Ara 29 2017

‘Murat Saat’e acımızdan çok aczimizi iletiyoruz’

Onun ömrü cezaevinde geçti. “Yoksa Sen Benim En İyi Arkadaşım mısın?” adlı kitabı ile Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği’nce 2014 yılında ödüle değer görülen ve  21 yıldır tutuklu bulunan yazar Murat Saat geçirdiği bir kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Saat’e geç müdahale edildiği iddia edilirken, cezaevi arkadaşı Ertan Tan, Saat fenalaştığında ambulans çağırılmadığını ve Saat’in ring aracında yaşamın yitirdiğini bildirdi.

21 yaşındayken gözaltına alınan Saat, Devrimci Halk Partisi (DHP) davasından Diyarbakır’da yargılanarak müebbet hapse mahkum edildi. O tarihten beri hapishanede olan Saat Perşembe günü vefat etti.

1996’dan beri tutuklu bulunan öykü Yazarı Murat Saat’i ve ölümünün ardında hissettiklerini anlatan yazar dostlarından gelen en çarpıcı sözler arasında “Saat’e kalem erbapları olarak acımızdan çok aczimizi iletiyoruz” vardı. Bu sözler yazar Muharrem Erbey’e ait.

Yazar Yaprak Damla Yıldırım ise, Saat’in ölümünü bir ilham kaynağı haline getirmeye vurgu yaparak, “Yeniden ışığa çıkabilmek için gelin birlikte ulaşalım uzun zamandır yokmuş gibi davrandığımız onlarca yazar ve şaire. Sesini duyuramayanların sesi olmak zorundayız” dedi.

Belma Fırat, Saat’in arkasından “Murat Saat’e ve sağlık sorunları yaşayan diğer mahpuslara reva görülen muamelenin telafisi var mı?” sorusunu sorarken,  Mehmet Ergün ise, “Kitabını okuduğumda özgür, yaratıcı bir insanın sesini duydum bir müebbetliğin değil” ifadelerini kullandı.

Yaprak Damla Yıldırım, Saat için yapılmayanlardan dolayı sevenlerinin affına sığınarak şunları söyledi:

“Murat Saat’in sevenlerine başsağlığı diliyorum. Ve her birinden özür diliyorum. Biz üstümüze düşeni yapmadık. Affetsinler bizi… Murat Saat’i hiç tanımazdım. Kitabını görmedim, adını duymadım, suçunu bilmiyorum. Birçoğunuz gibi ben de üç maymunun üçünü de oynamışım, ne yazık…’’

Murat Uyurlak, Saat’in ardından şu ifadeleri kullandı:

“Ömrünün yarısından fazlasını zindanda geçiren hikâyeci Murat Saat’i kaybettik. “Yüz yıllardır ağır zincirlerle bağlı bir köle kadar yorgundum,” diye yazmış, “Yoksa Sen Benim En iyi Arkadaşım mısın?” adlı ödüllü kitabında. Belli ki çok yorulmuş, dayanmamış kalbi. Belki biraz daha direnebilirmiş, ama o ihtimali de devlet, Murat Saat’e bir ambulansı çok görerek, krizin vurduğu hassas gövdesini bir ring aracının kasasına atarak ortadan kaldırmış.’’

Sibel Öz ise geride bıraktıkları yazar arkadaşlarını yâdederek şunları söyledi:

“Biz çıktık. Çıktık mı ki? Geride arkadaşlarımızı bıraktık. Hapishanelerde… Okuyan, yazan, üreten, her şeye rağmen direnen arkadaşlarımızı… Havalandırma göğüne türkülerini, gülüşlerini, düşlerini, hayallerini emanet edip de, ele güne karşı kederlenmeyi, ah etmeyi ayıp sayan o güzel arkadaşlarımızı. “Biz yatarız, direniriz, siz üzülmeyin, dert etmeyin” diye sevdiklerini teselli edecek kadar durumun dramatize edilmesinden rahatsız olan o eğilmez arkadaşlarımızı… Taş bile çürür, o ıslak, rutubetli, küf kokan duvarlar ardında. Onlar çürümedi, çürüttüler tüm yenilgi teorilerini.’’

 

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz