Oca 28 2018

‘Erdoğan OHAL’i patronlar lehine kullanıyor’

 

Metal işkolunda 130 bin işçiyi kapsayan grev kararının Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklanması, OHAL döneminde tamamen işlevsiz hale getirilen “grev hakkı” sorununu yeniden gündeme taşıdı. Yasağa tüm sendikalar tepkili.

Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde giderek artan grev yasakları, Türkiye’de iş barışını tehdit ediyor. 15 yıllık AKP döneminde alınan 14 grev yasağı kararının 6’sı son 1 yılda gerçekleşirken, son olarak metal işkolunda 130 bin işçiyi kapsayan grev kararının yasaklanması Türkiye tarihinin en büyük grev yasağı olarak tarihe geçti. DW Türkçe’ye konuşan çalışma hayatı uzmanları ve sendikalar, hükümetin OHAL’i sendikal hakları bastırmak için kullandığı görüşünde.

Ülke genelinde 130 bin metal işçisinin 2 Şubat'ta başlayacak grevinin bu hafta Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayıyla 60 gün ertelenmesi, OHAL döneminde tamamen işlevsiz hale getirilen "grev hakkı” sorununu yeniden gündeme taşıdı.

Türk Metal Sendikası, Birleşik Metal İşçileri Sendikası ve Çelik-İş Sendikası olmak üzere 3 farklı sendika tarafından alınan grev kararının "milli güvenliği bozucu nitelikte" bulunmasına, siyasal yelpazenin farklı noktalarında duran DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ ortak tepki gösteriyor.  DİSK'e bağlı Birleşik Metal İş ise yasağa rağmen 2 Şubat'ta greve çıkma kararı aldı.

 DW Türkçe’ye konuşan Kocaeli Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Aziz Çelik, grev yasaklarının OHAL’den önce de AKP hükümeti tarafından başvurulan bir yöntem olduğunu belirterek, “Türkiye'de 1983'ten beri 6356 sayılı Sendikalar Yasası’nda hükümete verilmiş ve keyfi olarak kullanılan bir yetki var. Bu yetki çerçevesinde hükümet istediği grevi milli güvenlik ve ekonomik istikrar gibi gerekçelerle erteleyebiliyor. Yani aslında OHAL mevzuatı ile ilgili bir durum değil, ama OHAL ortamında daha rahat grev kararı alınıyor” diyor.

Fiiliyatta grevlerin 60 gün ertelenmesi kararının tamamen yasaklamaya dönüştüğüne işaret eden Doç. Dr. Çelik, “2012’de AKP söz konusu kanunu değiştirdi ama grev erteleme ile ilgili maddeleri korudu” diyor.

AKP'nin 2003'ten beri 14 grev ertelemesi kararı çıkardığını ve toplamda 192 bin işçinin greve gitmesini engellediği bilgisini veren Aziz Çelik, “OHAL döneminde ise grev yasaklarında artış olduğunu görüyoruz. Son olarak metal işkolundaki grev yasağı ile birlikte son bir yılda 6'ncı kez grev erteleme kararı alındı. Son yasak 130 bin işçiyi kapsadığı için aynı zamanda en büyük grev yasağı oldu” diye konuşuyor. 

Çelik’in verdiği bilgilere göre OHAL döneminde milli güvenlik veya ekonomik istikrar gerekçeleriyle getirilen grev yasakları şöyle: Asil Çelik grevi, EMİS grevi, Akbank grevi, Şişecam grevi, Mefar İlaç grevi ve son olarak MESS grevi.

Grev yasaklarını DW Türkçe’ye değerlendiren Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Kani Beko ise, "Farklı konfederasyonlara bağlı 3 sendikanın 179 işyerinde 130 bin işçiyle çıkacağı grev, erteleme adı altında yasaklandı. Böylece hükümet Türkiye tarihinin en büyük grev yasağına imza attı" diye konuşuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın OHAL’in patronların lehine kullanılacağına dair sözlerine atıfta bulunan Kani Beko, “Bir kez daha anlaşıldı ki, grev yasakların gerçek gerekçesi milli güvenlik değil, işçinin evine götüreceği ekmeği işverenin insafına bırakmak. Milli güvenlik dedikleri, sadece ve sadece patronların güvenliği” şeklinde konuşuyor.

Erdoğan, temmuz ayında yabancı yatırımcılara hitap ettiği konuşmasında, "OHAL'i biz iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Grev tehdidi olan yere biz OHAL'den istifade ederek anında müdahale ediyoruz" ifadelerini kullanmıştı.

Grev kararı alan üç sendikadan biri olan DİSK’e bağlı Birleşik Metal İş Sendikası’nın 30 işyerinde 13 bin üyesi ile grev yasağını tanımama kararı aldığını vurgulayan Kani Beko, “Metal işçilerinin insanca yaşanacak bir ücret ve iş cinayetlerinin önlenmesi ve 2 yıllık toplu sözleşme gibi talepleri karşısında metal işverenleri hükümete ve OHAL’e güvenerek bu taleplere kulaklarını tıkıyor” diyor.

DİSK Başkanı Beko, Birleşik Metal İş’e üye işçilerin 2 Şubat itibariyle fabrika önlerinde bildiri okuyarak, iş bırakarak, fazla mesaiye kalmayarak ve iş yerlerine toplu yürüyüşler yaparak grev yasağına karşı tepkilerini ortaya koyacaklarını vurguluyor. 

Hükümetin grev yasağı yalnızca hükümete muhalif sol görüşlü DİSK tarafından değil, sağ görüşlü TÜRK-İŞ ve hükümete yakınlığı ile bilinen HAK-İŞ konfederasyonları tarafından da büyük tepkiyle karşılanmış durumda.

TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu adına yazılı bir açıklama yapan Genel Başkan Ergün Atalay TÜRK-İŞ üyesi Türk Metal Sendikası’nın örgütlü bulunduğu 145 işyerinde 117 bin işçiyle yer aldığı metal sektöründeki grev ertelemesinin işçilerin hak arayışını engelleyemeyeceğini vurguladı.

Grev kararının “milli güvenliği bozucu nitelikte” olduğuna ilişkin kararı “haksız ve kabul edilemez bir yaklaşım” olarak değerlendiren TÜRK-İŞ Başkanı “Çalışanların geçim koşullarını iyileştirmek amacıyla uygulayacakları greve müdahale, işçilerin elini kolunu bağlayacak duruma dönüşmemelidir. Grev hakkı, işçilerin büyük mücadeleler sonunda elde ettiği bir haktır. Onayladığımız uluslararası sözleşmeler ile Anayasamızca da güvence altına alınmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

Hükümete yakınlığı ile bilinen HAK-İŞ’e bağlı Çelik İş Sendikası Başkanı Yunus Değirmenci de, sendikanın internet sitesinde yayınladığı açıklamasında, MESS’i hükümetin aldığı grev yasağı kararının arkasına sığınmakla suçladı.

Grev erteleme kararını doğru bulmadıklarını belirten Değirmenci, “Taleplerimiz karşılanmadığı sürece, üretimden gelen gücümüzü devreye sokmaktan geri durmayacağız” diye konuştu.

Grev kararı alınmasında MESS’in olumsuz tavrının yattığına işaret eden Değirmenci, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “MESS ile yürüttüğümüz Toplu İş Sözleşme sürecinde en önemli silahımız olan grev hakkımızın elimizden alınması biz emekçileri derinden üzmüş, hayal kırıklığına uğratmıştır. Üyelerimizin haklı talepleri ve beklentileri var. Bunları karşılamadan bu süreci tamamlamak, en başta üretime ağır bir darbe indirecektir. Sendikamızın Kurulları en hızlı şekilde toplanarak mücadelemiz ile ilgili yeni yol haritasını belirleyecektir. Bu süreçte, hak alma mücadelemizden asla taviz vermeyeceğimizin ve geri adım atmayacağımızın bilinmesini isteriz.” 

Bu arada MESS, grev yasağının Resmi Gazete’de yayınlandığı 26 Ocak Cuma günü toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanması amacıyla yeni bir ücret artışı teklifini sendikalara sundu. Buna göre MESS'in yeni teklifi, altı aylık geçmiş dönem enflasyonu üzerine 10 puanlık refah payı içeriyor. MESS ve 3 sendikanın yönetimi, bir değişiklik olmaması halinde 30 Ocak Salı günü bir araya gelecek ve MESS'in son teklifini görüşecek.