Tem 20 2018

İnsan Hakları İzleme Örgütü: Olağanüstü Hal olağanlaştırılıyor

AKP’nin OHAL yerine getirmek istediği yeni “Güvenlik Paketi”ne yönelik tepkiler artıyor.

Meclis Adalet Komisyonu’nun 19 Temmuz’da görüşmeye başladığı kanun tasarısı, OHAL yetkilerinin olağanlaştırılması yolunda bir adım daha atılması anlamına geliyor.  Tasarının önümüzdeki günlerde meclis genel kuruluna sunulması ve meclisteki muhalefet partilerinin güçlü itirazlarına rağmen, kanunlaşması bekleniyor.

Teklif, valilere geniş yetkiler veriyor, hakimlerin meslekten çıkartılmasına olanak tanıyor, gözaltı sürelerini uzatıyor, seyahat ve toplanma özgürlüklerini kısıtlıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) bugün yaptığı açıklamada 18 Temmuz 2018 tarihinde resmen biten olağanüstü hal (OHAL) boyunca Cumhurbaşkanına ve yürütme organına verilmiş, hak ihlallerine yol açmaya eğilimli yetkilerin çoğunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden aceleyle çıkartılmak istenen bir kanun tasarısıyla muhafaza edileceğini belirtti.

Kanun tasarısı, önümüzdeki üç yıl boyunca, hakimlerin ve diğer tüm devlet görevlilerinin, Cumhurbaşkanlığı altındaki yetkililer tarafından keyfi olarak azledilmelerine olanak tanıyacak. Söz konusu tasarı, ayrıca, yetkililere Türkiye içinde seyahat özgürlüğünü kısıtlama, toplantı ve yürüyüşleri yasaklama olanağı verirken, kolluğun da bazı şüphelileri 12 güne kadar gözaltında tutmasını ve aynı olayla ilgili soruşturma kapsamında tekrar tekrar gözetim altına almasını mümkün kılacak.

Kanun tasarısı bu yetkilerin kullanımının yargı organlarınca denetlenmesini yeterli ölçüde sağlamaktan uzak olduğu gibi, bu yetkilerin kullanımının hak ihlallerine yol açtığı durumlarda mağdurlara anlamlı bir tazmin veya telafi olanağı da sunmuyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya direktörü Hugh Williamson, şöyle diyor:

“OHAL’in kaldırılması insan hakları açısından iyi bir işaret olarak görülmeliydi ama bu kanun tasarısından açıkça anlaşılıyor ki hükümet OHAL’in sadece adını kaldırmayı planlıyor. Hükümet bu kanun tasarısını rafa kaldırmalı ve Türkiye’de insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü tam olarak yeniden tesis etmeli.”   

HRW sitesinde yayınlanan açıklamada, iki yıl boyunca süren OHAL, 2016 yılındaki, 250 kişinin öldüğü 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edildiği hatırlatıldı. Buna göre, OHAL, yürürlükte olduğu süre boyunca, hükümetin ülkeyi meclis ve yargı denetimine tabi olmayan kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) yönetmesine olanak verdi.

Bu süre zarfında Türkiyeli yetkililer 130 bin devlet görevlisini, darbeyle veya terör örgütleriyle ilişkili oldukları gerekçesiyle kamu görevinden çıkartmış, mahkemeler 77 bin kişiyi bu suçlarla tutuklamış, daha fazlasını ise yargılamaya başlamıştı. Çok sayıda medya organı kapatılmıştı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre, tasarı Cumhurbaşkanına iki yıllık OHAL süresi boyunca getirilen keyfi ve orantısız önlemleri kalıcı kılabilmesi için çok büyük bir alan açıyor. Azledilenlerin sadece kendilerini azleden makama itirazda bulunmasına izin veriliyor. Kanun tasarısı ayrıca bu kişilerin pasaportlarına el konulmasına, eşlerinin pasaportlarının iptal edilmesine ve eş ve çocuklarıyla ilgili bilgi toplanmasına da izin veriyor.

Williamson, “Bu tasarıda verilen yargıçları azletme, protesto gösterilerini insanların seyahat özgürlüklerini kısıtlayarak yasaklama ve insanları aynı olaydan dolayı tekrar tekrar gözetim altına alma gibi yetkiler OHAL’in adı dışında her şeyiyle devam edeceğini gösteriyor. OHAL bitmiş olmasına bitti, ama hukukun üstünlüğü de bitti” dedi.