Haz 08 2018

Doyumsuz ve bilinemeyen Anthony Bourdain

ABD'li şef ve yazar Anthony Bourdain bu fotoğrafta 2015 yılında New York’ta. Cuma günü hayata gözlerini yumdu. 61 yaşındaydı.

Anthony Bourdain tüm dünyayı yuttu. Bu bir abartma değil. Metafor bile değil. Keşfetmek istediği ve merak etmediği hiçbir yer, denemeye kararlı olmadığı bir yemek, açlığının bir sınırı ve en azından görünüşte neşesinin bir son noktası yoktu.

En son CNN’nin “Bilinmeyen Bölgeler” (“Parts Unknown”) adlı TV programında gözlerimizi hayatımızın harika çeşitliliğine açmamızı sağladı. Her bir lokmanın tadını çıkarmamız konusunda ısrar etti.

Ancak anlaşılan o ki kendisini bunu yapamadı. 61 yaşındaki Bourdain, Cuma günü, adı geçen CNN programının bir bölümünü çektiği Fransa'nın Strazburg yakınlarındaki bir otel odasında ölü bulundu. Kanalın açıklamasına göre ölüm nedeni intihardı.

Ölümü, Amerikalıların ve dünyadaki birçok başka ulusun etnik yemeklerin görkemliliğine olan hayranlıklarını ve bilgisini arttırmaya katkıda bulunan muhteşem bir kariyerin de sonu oldu. Bugün biz banh mi, bo ssam ve dim sum gibi pişirme yöntemleri konusunda yirmi yıl öncesine göre daha bilgiliysek bunu Bourdain'e borçluyuz. Peşinde kameralarla bize Asya, Avustralya, Afrika'yı gösterdi ve hepsinin tatlarını bizleri için denedi.

Ama sevilen tasarımcı Kate Spade'nin intiharından sadece birkaç gün sonra gerçekleşen ölümü en azından başka bir nedenden ötürü dikkat çekici: Bourdain’in gidişi insanların dışarıdan görünüşleriyle içlerinde deneyimledikleri arasındaki farklılığın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Kamuya mal olmuş yüzleri ve özel gerçeklikleri, görünürdeki özgüvenleri ve görünmez acılar arasındaki tutarsızlığın ne kadar büyük olduğunu ortaya koyuyor. Bilinmeyen bölgeler. Bourdain için bu geçerliydi. Her birimiz için öyle.

Bourdain ve Spade’in ölümü varsayımlarımızdaki kusurları, görünüşlerin aldatıcılığını ve ruhun karmaşıklığını yansıtıyor. Cuma sabahı, restoran ve gıda endüstrisinde çalışan arkadaşlarımdan gelen telefonlarda birbiri ardına defalarca bu ifadenin varyasyonlarını duydum: “İntihar etmesini bekleyeceğim en son kişi.”

 

Anthony Bourdain

 

Arayanların hepsi Bourdain'i tanıyorlardı ve onu zekâ, akıl ve ve soğukkanlılığın bir timsali olarak biliyorlardı. Ben de Bourdain ile tanışmıştım ve onun hakkında aynı bu şekilde düşünüyordum. 2004'te Times'in yeni restoran eleştirmeni olarak seçildiğimde yaptığım ilk işlerden biri Bourdain’in mutfak şefi olarak çok satan kitabı olan “Kitchen Confidential” kitabını tekrar okumaktı.

2009 yılında o işten ayrılmanın avantajlarından biri Travel Channel için yaptığı “No Reservations” adlı programda ona eşlik etmek olmuştu. Bir öğleden sonra Manhattan'da şef Daniel Boulud'un eski restoranı DBGB’de kamera önünde buluşup bira içmiş ve inanılmaz miktarda sosis yemiştik. Sonrasında sendeleyerek uzaklaşmıştı. Ben de kendimi bir taksiye atıp eve gidip iki saat uyumuştum.

Ayrıca hazır cevaptık, ya da azından o öyleydi. 2009'un sonlarında TimesTalks serisinin bir parçası olarak röportaj yaptığım sırada, ilk elden deneyimlediğim kadarıyla sözel becerİ konusunda pek az rakibi vardı.Sadece esprili değildi; sözünü sakınmamak konusunda korkusuzdu. “Kitchen Confidential” kitabında “Vejeteryanlar, insan ruhunda var olan her iyi ve nezih şeyin düşmanlarıdır” diye yazdı. Bu tanımlama veganlar hakında yaptığı yoruma göre kibar sayılırdı. Veganlar için “vejteraryanların Hizbullah benzeri bir hizbi” tanımlamasını kullanıyordu.

Yemeğe olan tutkusu, nükteden başka ifadelerinde de ortaya çıkıyordu. “Vücudunuz bir tapınak değil. Bir eğlence parkı. Yolculuğun tadını çıkarın” diyordu. Kendisi de öyle yapıyor gibi görünüyordu.

 

Anthony Bourdain

 

Bourdain’in ölümünü anlamlandırmaya çalışırken “Bir tür ışığı vardı,” diyor Cuma sabahı konuştuğum arkadaşım Sarah Rosenberg. ABC News için yapımcılık yaptığı zamanlarda  Bourdain'le çalışmış olan Sarah’ya göre Bourdain “Fareli köyün kavalcısı”ydı. “Onu takip etmek isterdin. Onu dinlemek isterdin” diye hatırlıyor ünlü şefi.

Birçok insanın onun yerinde olmak istediğini sanıyorum, tıpkı birçok kişinin Spade olmak istediği gibi.

Spade’ın imzası, özel el çantaları ve diğer tasarımlarıyla aktarıldığı gibi, heves, iyimserlik ve merhametli şaşkınlık gibi konuları bir araya getiriyor. O renkti. O parlaklıktı.

Bourdain’in imajıysa cesaret, bir derece saygısızlık ve yüksek özgüvenin tatlarını bir araya getiriyordu. İştah açıcıydı. Bourdain, ziyadesiyle damgası olan bir pasaportla ve karşı konulamaz bir sırıtmayla geziniyordu.

“Savunuculuğunu yaptığım bir şey varsa o da hareket etmektir” derdi. “Yapabildiğin kadar, olabildiğince. Okyanusun öte tarafına ya da sadece nehrin öbür kıyısına. Başka birinin yerine kendinin koy ya da en azından onun yediklerinden ye. Bu herkes için bir olumlu bir getiri.”

Aslında sofra zevklerinden ziyade insanlığın görkemiyle ilgili olan bu kapsayıcı bakış açısı onu nasıl yoldan çıkarmıyordu, anlaması zor. Son birkaç yıl boyunca açıkça hayran olduğu oyuncu ve yönetmen Asia Argento ile romantik bir ilişkisi vardı. 11 yaşında çok sevdiği bir kızı vardı.

Ve daha yiyeceği çok fazla yemek, değişik ve görkemli  tatlar vardı. Kendi tabağımızdaki yemeklerin zevkini çıkararak onun hatırasına adil davranabiliriz.