OHAL döneminde Ombudsman’a başvurular rekor kırdı

Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) veya diğer adıyla Ombudsmanlık, Türkiye'de 2013 yılından itibaren faaliyet gösteren yeni bir karar organı.

KDK verilerine göre 2013 yılından itibaren 5-6 bin civarında olan başvuru sayısı, son iki yılda artış gösterdi. 2017 yılında 17 bin 131, 2018 yılında ise 17 bin 585 kişi Ombudsman’a başvurdu. Üç kattan fazla artış söz konusu. 2018’de bizzat gelip yüz yüze görüşerek çözüm arayanlarla birlikte toplam başvuru 97 bin 538. 

KDK’ye yapılan başvuruların dağılımına baktığımızda; ilk iki sırada kamu çalışanlarının şikayetleri ile sosyal güvenlik ihlalleri yer alıyor. Bunları eğitim- öğretim ile adalet ve güvenlik takip ediyor. Türkiye’de hemen her gün yaşanan hak ihlallerinin somut örneklerini görmek için Ombudsman’a yapılan başvuruların birkaçına yakından bakalım.

KDK’nin 24 Ekim 2018 tarihli kararına konu olan olayda, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi’nin (TEİAŞ), bütçe yetersizliğini gerekçe göstererek personelin fazla mesai ücretini ödemediği görülüyor. Ombudsman, fazla mesai yapan çalışana bu hakkının ödenmemesini, Anayasa’nın angarya yasağına aykırı buldu.

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç imzasıyla TEİAŞ’a gönderilen kararda, personelin hak kazandığı mesai ücretinin ödenmesi ve benzer durumdaki çalışanların mağduriyetinin giderilmesi istendi.

Diğer bir kararda; yüzde 88 engelli raporuna sahip olan mahkûmun, 2014 yılından beri çeşitli kurumlara maaş için başvurduğu, ancak bu talebin ‘adres kaydı’ gerekçe gösterilerek sonuçlandırılmadığı belirtiliyor. Ombudsman, söz konusu mahkûma engelli aylığı bağlanmamasının, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna karar verdi. 

Kadroya alınmayan taşeron işçilerin talepleri de Kamu Denetçiliği Kurumu’na yapılan başvurularda önemli bir yer tutuyor. Taşeron işçilerin bir bölümü, kadroya geçirilme sürecinde çeşitli gerekçelerle kapsam dışı tutulmuştu. Ombudsman, eski hükümlü ya da joker işçi statüsü nedeniyle kadroya alınmayan taşeronlar için kadro yönünde karar aldı.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) emekli maaşını iptal ettiği kişiler de çareyi Ombudsman’da aradı. Bu başvurulardan biri, geçmiş yıllardaki primleri iptal edildiği için emekli maaşı kesilen bir vatandaşa ait. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 13 Haziran 2018 tarihli kararında bu başvuruyla ilgili olarak şu hükme varıldı: 

“Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, başvuranın 04/07/2009 ila 21/12/2009 tarihleri arasındaki hizmet iptalinin sebep unsurunu oluşturan SGK Denetmen raporunun kanaate dayanması, başvuran açısından somut bir inceleme yapılmaması, işyerinin sahte bir işyeri olmaması, ayrıca söz konusu şirket üzerinden sahte sigortalılık olması durumunun başvuran açısından kanıt oluşturmadığı değerlendirildiğinden, emekli aylığının kesilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.”

Geçtiğimiz günlerde Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç tarafından gündeme getirilen Mustafa Demirci’nin durumu ise başlı başına bir Türkiye fotoğrafı. 1997 yılında emekli olan Demirci, 2017 yılında SGK’den aldığı yazı ile hayatının şokunu yaşadı. 1973 yılına ilişkin 174 günlük primin başkasına ait olduğu, bu nedenle emekliliğinin iptal edildiği ve 20 yıl boyunca ödenen maaşların geri istendiği bildirildi.

Özetle SGK, tam 44 yıl önce yaptığı hatanın faturasını Demirci’ye kesmiş, maaşını iptal ettiği gibi 109 bin TL de borç çıkarmıştı. Ombudsman’ın devreye girmesiyle Demirci’ye emekli maaşı geri bağlandı. Bu karar benzer durumda olanlar için de emsal teşkil etti.

KDK, başka bir başvuruda; ileri derecede kanser hastası olan babasına bakabilmek için kurum içi yer değişikliği isteyen ancak bu talebi reddedilen memurun mağduriyetinin giderilmesi yönünde karar aldı.

Engelli yetim çocuğa, sağlık raporlarına rağmen babasından dolayı hak ettiği yetim aylığının bağlanmaması da Ombudsman tarafından çözüme kavuşturulan bir diğer vaka. Örnekleri çoğaltmak  mümkün.

Kamu Denetçiliği Kurumu’na yapılan başvurularda, okula bağış yapmaya zorlanan velilerden, kazandığı halde kaydı yapılmayan üniversite öğrencilerine; ihbar tazminatı ödenmeyen işçiden, tayini yapılmayan engelli memura kadar geniş bir yelpazede binlerce mağduriyet göze çarpıyor.

KHK ile ihraç edilenlerin kapısını çalamadığı KDK’ye başvuru sayısındaki tırmanış, kurumun bilinirliliğinin artmasının yanı sıra OHAL'deki hak ihlalleriyle de ilgili. Zira OHAL sürecindeki çürüme, devletin bütün kurumlarına sirayet etmiş durumda. İhraçla sonuçlanmamış olsa da her alanda pek çok haksızlık söz konusu.

Yargıya güvenin dip yapması nedeniyle vatandaşlar yeni arayış içerisinde. Uğradığı haksızlığı mahkemeye gitmeden çözmek isteyenler KDK’ye yoğun ilgi gösteriyor.

Kamu Denetçiliği Kurumu’nun verdiği kararların bağlayıcılığı yok. Ombudsman tavsiye kararı alabiliyor. Kamu kurumları bu kararlara uymak zorunda değil. Ancak yine de KDK kararlarına  yüzde 70 oranında uyulduğu görülüyor. Bu veri, kamu kurumları tarafından geri çevrilen taleplerin karşılanabilir olduğunu gösteriyor.

KDK kararları incelendiğinde öne çıkan unsur, kurumların keyfiliği. Pek çok kamu idaresinin, çalışanların ya da vatandaşların yasalara uygun taleplerini sudan bahanelerle geri çevirdiği görülüyor.