; varlığı olan da dövize dönüyor’ diye özetliyor. Yine ve yeniden KGF tarzı yeni bir pencere açılıp da kredi büyümesi sağlanabilir mi sorusunu ise ‘Ankara niyetlense de İstanbul’da bu kaynak yok.

İşte potansiyel kaynağın ucu ise ülkeye gelecek dövizlere bağlı’ sözleriyle yanıtlıyor.

Uğur Gürses’e göre 2018’de dikkat edilecek ikinci yapı taşı olan döviz girişinin devam etmesi ise riskli. 2017’de de 2016 kadar dış finansman sağlandığını kaydeden Gürses sebebini ise ‘Portföy yatırımlarının 6.9 milyar dolardan 20.6 milyar dolara çıkması sayesinde.

Yani ‘sıcak paranın’ yeniden akmaya başlamasıyla, yılbaşında Merkez Bankası’nın faiz artırımı ile’ cümleleriyle özetlemiş. 
 
2018’e ilişkin bir başka önemli konunun ‘Fiyatlama davranışındaki bozulma kontrol edilip edilmemesi’ olduğunu belirten yazar, ‘Merkez Bankası yöneticilerinin yine “eski hastalığı” nüksetti; mali piyasa “yanmadan” faize dokunmuyorlar.

Bu da fena halde kredibilite kaybı. Hem 2017 başında, hem de sonuna doğru olan kur hareketi “yumurta kapıya gelene kadar” seyredildi. Bu da enflasyonu ve fiyatlama davranışını bozdu’ diyor. Gürses’e göre enflasyonun yüzde 15’in üzerinde bir patikaya kayması Türkiye ekonomisi için çok tehlikeli.

Ekonomide dikkat edilecek dördüncü ana etkenin OHAL uygulaması olduğunu vurgulayan Gürses ‘Ekonomideki oyuncuların, birimlerin aklındaki bu; telaffuz edemeseler de mülkiyet ve sermaye konusundaki kaygılar devam ediyor’ diye yazıyor. Gürses şunları söylüyor:

‘OHAL ilanına dayanak oluşturan nedenlerin dışında yayımlanan ve itiraz kapısı olmayan KHK’lar yayımlanması tedirginlik yaratıyor, sözlü “kulak çekmeler” ülkeye sermaye gelmesinde, ekonomik büyümenin sürdürülebilir olmasının önünde engel teşkil ediyor. OHAL kaldırıldığında göreceğiz ki; normalleşmeyle ülkeye sermaye girişi hızlanacak, kur gerileyecek, faizler düşecek.’ 

Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar