Tem 17 2018

Kanun teklifi: Üç ay değil, ilelebet OHAL düzeni!

AKP, seçim öncesi vaatleri arasında yer alan OHAL'in kaldırılması konusunda değişikliğe gitmedi. OHAL 18 Temmuz'da sona erecek ama daha şimdiden getirilen birçok düzenleme ile kalıcı OHAL’e geçişin adımları atıldı.

24 Haziran seçimleri ile birlikte parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş yapılırken AKP'den yeni bir kanun teklifi geldi. OHAL’den de ağır şartları barındıran taslakta, valilere süper yetkiler getiriliyor, gözaltı süresi uzatılıyor, kamudan ihraçlar üç yıl daha devam ediyor.

Yeni kanun teklifin gerekçesi “Terörle mücadelede zafiyet ortaya çıkmaması” iddiasına dayandırılıyor.

Teklifle” OHAL döneminde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararı ile bugüne kadar yüz binlerce kişinin yaşamını etkileyen ihraç yetkisi 3 yıl süre ile doğrudan bakanlara tanındı. Darbe ve terör suçları ile sınırlı olmak üzere toplu suçlarda gözaltı süresi ise “hâkim tarafından dinlenilmek” koşulu ile 12 güne kadar uzatılabilecek. Tekli suçlarda ise 6 güne kadar uzatılabilecek. Bir süre önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 181 bin kişiyi ilgilendiren pasaportlardaki tahditlerin kaldırılacağına dair açıklama da yeni düzenleme ile soru işaretlerine yol açtı. Zira OHAL süresince ihraç edilen kişiler ve ailelerinin pasaportlarına sınırlama koyma yetkisi getiren düzenleme teklifle birlikte 3 yıl boyunca devam edecek. 

Meclis Başkanlığı’na sunulan teklif 25 maddeden oluşuyor. Teklifte, başlıca, TSK İç Hizmet Yasası, İl İdaresi Yasası, Sahil Güvenlik Komutanlığı Yasası, Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Yasası, Türk Ceza Yasası gibi yasaların bazı maddelerinde düzenlemeler yapılıyor. 

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre yasa teklifinde yer alan düzenlemeler şöyle:

Düzenlemenin birinci maddesi, valilere, “kamu düzeni veya güvenliğin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da bozulacağına ilişkin ciddi belirtilerin bulunduğu hallerde, 15 günü geçmemek üzere, ildeki belirli yerlere giriş ve çıkışı sınırlama yetkisi” veriyor. Bununla birlikte valiler, ildeki belli yerlerde veya saatlerde kişilerin dolaşmalarını, toplanmalarını, araçlarının seyirlerini düzenleyebiliyor veya kısıtlayabiliyor. Ruhsatlı da olsa her çeşit silah ve merminin taşınması ve naklini de yasaklayabiliyor.

Teklif ‘askeri mahalle’leri de yeniden düzenliyor. Buna göre, askeri mahallelerde, sulh ceza hâkiminin kararı veya askeri komutanın emri üzerine kişilerin üstü, araçları, özel eşyaları ve özel kâğıtları, “suç delilleri koruma altına alınacak” şekilde aranabilecek. “Suçlu görülen” kişiler ile ilgili de Ceza Muhakemesi Yasası’nın ilgili hükümleri uygulanacak.

Askeri mahallelerde, asker kişiler dahil, askeri mahalleye giriş ve çıkışlar için de “duyarlı kapı zorunluluğu” getirildi. Bu kişilerin üstleri, duyarlı kapının ikaz vermesi halinde,metal dedektörle kontrol edilebilecek.

Teklifle, Sahil Güvenlik, jandarma ve jandarma hizmet binalarında, sulh ceza hâkimi kararı veya “gecikmesinde sakınca bulunan hallerde” birlik komutanının ya da kurum amirinin yazılı emri üzerine “er ve erbaşların üst ve eşya” yapılabilmesinin de önü açılıyor. 

Öneri, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası”nda da değişiklik öngörüyor. Buna göre, açık alanlardaki toplantılar ile yürüyüşlere “gece vaktinin başlamasıyla birlikte dağılacak şekilde” denilerek, “süre” getirildi. Kapalı yerlerdeki toplantıların süresi ise “saat 24.00” olarak yeniden düzenlendi. Toplantı ve yürüyüşlerin uzatılması ise ancak “vatandaşların huzur ve sükûnet içinde istirahatini aşırı ve katlanılamaz derecede zorlaştırmamak ve kamu düzenini, genel asayişin bozulmasına neden olmamak şartıyla” saat 24.00’e dek uzatılabilecek.

Teklifle, bölgede yetkili kılınan “komutanın kovuşturma yapabilmesi” izne bağlanıyor. Buna göre Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve bakanlar hakkında Cumhurbaşkanı, milletvekilleri hakkında TBMM, general ve amiraller hakkında Genelkurmay Başkanı, bakan yardımcıları hakkında ilgili bakanlar, valiler ve kaymakamlar için de İçişleri Bakanlığı’ndan izin alınacak.

Bir şüpheliyi yeniden ifade almaya cumhuriyet savcısının emri ile kolluk çağrılacak. Tutukluluğa itiraz ve tahliye talepleri de dosya üzerinden karara bağlanabilecek. Tahliye talepleri en geç 30 gün üzerinden karara bağlanacak. Daha önce hâkim kararıyla aranan şüpheliye ait bilgisayar araması da savcı kararıyla yapılabilecek.

Askeri bölgelerde arama da “Cumhuriyet savcısının nezaretinde askeri makamların da katılımıyla adli kolluk görevlileri tarafından” yerine Bülent Turan getirilecek.

2 yıllık OHAL dönemi boyunca Cumhurbaşkanlığı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nun onayı ile hayat bulan ihraç yetkisi teklifin yasalaşması halinde sadece Cumhurbaşkanı’na karşı sorumlu bakanların tekil onayına bağlı olacak. Tek bakana bağlı ihraç yetkisi 3 yıl boyunca devam edecek. Askerlerin ihraçları ise Milli Savunma Bakanı’nın onayına bağlı olacak.

Teklif, devlet kurumlarından OHAL döneminde ihraç edilip yeniden görevine dönenlerin “tazminat hakkını” da elinden alınacak.

Teklifte; yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan öğretim elemanları için YÖK Başkanlığı’na bildirilme zorunluluğu geliyor. Bu kişilerin görevine iade edilmesine karar verilmesi halinde ise eski kadro veya pozisyonlarına atanması esas kabul ediliyor ancak bu hüküm müdür yardımcısı veya daha üstü ile eşdeğer yöneticilik görevinde bulunanlar için tümüyle uygulanmayacak. Müdür yardımcısı veya daha üstte olan kişiler için söz konusu yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve unvanlar atamalarda dikkate alınacak. Ayrıca; Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’na bildirilen atama teklifleri, Ankara, İstanbul ve İzmir illeri dışında ve 2006 yılından sonra kurulan yükseköğretim kurullarına öncelik verilmek kaydıyla yapılacak.

Anayasaya göre toplu olarak işlenen suçlarda 48 saatle sınırlanan gözaltı süresi OHAL döneminde önce 30 güne çıkarılmış daha sonra da 14 güne indirilmişti. Yasa teklifi ile toplu olarak işlenen suçlarda anayasadaki günlük gözaltı süresi 4 güne çıkarıldı. Ancak sanığın “hâkim tarafından dinlenmesi koşulu” ile 4 günlük gözaltı süresinin 2 kez daha uzatılması ile 12 günlük gözaltı süresinin önü açıldı. Tekil suçlarda ise yine “hâkim tarafından dinlenme” koşulu ile Anasaya’daki 2 günlük sürenin 2 kez daha uzatılması ile 6 güne kadar çıkartılması sağlanacak. Teklifin yasalaşması halinde gözaltı süresi ile ilgili tüm bu düzenlemeler 3 yıl boyunca geçerli olacak. Bu düzenleme, Anayasa’da yer alan “bireysel suçlarda 48 saat, toplu suçlarda ise 4 gün” hükmüne aykırılık taşıyor. Anayasada yer alan maddede, “Bir kişinin yakalanması veya tutuklanması halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz” hükmü bulunurken gözaltı sürelerine ilişkin yapılan yeni düzenleme ile hâkim tarafından verilecek iki kez uzatma kararına iktidar, “hâkim kararı nedeniyle anayasaya aykırılık teşkil etmediğini” iddia ediyor.

OHAL süresince ihraç edilen kişiler ve ailelerinin pasaportlarına sınırlama koyma yetkisi getiren düzenleme teklifle birlikte 3 yıl boyunca devam edecek. Buna göre 3 yıl boyunca sadece Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olan İçişleri Bakanı’nın onayı ile ihraç edilen kamu personelinin kendisi ve eşinin pasaportuna İçişleri Bakanı’nın onayı ile iptal kararı verilebilecek. 

Yasa önerisiyle MİT’in “Bilgi Edinme Yasası” kapsamından çıkarılacağı hüküm altına alındı. Buna göre MİT’in uygulamaları hakkında “bilgi edinilemeyecek.” Ayrıca, MİT’in taraf olduğu hukuki uyuşmazlıklarda “arabuluculuk” uygulanmayacak. Ancak Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu OHAL işlemlerini bilgi edinme hakkından zaten muaf tutmuştu.

23 maddelik teklif şöyle:
 

MADDE 1- 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11 inci maddesinde valinin görev ve yetkileri düzenlenmiş olup, maddenin (C) fıkrasında, il sınırlan içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi de valinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Valiler bu yetki kapsamında illerde birçok karar ve tedbirler almakta ve uygulamaktadırlar. Bu fıkra uyarınca alman karar ve tedbirlere uymayanlar hakkında ise aynı Kanunun 66 ncı maddesi uyarınca işlem yapılmaktadır.

Söz konusu fıkradaki yetkilerin genel nitelikte olması nedeniyle özellikle, kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da bozulacağına ilişkin ciddi belirtilerin bulunduğu hallerde ildeki belirli yerlere girişi ve çıkışı kamu düzeni ya da kamu güvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişiler bakımından kısıtlamaya, belli yerlerde veya saatlerde kişilerin dolaşmalarını, toplanmalarını veya araçların seyirlerini düzenlemeye ya da kısıtlamaya ilişkin kararlarda iller arasında uygulama birliği olmadığı gibi süre ve koşullar bakımından da farklı uygulamalar olabilmektedir.

Maddenin (C) fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, uygulamadaki farklılıkları gidermek amacıyla valilerin belirli yerlere giriş ve çıkışı sınırlamaya ilişkin var olan yetkileri somutlaştırılmakta ve bu yetkiler bakımından süre sınırı getirilmektedir.

MADDE 2- Maddeyle, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununa 56/A ve 56/B maddeleri eklenmektedir.

Askeri mahallerde, oluşabilecek tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla önleme araması yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Aksi taktirde, güvenlik sorunu ortaya çıkabilecek ve buna bağlı olarak askeri disiplin bozulabilecektir. 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 9 uncu maddesinde kamuya açık olmayan işyerlerinde ve eklentilerinde önleme araması yapılması açık bir şekilde yasaklanmıştır. Bu nedenle sulh ceza hakimlerinin ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirlerin askeri mahallerde önleme araması kararı vermeleri mümkün bulunmamakta ve mülki amirler ile kolluk kuvvetleri askeri mahallerde önleyici kolluk tedbirleri uygulayamamaktadır.

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, 211 sayılı Kanun ve Türk Silahlı Kuvvetlerini ilgilendiren diğer kanunlarda 2559 sayılı Kanuna atıf yapan bir düzenleme olmaması nedeniyle, mahkemeler veya hakimliklerce ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde askeri yetkililerce, 2559 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine dayanılarak askeri mahallerde önleme araması kararı veya emri verilmesi imkanı da bulunmamaktadır.

56/A maddesiyle, askeri mahallerde yapılacak önleme aramasının usul ve esasları, Anayasanın 20 nci ve 21 inci maddeleri ile 2559 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine uygun şekilde 211 sayılı Kanuna bir madde eklenmek suretiyle düzenlenmektedir.

Söz konusu düzenlemede, askeri mahallerde fiziki güvenlik ile bilgi güvenliğine ve emniyet ve kazaların önlemesine yönelik olarak verilmiş emirlere riayet edilip edilmediğinin tespiti maksadıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde askeri birlik komutanı, askeri kurum amiri ya da hukuk hizmetleri başkanı veya birim amirinin yazılı emriyle İdari kontroller yapılabileceği hükme bağlanmaktadır.

56/B maddesiyle, askeri mahallere giriş ve çıkışlarda yapılan kontrollere ilişkin hususlar belirlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, asker kişiler de dahil olmak üzere, askeri mahallere girmek veya çıkmak isteyenlerin duyarlı kapıdan geçmek zorunda oldukları hüküm altına alınmaktadır. Özel kanun hükümleri saklı tutulmak suretiyle hakim ve savcılar veya avukatlar hakkında olduğu gibi özel kanunlarda yer alan düzenlemeler askeri mahallere girişte dikkate alınacaktır.

Fıkrada, şüphe halinde veya bu cihazların bulunmadığı yerlerde, herhangi bir emir veya karar olmasına bakılmaksızın, kontrolün elle yapılacağı düzenlenmektedir.

Teknik cihazların ikazının sürmesi halinde, kişilerin ancak elle kontrolü kabul ettikleri takdirde askeri mahallere girebilecekleri hüküm altına alınarak askeri mahallere yasak madde sokulmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise askeri mahallerde kontrole ilişkin usul ve esasların Milli Savunma Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği hüküm altına alınmaktadır.

MADDE 3- Maddeyle, 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yapılan değişiklikle sıkıyönetim rejimi Anayasadan çıkarıldığından, Anayasada yapılan söz konusu değişikliğe uyum sağlanması için 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu yürürlükten kaldırılmaktadır.

MADDE 4- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 53 üncü maddesinde yargılamanın yenilenmesi sebepleri düzenlenmiş olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ihlal edildiğine ilişkin verilen kararlar da yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak öngörülmüştür.

AİHM'in verdiği ihlal kararı dışında dostane çözüm ve tek taraflı deklarasyon gibi usullerle sonuçlandırılan başvurular da bulunmaktadır. Dostane çözüm, başvuranın lehine olarak ihlal kararı verilmeden, başvurunun çözümünü ifade eder. Dostane çözüm, davalı devletin çeşitli ödemelerde veya edimlerde (taşınmazın geri verilmesi gibi) ya da taahhütlerde bulunması şeklinde olabilir.

Dostane çözüme ulaşılamayacağının anlaşılması durumunda ise, ihlal karan verilmesinin önüne geçmek için, tek taraflı deklarasyonla başvurunun kayıttan düşürülmesi istenebilir. Dostane çözümden farklı olarak tek taraflı deklarasyonda başvurucunun tatmin edilmesinin yanı sıra ihlalin varlığı da kabul edilmektedir.

Mevcut düzenlemeye göre AİHM'e yapılan başvurunun dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucu düşmesi hali, yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmemesinden dolayı birçok başvuru, başvuranın bu yöntemleri kabul etmemesi nedeniyle sonuçlandırılamamaktadır. Bunun sonucunda ise Ülkemizde iç hukukta yapılan reformlarla çözülmüş olan yapısal sorunlara ilişkin başvurularda dahi ihlal kararı verilmeye devam edilmektedir.

Maddeyle, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyonla sonuçlandırılan başvurularda, ihlal kararı verilen başvurularda olduğu gibi yeniden yargılama yoluna başvurulabilmesi mümkün hale getirilmektedir. Böylelikle, AİHM önündeki başvurularda ihlal karan verilmesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

MADDE 5- Maddeyle, 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununa bir madde eklenmektedir. Düzenlemeyle, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununa eklenen 56/A maddesiyle askeri mahallerde yapılacak önleme aramalarında uygulanacak usule ilişkin yapılması öngörülen değişikliğe uyum sağlamak amacıyla Sahil Güvenlik Komutanlığı hizmet binaları ve eklentileri ile yüzer unsurlarında askerlik yükümlülüğünü yerine getiren erbaş ve erlerin üstünün, özel kağıtlarının ve eşyasının aranmasına imkan sağlanmaktadır.

MADDE 6- Maddeyle, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa 15 inci maddesinden sonra gelmek üzere 15/A maddesi eklenmektedir. Düzenlemeyle, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununa eklenen 56/A maddesiyle askeri mahallerde yapılacak önleme aramalarında uygulanacak usule ilişkin .yapılması öngörülen değişikliğe uyum

sağlamak amacıyla Jandarma Genel Komutanlığı hizmet binaları ve eklentilerinde askerlik yükümlülüğünü yerine getiren erbaş ve erlerin üstünün, özel kağıtlarının ve eşyasının aranmasına imkan sağlanmaktadır.

MADDE 7- Maddeyle, 2803 sayılı Kanunun ek 8 inci maddesine fıkra eklemek suretiyle, Jandarma Genel Komutanlığında er ve erbaşların yerine alımma devam edilen uzman erbaşların iaşe ve ibatelerinin karşılanması amacıyla ödenek aktarılması sağlanmaktadır.

MADDE 8- Maddeyle, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 6 ncı ve 7 nci maddelerinde yapılan değişiklikle Anayasa Mahkemesinin 28/9/2017 tarihli ve E.2014/101, K.2017/142 sayılı iptal kararı doğrultusunda düzenleme yapılmaktadır.

Anayasa Mahkemesi kararında, iptal öncesi düzenlemede toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının sınırlandırılmasının başkalarının haklarının korunması meşru amacıyla yapıldığı, fakat toplantı ve gösterilerin topluma mesaj vermek için yapılması nedeniyle yer ve güzergahların önemli olduğu, gündelik yaşamı aşırı ve katlanılmaz derecede zorlaştırmayan toplantı ve gösteri yürüyüşleri karşısında diğer tarafın katlanma yükümlülüğü bulunduğu belirtilmektedir. Karara uyumlu olacak şekilde çatışan haklar arasındaki dengeyi sağlamak amacıyla 2911 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin vatandaşların günlük yaşamını aşırı ve katlanılamaz derecede zorlaştırmayacak şekilde planlanması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin aynı kararında, toplantı ve gösteri yürüyüşünün gece vakti yapılmasının vatandaşların huzur ve sükunetini gündüz vaktine oranla daha çok etkileyeceği, Devletin güvenlik önlemlerini sağlamasının ve diğer hakları koruma yönünde pozitif yükümlülüğünü yerine getirmesinin daha zor olacağı, fakat toplantı ve gösterilerin sona erme zamanının güneşin batma zamanı ile mutlak bir şekilde sınırlandırmanın bazı toplantı ve gösteri yürüyüşleri için ölçüsüz bir sınırlama sonucunu doğurabileceği belirtilerek mevcut haliyle düzenlemenin demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmadığı değerlendirmesi yapılmaktadır. Karara uyumlu olacak şekilde çatışan haklar arasındaki dengeyi sağlamak amacıyla 2911 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Bu kapsamda kapalı yerlerdeki toplantıların saat 24.00'e kadar yapılabileceği, açık yerlerdeki toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin ise güneşin batışından bir saat sonra gece vaktinin başlamasıyla dağılacak şekilde planlanması gerektiği, toplantı ve gösterinin niteliği gece vakti yapılmasını gerektiriyor veya ilgililerce talep edilmiş ise sürenin en büyük mülki amir kararıyla 24.00'e kadar uzatılabileceği hususunda değişiklik yapılmaktadır.

MADDE 9- Maddeyle, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 30 uncu maddesine yeni fıkralar eklenmektedir.

Düzenlemeyle, MİT personelinin kimliğinin gizli tutulmasının zorunluluğu dikkate alınarak Milli İstihbarat Teşkilatının tarafı olduğu özel hukuk uyuşmazlıklarında, dava şartı olarak öngörülen arabuluculuk dahil olmak üzere, arabuluculuk usulünün uygulanmaması amaçlanmaktadır. Böylelikle, MİT'in taraf olduğu özel hukuk uyuşmazlıklarında, arabuluculuğun dava şartı olarak öngörüldüğü 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu dahil, mevzuatta yer alan arabuluculuğa ilişkin tüm hükümlerin uygulanmayacağı hüküm altına alınmaktadır. Aynı amaçla MİT, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışına çıkarılmaktadır.

MADDE 10- Maddeyle, 2941 sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanununun 17 nci maddesinde atıfta bulunulan 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun yürürlükten kaldırılması nedeniyle, 17 nci maddenin yeni hükümlere göre düzenlenmesi amaçlanmaktadır.

MADDE 11- Maddeyle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa geçici madde eklenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki düzenlemeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesinde yer alan gözaltı süreleri, bazı suçlarla ilgili olarak yeniden düzenlenmekte ve ek gözaltı süreleri getirilmektedir. Anayasanın 19 uncu maddesinde yakalanan kişinin tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hakim Önüne çıkarılacağı, bu süreler geçtikten sonra hiç kimsenin hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamayacağı hükme bağlanmıştır. Öte yandan, Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesinde gözaltı süresinin yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemeyeceği, yine aym şekilde toplu olarak işlenen suçlar bakımından ise bu sürenin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılabileceği belirtilmektedir.

Fıkrada belirtilen üç yıllık süre içinde terör ve örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen suçlar bakımından, bu suçlarla mücadele etme güçlüğü, örgüt bağlantılarının çözülmesinin zaman alması, somut delillere ulaşmanın zorluğu ve benzeri nedenlerle gözaltı süreleri Anayasa hükmüne uygun olarak yeniden düzenlenmektedir. Buna göre gözaltı süresi kırksekiz saat olarak uygulanacaktır. Toplu olarak işlenen suçlarda ise bu süre Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesi hükümleri de dikkate alınmak suretiyle dört günü geçemeyecektir. Yapılan düzenleme kapsamında, gözaltı süreleri sulh ceza hakimi tarafından belirtilen süreleri geçmemek üzere en fazla iki defa uzatılabilecektir. Kişi en geç kırksekiz saatlik ve dört günlük sürelerin sonunda hakim karşısına çıkarılacağından ve bu aşamadan sonraki süreçte ihtiyaç duyulan uzatma süreleri hakim tarafından belirleneceğinden söz konusu hüküm, Anayasanın 19 uncu maddesinin aradığı koşulları karşılamaktadır. Böylelikle ihtiyaç duyulan ve hakim denetiminde bulunan süre içinde yakalanan kişinin lehine veya aleyhine olan delillere ulaşılabilmesi ve özgürlüğünü kısıtlayıcı koruma tedbirinin biran evvel sonlandırılabilmesi sağlanacaktır.

Mukayeseli ' hukukta da benzer örnekler bulunmaktadır. Örneğin İngiltere uygulamasında bazı suçlar yönünden kırksekiz saatlik gözaltı süresinden sonra hakim kararıyla yedi günlük uzatma süreleri bulunmakta, bu süre toplamda ondört güne kadar uzatılabilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili kararlarında gözaltı ve tutukluluk arasında özgürlüğün kısıtlanması yönünden herhangi bir fark gözetilmemekte, yakalanan kişinin hangi sürede bağımsız bir yargı mercii önüne çıkarıldığına dikkat edilmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanununun 148 inci maddesinin beşinci fıkrasında, yürütülen bir soruşturma nedeniyle ifadesi alınan şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında bu işlemin ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Buna bağlı olarak maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki düzenlemeyle, belirtilen suçlarla mücadele etme güçlüğü nedeniyle üç yıl süreyle uygulanmak üzere, soruşturma aşamasında aynı olayla ilgili olarak yeniden ifade alınması ihtiyacı ortaya çıktığında bu işlemin Cumhuriyet savcısının yazılı emri üzerine kolluk tarafından da yapılabilmesine imkan tanınmaktadır. Böylelikle soruşturma işlemlerinin hızlandırılması sağlanmış olacaktır.

Maddenin birinci fıkrasının (c) bendindeki düzenlemeyle, belirtilen suçlarla mücadele etme güçlüğü nedeniyle soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin hızlı bir şekilde tamamlanmasını sağlamak amacıyla üç yıl süreyle uygulanmak üzere tutukluluğa itiraz ve tahliye taleplerinin dosya üzerinden karara bağlanmasına imkan tanınmaktadır.

Şüpheli veya sanığın salıverilme istemlerine ilişkin Ceza Muhakemesi Kanununun 105 inci maddesinde öngörülen usul ve süre yerine, dosya üzerinden en geç otuzar günlük sürelerle ve tutukluluğun incelenmesi kararlarıyla birlikte salıverilme istemlerinin karara bağlanacağı hüküm altına alınmaktadır.

Tutukluluğun incelenmesi yönünden ise Ceza Muhakemesi Kanununun 108 inci maddesinde öngörülen usul yerine, bu inceleme resen dosya üzerinden ve en geç otuzar günlük sürelerle yapılabilecektir. Ancak, en geç doksan gün içinde tutukluluğun incelenmesi bakımından kişi veya müdafiinin dinlenilmesi zorunluluğu getirilmektedir.

MADDE 12- Maddeyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 119 uncu maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılmaktadır.

Değişiklikle, askeri mahallerde yapılacak aramanın yalnızca askeri makamlar tarafından yapılmasını öngören hüküm yerine; kural olarak, Cumhuriyet savcısının nezareti ve askeri makamların katılımıyla kolluk görevlilerinin arama yapması düzenlenmektedir. Böylelikle, koruma tedbirlerinin veya diğer adli görevlerin ifasında profesyonel olan görevlilerden faydalanmak suretiyle soruşturmanın tamamlanması ve bu doğrultuda adil, süratli ve doğru bir ceza yargılamasının gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.

Bununla birlikte düzenlemeyle, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhuriyet savcısının nezareti olmaksızın yazılı emri ve askeri makamların katılımıyla adli kolluk görevlileri tarafından da arama yapılabilmesine imkan sağlanmaktadır.

MADDE 13- Maddeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 127 nci maddesinin altıncı fıkrası, aynı Kanunun 119 uncu maddesinin beşinci fıkrasında askeri mahallerde yapılacak aramalarda uygulanacak usule ilişkin yapılması öngörülen değişikliğe uyum sağlamak amacıyla değiştirilmektedir.

MADDE 14- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 134 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programlan ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkanlmasma ve bu kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine hakim tarafından karar verilebilmektedir.

Maddeyle, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde 134 üncü maddede belirtilen tedbirlere Cumhuriyet savcısı tarafından da karar verilebilmesine imkan sağlanmak suretiyle, delillerin biran evvel elde edilebilmesi ve suçla etkin mücadele edilebilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Anayasanın 20 nci maddesine uygun olarak Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararların yirmidört saat içinde hakim onayına sunulacağı, hakimin kararını en geç yirmidört saat içinde açıklayacağı öngörülmektedir. Sürenin dolması veya hakim tarafından aksine bir karar verilmesi halinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhal imha edilecektir. Ayrıca, kopyalama işlemlerinin uzun sürecek olması halinde bu araç ve gereçlere elkonulabilmesine imkan tanınmakta olup, söz konusu işlem tamamlandığında elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilecektir.

MADDE 15- 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 53 üncü maddesinde yapılması öngörülen değişiklikte olduğu gibi maddede yapılan düzenlemeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 172 nci maddesinde yer alan kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlar aleyhine AİHM'e yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi hali, yeniden soruşturma açılması sebebi olarak kabul edilmektedir.

MADDE 16- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 53 üncü maddesinde yapılması öngörülen değişiklikte olduğu gibi maddede yapılan düzenlemeyle, ceza hükümlerine karşı AİHM'e yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi hali, Ceza Muhakemesi Kanununun 311 inci maddesinde yer alan yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasına alınmaktadır.

MADDE 17- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 53 üncü maddesinde yapılması öngörülen değişiklikte olduğu gibi maddede yapılan düzenlemeyle, hukuk mahkemelerince verilen kararlara karşı AİHM'e yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi hali, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 375 inci maddesinde yer alan yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasına alınmaktadır.

MADDE 18- Maddeyle, 6749 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılan asker kişilerin askeri rütbelerinin, mahkeme kararı aranmaksızın karar tarihinden geçerli olmak üzere geri alınması sağlanmaktadır.

MADDE 19- Maddeyle, olağanüstü hal döneminde doğrudan kanun hükmünde kararnameyle ihraç edilenlerden Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurmuş olup da başvurusu kabul edilenler hakkında uygulanacak usul hükümlerinin bir kısmı yeniden belirlenmektedir. Maddeyle ayrıca, görevine iade edilenlerin, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği ve bu kişilerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı düzenlenmektedir.

MADDE 20- Maddeyle, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden, meslekten veya görevden çıkarılan ya da ilişiği kesilen subay, astsubay, uzman jandarmalar ile Emniyet Genel Müdürlüğünde emniyet hizmetleri sınıfına tabi olanlardan; haklarında mahkemeler tarafından göreve iade mahiyetinde karar verilenler ile Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından başvurunun kabulü kararı verilenlerden, eski kadro, rütbe veya unvanına atanması ilgili bakan onayı ile uygun görülmeyenlerin, ilgisine göre Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyelerinde kurulan araştırma merkezlerinde bu maddede belirtilen esaslara göre istihdam edilebilmelerine imkan sağlanmaktadır. Ayrıca, görevine iade edilenlerin atanmalarına ilişkin usul ve esaslar ile bunların mali ve sosyal hakları düzenlenmektedir.

MADDE 21- Maddeyle, olağanüstü hal döneminde kanun hükmünde kararnameyle ihraç edilip, OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonu kararıyla ihraç kararı kaldırılarak göreve iade edilenlerden Devlet Personel Başkanlığına bildirilenlerin atanmalarına ilişkin usul ve esaslar ile bunların mali ve sosyal hakları düzenlenmektedir. Böylelikle kanun hükmünde kararnamelerle iade edilenlerle aynı haklara sahip olmaları amaçlanmaktadır.

MADDE 22- Maddeyle, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 20 nci maddesi kapsamında kalan şirketlerin koruma ve güvenlik hizmeti alanındaki faaliyetlerinde, fıkrada belirtilen istisnalar dışında 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmektedir.

MADDE 23- Ülkemizde yaklaşık iki yıldır uygulanan olağanüstü halin uzatılmayacak olması nedeniyle terörle mücadele bakımından ihtiyaç duyulan bazı düzenlemelerin yapılması amacıyla 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye geçici madde eklenmektedir. Söz konusu maddeyle, halen yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile disiplin soruşturmaları bakımından gerekli olan hükümler düzenlenmekte ve terör örgütleriyle mücadele kapsamında kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılması, ihracı, rütbelerin geri alınması, mesleğe ilişkin unvanların kullanılmaması gibi ihtiyaç duyulan birtakım tedbirlere ilişkin düzenlemeler yapılmaktadır.