CHP’ye ‘kafir’, HDP’ye ‘bölücü’ derlerdi: Artık onlara oy veriyorlar

Üçüncü Yılında OHAL’in Getirdiği Toplumsal Maliyetler raporuna göre; OHAL öncesinde AKP ve MHP’ye oy verenlerin siyasal tercihleri neredeyse tamamen değişti. Kendilerini milliyetçi muhafazakâr ve dindar muhafazakâr olarak tanımlayan KHK ve OHAL mağdurları artık CHP ve HDP seçmeni.

3 bin 222 kişinin katıldığı araştırmaya göre; OHAL ve 15 Temmuz darbesi öncesi oy tercihleri şöyle:

AKP yüzde 76,1

MHP yüzde 36,2

BBP yüzde 5,7

Saadet Partisi yüzde 5,5

CHP yüzde 5,2

HDP binde 3

İYİ Parti binde 1

a

OHAL öncesi KHK mağdurlarının büyük oranı iktidarın büyük ve küçük ortakları AKP ve MHP’ye oy verirken; geride bırakılan üç yılda siyasal tercihler tam tersine dönüşmüş.

Mağdurların ve mağdur yakınlarının araştırmadaki yanıtlarına göre; siyasi parti tercihleri artık şöyle:

CHP yüzde 76,6

HDP yüzde 38,1

İYİ Parti yüzde 20,1

Saadet Partisi yüzde 12

Kararsızlar yüzde 4,7

Oy kullanmayacağını söyleyenler yüzde 1,3

a

Araştırmaya göre KHK ve OHAL mağdurları arasında AKP’ye oy vereceğini söyleyen hiç kimse yok. Binde 1’i ise MHP’ye oy verebileceğini söylüyor.

Araştırmada OHAL öncesi ve sonrası partiler arasındaki geçişkenlikler de ortaya konuyor.

Buna göre OHAL öncesi HDP ve AKP’ye oy verdiklerini söyleyenler, OHAL’den sonra CHP, HDP’ye oy verirken, küçük bir oran ise İYİ Parti’ye oy verdiğini söylüyor.

OHAL öncesi sadece AKP’ye oy verdiğini söyleyenler, OHAL’den sonra CHP, İYİ  Parti , HDP ve Saadet Partisi’ne kaymış durumda.

Daha önce AKP ve MHP’ye oy verenler ise, CHP, İYİ Parti ve HDP’ye oy vereceğini söylüyor.

aAraştırmada ‘Kararsızlar’ da analiz edilmiş. Buna göre; Kararsızların arasında daha önce AKP’ye oy verenler oy kullanmayacağını söylerken, MHP’ye oy veren kararsız yada çekimser seçmenler ise “Tüm partilerin sistem partisi” olduğunu söylüyor ve hiçbir siyasetçiye güvenmediğini belirtiyor.

Araştırma sağ seçmenin AKP ve MHP’den vazgeçme sebeplerine dair de şu önceliklerin öne çıktığını ortaya koyuyor:

“Yaşanan hukuksuzluklar ve adaletsizlikler sebebi ile "sağ muhafazakâr" partilerden, "sol demokrat", demokrasi, insan hakları, özgürlükler, adaleti ve hukukun üstünlüğü söylemlerini önceleyen partilere yönelme söz konusu. Önemli bir kısmı, stratejik oy kullanıyor. AKP, MHP hariç bütün partilere oy verilebiliyor. Özellikle, AKP, MHP adaylarına muhalif en güçlü muhalefet partisine oy verme öne çıkıyor. Bir yandan da daha demokrat, daha fazla hukuktan yana ve daha az baskıcı veya liberal gördükleri patilere yöneliyorlar. Bunda ‘mağdurlara sahip çıkma’, ‘insan haklarına önem verme’ gibi kriterler öne çıkıyor."

Daha önce HDP’ye oy vermeyi düşünmeyen OHAL mağdurlarının yüzde 40’a yakın bir oranda HDP’ye oy verdiğini-vereceğini söylemesinin en önemli nedeni ise Ömer Faruk Gergerlioğlu. Araştırmaya katılanlar “Gergerlioğlu nedeniyle HDP” diyerek bunu açıklıkla ortaya koyuyor.

Araştırmanın yürütücülerinden ve kendisi de bir KHK’li olan Doç. Dr. Bayram Erzurumluoğlu, Ahval’e yaptığı değerlendirmede mağdurların yüzde 90’ının muhafazakâr ve milliyetçi olduklarını hatırlatarak şu yorumu yapıyor:

“OHAL ve KHK’lerle AKP kendi tabanını biçti. Ama bu taban kendi söylemlerine eklemlenmeyen, yeri geldiğinde AKP politikalarını da eleştiren bir tabandı. Bu AKP’ye göre büyük bir suçtu. Hem muhafazakâr mahalleden olacaksınız hem de eleştireceksiniz. Bunu bir HDP’li ya da CHP’li yapsa önemli görülmez, çünkü AKP tabanını çok fazla etkilemez. Ama aynı eleştiriler kendi tabanından geldiği zaman, bunu kendi politikaları tehlikeli olarak gördüler. Bu yüzden 15 Temmuz krizini fırsata çevirerek, özellikle dindar-milliyetçi-muhafazakar kesimlere şu sinyali verdiler: Bizim söylemlerimizi eleştirme cesaretini gösterirseniz, sizi yok ederiz. Bu yok etmenin adı da ‘FETÖ’ydü. Muhalif olan herkesi FETÖ’cü diye damgaladılar. O yüzden bu süreç asla AKP’nin FETÖ ile mücadelesi değildir:”

AKP’nin siyasal muhalefeti bu şekilde baskıladığını ve sosyolojik bir tabirle ‘Bir kişiyi öldürüp bin kişiyi korkuttuklarını’ belirten Erzurumluoğlu “250 bin insanı işinden atarak, 80 milyonu susturdular” dedi.

İktidarın kendi isteklerinin dışında karar veren hakimleri, açıklamalar yapan bürokratları ve akademisyenleri ‘bir kararnamelik canınız var’ diye tehdit ettiğini hatırlatan Erzurumluoğlu, bunun en son İlim ve Sanat Vakfı ile Şehir Üniversitesi’nde açıkça görüldüğüne dikkat çekti:

“Adamları FETÖ için çıkarılmış kararnamesiyle kapattılar, kayyım atadılar. Kendi iktidarlarına başbakanlık yapmış bir vakfı kapatarak, bir üniversiteyi kayyıma devrederek baskının nerelere kadar uzanabileceğini gösterdiler.”

Araştırmada çok önemli verilerle karşılaştıklarını söyleyen Doç. Dr. Erzurumluoğlu, daha önce yaptıkları iki araştırmada siyasal algıların değişimini irdelediklerini ama son araştırmada daha net sorular sorduklarını belirtiyor.

OHAL ve KHK mağdurlarının daha önce CHP’şe ‘şaşı’ baktıklarını belirten Erzurumluoğlu şu analizi yapıyor:

“CHP’ye klasik bir bakışları vardı, şaşıydı, önyargılıydı. Asla bir siyasi parti olarak görmezlerdi. CHP’yi baskıcılıkla, özgürlük karşıtlığıyla ve din düşmanlığıyla ilişkilendirirlerdi.”

Aynı kesimin HDP’ye OHAL öncesi bakışını da şöyle tarif ediyor:

“HDP'ye bakışları ise terörizmle ilişkiliydi. Kaba tabirle milliyetçi muhafazakâr seçmen HDP’ye değil oy vermek, önünden bile geçmezdi, hatta oy verenleri düşman olarak görürlerdi.”

Araştırmanın sonuçlarında CHP’ye yüzde 76’yı aşan, HDP’ye yüzde 40’a yakın çıkan desteğin mağdurların kendi mahallelerinden gördükleri acımasız muamele ile yakından ilişkili olduğunu söyleyen Erzurumluoğlu “Bu insanlar sadece işlerinden atılmakla kalmadılar. Çocukları bile fişlendi, onlar bile aç bırakıldı” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Kendi mahallelerinde bu acımasız  muameleyi görünce, mağduriyetlerine sahip çıkacak yeni kanallar aradılar. Ve hayretle gördüler ki; sekülerler, sosyal demokratlar, ateistler, deistler, Kürtler, Aleviler onlarla dayanışıyor. Çünkü bun insanlar devletin dilini, muamelesini bilen yıllardan beri devletin zulmünü yaşamış insanlardı. Devletin damgaladığı kesimlerin mutlaka doğru bir şekilde damgalanmayabileceğini biliyorlardı.”

OHAL ve KHK mağdurlarının bu kesimlerin yaklaşımından dolayı önce büyük bir şok yaşadığını belirten Erzurumluoğlu, “Çünkü onlardan bu tür bir destek beklemiyorlardı. Ancak bu şaşkınlık süreç içinde yavaş yavaş dağıldı, herkes kendi mahallesinden, kendi akvaryumumdan çıkmaya ve karşı mahallerinin güzelliklerini görmeye başladı” diyor.

Düne kadar CHP’ye oy vermeyi kafirlikle eşdeğer gören, HDP’ye oy vermeyi bölücülük olarak gören kesimlerin; CHP ve HDP’nin hiç de sandıkları gibi oluşumlar olmadığını  fark ettiklerini belirten Erzurumluoğlu, böylece aradaki duvarların yıkıldığını belirtiyor. Bu geçişkenliğin artarak süreceğini tahmin ettiklerini kaydeden Erzurumluoğlu, HDP için de özel bir parantez açıyor:

“Mağdurlar artık Kürtleri, Alevileri, Ermenileri daha iyi anladıklarını söylüyor. Daha önce bu insanlara haksızlık yaptıklarını kabul ediyorlar. Özellikle HDP ve Kürtler konusunda Ömer Faruk Gergerlioğlu çok önemli bir faktör. Yaptığı çalışmalarla muhafazakarlar arasında HDP’nin Kürtçü imajının yıkılmasında büyük bir payı var.”

Erzurumluoğlu son olarak araştırmalarından çıkan tahmini sonuçların yaklaşık 2 milyon insanın siyasi parti tercihlerinin değiştiğini gösterdiğini belirterek, 80 milyonluk ülkede 2 milyonluk nüfusun cüzi bir oran olarak görünmesine rağmen İstanbul seçimlerinde 14 bin oyluk Millet İttifakı farkının, 800 bin oya giden farka yol açtığını da vurguluyor.


© Ahval Türkçe