Oya Baydar: Orhan Pamuk, Erdoğan’la ulusalcıları nasıl buluşturdu?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Nobel Edebiyat Ödülü'nün Srebrenitsa soykırımını inkâr eden ve Sırp savaş suçlularını savunan Avusturyalı yazar Peter Handke'ye verilmesine tepki gösterirken, “Türkiye’den de bir teröriste ödül vermiş bir kurum” ifadesini kullanması tartışma yarattı.

Erdoğan, Nobel ödülü kazanan Aziz Sancar’ın ismini ayırınca Orhan Pamuk’un bu ithamla karşılaştığı yorumları ağırlık kazandı. 

Ancak önce Cumhurbaşkanlığından ardından da Erdoğan’dan bir düzeltme geldi. 

T24 yazarı Oya Baydar, “2006’da Nobel’e ve Pamuk’a saldıranların dili ve zihniyetiyle 13 yıl sonra buluşması dil sürçmesi olmayabilir” diyor ve ekliyor:

“Aslında onlar tek cephenin: faşizan milliyetçi/ulusalcı bahçenin farklı renkteki gülleri.” 

“Avrasyacı kanadın sözcülüğüne ve iş yürütücülüğüne soyunan Vatan Partisi Reisi Perinçek, Tayyip Erdoğan’ın kendilerine bordaladığını ve gerçek iktidarın kendileri olduğunu iftiharla söylerken bir ölçüde haklıydı” diyen Baydar, Perinçek’in son dönemde Erdoğan’a ve onun hukukuna düzdükleri övgüleri hatırlatıyor.

Oya Baydar, Erdoğan’ın, Türkiye’nin ilk Nobel ödüllü yazarı Orhan Pamuk’a terörist dokundurması olarak yorumlanan sözlerine ilişkin olarak, “Erdoğan, Perinçekgiller’in ve derin odakların Batı düşmanı, Kürt fobili, devletçi, Avrasyacı konumlarını iyiden iyiye benimsemişti. Denize düşen yılana sarılır misâli mi, konjonktürel olarak mı, kendi beka’sını derinlere yaslanmakta gördüğünden mi, yoksa kuzu postunu sırtından atıp gerçek benliğine döndüğü için mi? Bilemem” yorumunu yapıyor.

“Orhan Pamuk, Kemalist ulusalcı kesimin devlet aydınlarının/yazarlarının pek de hoşlanmadığı bir yazardı” diyen Baydar, “Bunda onun ulusal sınırları aşmakta olmasının yarattığı kıskançlık, haset payı da vardır. Ancak asıl dert başkaydı; herkesin kendince eğip büktüğü, kendince yeniden biçimlendirdiği ve ardına sığındığı ‘Kemalizm’ yaftalı ideolojik çerçeve toplumun tabulaştırılmış kişilerini, değerlerini ve resmî tarihi araştırmaya, tartışmaya, tarihe ışık tutmaya, geçmişin acılarıyla, suçlarıyla hesaplaşmaya cevaz vermiyordu. Buna başvuran haindi, katli vacipti” ifadesini kullanıyor.

Bir dönem Erdoğan’ın danışmanlığını yapan ancak son dönemde muhalif bir çizgiye kayan Karar yazarı Akif Beki ise, Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya atıf yaparak, “Fakat kime öyleyse laf?” sorusuna cevap arıyor.

“Daha Altun açıklamazdan evvel etrafla paylaştığı bir teorisi var bu fakirin” diyen Beki, “Erdoğan'ın, Pamuk'u işaret ederken aslında başkasını kastettiğini baştan bildiğime yemin etsem başım ağrımaz” ifadesini kullanıyor ve ekliyor:

“Kimi mi? Tahminim, Osman Kavala'ya gidiyor mecazi Nobel… Teorim şu: AİHM'in, hukuki değil siyasi kararla tutuklandığına ve hemen salıverilmesi gerektiğine hükmetmesi, Cumhurbaşkanı'nı kızdırdı. İnsan Hakları Günü etkinliğinde konuşacaktı. Söz bu yılın infial uyandıran Nobel'ine gelince de, tepkisini dışa vuracağı bir fırsat buldu. Ve laf ağızdan çıktı. Yaydan fırlayan ok gibi…”