ezgi karataş
Oca 03 2018

Hak arayanın karşısına çıkan duvar: Çok gizli!

Ankara- OHAL Kararnameleri hükümetlere; “Olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, olağanüstü halin amacı ve nedeniyle sınırlı” konuları düzenlemesi için yetki verse de, “olağanüstü” günler yaşayan ülkemizde arka arkaya çıkarılan kararnamelerle yasalarda pek çok değişiklik yapıldı.

Bu değişikliklerden biri de, 29 Ekim 2016'da çıkarılan 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 657 Sayılı Devlet Memuru yasasına yapılan ek oldu.

Yasadaki değişikliğe göre, kamuda çalışacak personelin işe başlamadan önce "güvenlik soruşturması ve arşiv taraması”ndan geçmiş olması gerekiyor.

Ancak, aylar süren güvenlik soruşturması kamuya atanmaya hak kazananların tepesinde bir kılıç gibi sallanıyor.

OHAL’in hediyesi güvenlik soruşturmaların nasıl yürütüldüğüne ve soruşturma kapsamına dair pek çok soru işareti mevcut. 

 

kamu

 

Belirsizliğin hâkim olduğu ve kişilerin süreci takip edemediği soruşturmalar sonrasında kurumların verdiği kararlar ise keyfiliği işaret ediyor. Zira bir kurumun güvenlik soruşturması sebebiyle reddettiği bir kişiyi bir başka kurum alabiliyor.

On binlerce kişi kamuda çalışmaya hak kazandığı halde uzun süren güvenlik soruşturması nedeniyle bekleme sürecinde hak kayıpları yaşarken, ataması yapıldığı halde güvenlik soruşturması negatif sonuçlandığı için işe başlayamayanlar da var.

Yine Kamu Personeli Seçme Sınavı’na ek olarak kurumların kendi hazırladığı sınavlara başvuran ancak mülakat sonuçlarının açıklanması için güvenlik soruşturmalarının bitmesini bekleyen binlerce genç mezun var.  

 

kamu1

 

Başvurdukları kurumlardan kazanıp/kazanmadıklarına dair haber bekleyenler, bekleme sürecini “boşa giden zaman” olarak tarif ediyor. Bekleme sürecinde her yeni güne haber gelecek umuduyla başlayanlar için ise yeni iş aramak da kolay olmuyor.

Kısacası OHAL Türkiye’sinde on binlerce kişi dirsek çürüttüğü okullardan başarıyla mezun olsa da ve gece gündüz bin bir emekle hazırlandığı sınavlardan yüksek puanlar alsa da işe başlayamıyor.

Bekleme sürecinde başvurdukları kurumlardan ve soruşturmayla ilgili yerlerden sessizlikle karşılanıp, bilgi alamayanlar çeşitli internet sitelerinde, forumlarda bir araya gelip yaşadıkları üzerinden bir yol haritası çıkarmaya çalışıyor.

Ankara’da bir devlet üniversitesinde yabancı dil okutmanı olarak çalışan H., güvenlik soruşturmasını beklediği bir yıllık sürede forumları sürekli olarak ziyaret ettiğini söylüyor. 
10 yıl boyunca kadrolu pozisyon için bekleyen H., geçtiğimiz sene istenen şartları yerine getirerek pozisyon için başvuru yapmış. Ancak H’nin okula belgeleri teslim etmesiyle işe başladığı zaman arasında bir yıla yakın zaman var.

 

kamu personeli

 

Bekleme sürecine belirsizliğin hâkim olduğunu ve psikolojik olarak çok yıprandığını anlatan H., içinde bulunduğu durumu şöyle anlattı:

“Başvurduğumda güvenlik soruşturması yapılacağını, 2 ay kadar sürebileceğini söylediler. Ancak süre gittikçe uzadı ve bu bekleme sürecinde okulum başta olmak üzere kimseden bilgi alamadım.” 

Süreci takip etmenin mümkün olmadığını ve bilgi almak istediğinde ise herkesin “çok gizli” ibaresinin ardına sığınarak konuşmadığını belirten H. başvurusunu takip için evrak numarası dahi alamadığını söylüyor.

Soruşturmanın takibini yapmak için ailecek seferber olduklarını ancak hiçbir yerden cevap alamadıklarını söyleyen H. kurumu tarafından da üstü kapalı uyarıldığını anlatıyor.

“Süreci takip etmek için sıklıkla personel daire başkanlığı ile görüştüm, ilgili yerleri aradım. Ancak hiçbirinden dönüş olmadığı gibi en son olarak bu işi kurcalamamın hayrıma olmayacağını söylendi”

Güvenlik soruşturması sürerken, okulunda sözleşmeli pozisyonda çalışmaya devam eden H. bekleme sürecinde yaşadığı maddi hak kayıplarından da söz ediyor.

“Bugün kadrolu okutmanlar 4000-4500 TL arasında bir maaş alıyorlar. Ancak sözleşmeli personel olarak ben kadrolu olanlarla aynı ders saatine girsem dahi ayda en fazla 400 TL alıyordum” diyor.

Okulun yarıyıl tatiline girdiği zamanlarda ders saatinin azalmasından kaynaklı sözleşmeli personelin komik bir para aldığını söyleyen H., geçtiğimiz Şubat ayında maaşının 17 lira olduğunu aktarıyor.

 

memurlar

 

“Kadrolu çalışmaya hak kazandığım halde bir yıla yakın soruşturmanın bitmesini beklediğim için maddi hak kaybım oldu” diyen H. uygulamada yaşanan keyfiliklere de dikkat çekiyor. H. kendisiyle aynı tarihte belge veren bir başka kişinin güvenlik soruşturmasının 48 günde bittiğini söylüyor.

“Savunma sanayindeki bir kurumun sözleşmeli personel kadrosu için sınava giren T., sınav sonucunu bekleyenler arasında. Yazılı sınav sonrasında başarılı olan adayların mülakata çağrıldığını anlatan T’nin mülakatı ise kendine göre iyi geçmiş.

Ancak T., daha sınavı kazanıp kazanamadığını bile bilmiyor. Çünkü kurum sonuçları, mülakata giren bütün adayların soruşturması bittikten sonra açıklanacak.

T.’nin başvurduğu kurum da diğer kurumlar gibi sınava giren adaylara süreçle ilgili bilgi vermiyor. T. ve diğer adayların işe alınıp alınmadığı belirsiz bir tarihe kadar muamma olarak kalacak. Adaylar şimdiden üç ayı geride bıraktı.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından kapatılan üniversitelerden birinden mezun olan B. hem hukukçu, hem de işletme mezunu. Üniversitede çift ana dal okuyan B. kamu personeli sınavında da yüksek bir puan almış. 

Ancak çok istemesine rağmen, kurum avukatlığındaki tek kişilik kadroyu kaçırınca puanı yanmasın diye mecburen ikinci atamalarda memurluk için tercihte bulunmuş.

Atamalar sonrasında kadroya yerleşen B., üç aydır güvenlik soruşturmasının bitmesini bekliyor. Bekleme sürecini “İnsanı tarumar eden bir süreç” olarak tanımlayan B, “Kendime bir hayat kurmak için bu işe ihtiyacım var” diyor.

B. de kamuya atanan ve soruşturması devam eden pek çok kişi gibi süreci takip edememekten şikâyetçi. “Sürecin ne kadar süreceğini bilediğim gibi, kurumdan da hiçbir şekilde bilgi alamıyorum” diyen B. işe başlamak için kuruma atanan herkesin soruşturmasının bitmesini beklemek durumunda.

İşe başlama tarihi belirsizliğini korurken, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na ataması yapılan B. kadrosunun hangi bakanlıkta olduğunu da bilmiyor.

“Bakanlık birleşik olsa da kadrolar ayrı” diyen B., kurumdan ne kadrosuna ne de çalışma koşullarına dair bilgi alamıyor.  

Kurumla yaptığı ısrarlı görüşmeler sonunda zorla yüzde 70’lik bir kısmın soruşturmasının bittiğini öğrenen B., “Geri kalan yüzde 30 ne kadar sürecek kimsenin bilgisi yok” diyor. 
Atandığı kurumda görüştüğü kişiden ikametgahı Ankara’da olanların güvenlik soruşturmasının uzun sürdüğü bilgisini alan B., “Bu yıpratıcı süreci daha fazla beklemeye dayanamadım ve avukatlık stajıma geri döndüm” diye konuşuyor.

B. mezun olduğu üniversiteden kaynaklı soruşturma sürecinden endişeli olmadığını ancak Kürt olduğu için sıkıntı yaşayabileceğini söylüyor.  

Kamudaki hemen bütün kurumlarda soruşturmalara ilişkin benzer sıkıntılar yaşanıyor. Kurumlar ihtiyaç dâhilinde olsa bile ataması yapılan kişileri soruşturmalardan kaynaklı göreve başlatamıyor. Bu konuda sıkıntı yaşanan yerlerden biri de Sağlık Bakanlığı.

Bakanlıkta, 2016 yılında ataması yapılan ancak soruşturma nedeniyle hala göreve başlatılmayan çok sayıda sağlık personeli bulunuyor. Bunlara ek olarak yine 2017 mezunu hekimler de iki yıllık zorunlu hizmetlerine başlayabilmek için güvenlik soruşturmalarının bitmesini bekliyor.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda değişiklik yapan kararnameye kadar, doktorlar gizlilik derecesi bulunan kurumlarda çalışmadıkları sürece herhangi bir soruşturmaya girmeksizin, tıp fakültesinden mezun olduktan sonra en fazla 2 ay içerisinde atanıp ve göreve başlıyordu.

OHAL de bu da değişti. Yaygın kanı, çevresinde muhalif olarak bilinen kişilerin soruşturmasının uzun sürdüğü yönünde.

Kayseri’de uzmanlık eğitimini sürdüren A. beş ay süren soruşturmanın ardından göreve başlamış. Ancak bekleme sürecini anlatırken zorlanıyor.

“Kendime güveniyordum. Zaten Alevi kimliğimden dolayı 15 Temmuz’dan sonra suçlanan yapı ile hiç işim olmadı. Onlar bizi sevmez biz onları sevmeyiz. Ama soruşturmanın uzamasını kimliğime bağladım” diye konuşan A., muhalif kesime yönelen görevden almalarla birlikte soruşturmasının negatif sonuçlanacağını düşünmüş.

“Çevremde siyasi kimlikleri nedeniyle, Alevi ya da Kürt oldukları için görevden alınanları duydukça, beni de bu yüzden işe alamayacaklar diye düşündüm”

Mezun olduktan sonra özel sektörde çalıştığını aktaran A’nın çalıştığı kurum, 15 Temmuz’dan önce kapatılmış. Ancak hastane sahibi darbe girişiminin ardından tutuklanmış. A, bekleme sürecinde kimliğinin yanı sıra bu kurumda çalışmış olmasının da sonucu olumsuz etkileyeceğini düşünmüş.

“Çalıştığım süre içinde kurumun cemaatle ilişkisine dair fikrim yoktu. Bu yapı ile alakam olmasa da şüpheli hastane listesinde yer alan bir kurumda çalışmış olduğum için de soruşturmanın uzadığını düşüyorum. Çünkü çevremdeki soruşturmalar 2 ayda bitti.”

Bekleme sürecinde pek çok hekim arkadaşının sıkıntı yaşadığını söyleyen A., bekleme süreci uzayan arkadaşlarının ciddi geçim sorunu yaşadığını anlatıyor.

“Uzmanlık öncesi pek çok arkadaş hekim kaşesini elde etmemiş oluyor. Dolayısıyla herhangi bir özel kurumda da çalışamıyor.” diyen A., “Ben bekleme sürecinde özel sektörde çalışıyordum. Zorunlu görevimi yaptığım için kaşem vardı. Ancak soruşturma sonucu beklerken psikolojim öyle bozulmuştu ki dayanamayıp istifa ettim” ifadelerini kullanıyor.

“Devlet kimsenin gözünün yaşına bakmıyor, istemediğini ya görevden alıyor ya da işe başlatmıyor” diye konuşan A. “Şimdi çalışıyorum ama yarın öbür gün muhalif kimliğim nedeniyle işten atılmayacağımın garantisi yok” diyerek kaygısını da dile getiriyor.

Kamuya atandığı halde işe başlatılmayan kişilerin durumları Meclis gündemine de geldi.
HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir de memur adaylarının uzun süren güvenlik soruşturmaları nedeniyle 5 Aralık’ta Meclis Araştırma Önergesi verdi.

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir ise 5 Ekim’de son bir yılda güvenlik soruşturmasını geçemeyen hekimlere ilişkin Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.

9 Kasım’da TBMM Genel Kurulu’nda konuyu yeniden gündeme getiren Emir,  soruşturmaların hukuk devletini aşındıran içerikte olduğunu söyledi.

Konuşmasında bir güvenlik soruşturmasının reddinden de örnek veren Emir, açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yla ilgili bir gösteride bulunması gerekçesiyle bir asistan hekimin atamasının reddedildiğini aktardı.