Amr Musa: 'Türkiye, Orta Doğu için İran’dan çok daha tehlikeli'

Arap Birliği eski Genel Sekreteri ve Mısır eski dışişleri bakanlarından Amr Musa’nın Türkiye’nin Orta Doğu için İran’dan daha tehlikeli olduğunu söylediği öne sürülüyor. 

Mısır’ın önde gelen gazetelerinden Ahram’ın köşe yazarlarından Abbas el Tarabyalı, bir gazetecinin, “Bölgeye yakın olan İran mı yoksa beş asır boyunca uyguladığı baskıyla bölgeyi nefessiz bırakan Türkiye mi bölge için daha tehlikeli?‘ şeklindeki sorusuna Musa’nın, sert bir şekilde “Türkiye“ diyerek soruya cevapladığını, Mısır Dışişleri Bakanı’nın da farklı izahlarla benzer bir cevabı verdiğini öne sürüyor. 

Amr Musa, Arap Birliği Genel Sekreteri olduğu iki binli yıllarda Türkiye ile kurduğu yakın ilişki ile ön plana çıkmış, Türk liderler Mısır’ı her ziyaretlerinde Musa ile ikili görüşmeler yapmıştı. 

Tarabyalı konuyla ilgili olarak yazdığı iki makalenin ilkinde İran’ın bölge ile ilgili politikalarını değerlendiriyor. 

İran’ın antik çağlardaki kralları Cambyses ve Dara ile Babil, Asur ve Pers imparatorluklarının bölgeyi işgal ettiklerini, ancak bu işgallerin Akdeniz’e ulaşmayı amaçlayan kısa süreli işgaller olduğunu ileri süren Tarabyalı, Kadisiye Savaşı’nda Arap ordularının Pers İmparatorluğu’nu yıkması ile oluşan düşmanlığı İran’ın hiçbir zaman unutmadığını belirtiyor. 

İran’ın şu anda Arap dünyasına giriş ve çıkış yollarını kapatmak istediğini, bundan dolayı da Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmeye çalıştığını, Babül Mendeb Boğazı’ını da kapatarak Arap Yarımadası’nı kuşatmak istediğini aktaran Tarabyalı, Tahran’ın iki deniz (Akdeniz ve Basra Körfezi) arasındaki bölgelerle ilgili hayalini de muhafaza ettiğini belirtiyor. 

İran’ın şu anda Suriye’de üslere sahip olduğunu, ancak bunun Arap dünyasının sessizliğinden kaynaklandığını ileri süren Tarabyalı, “Amr Musa ile aynı fikirdeyim, evet Türkiye şu anda bölge için İran’dan çok daha tehlikeli. İran’ın tutkusu Arap Yarımadası, Suudi Arabistan ve Emirliklerle bitiyor. Ve şu anda Suriye’de hava ve deniz üssü var, ki bu da Arabizm’in kalelerinden biri olan Suriye’nin ayakları üstünde durmasıyla sona erecektir“ diyor. 

“Görüyorum ki tehlike daha çok Türk gücüne yoğunlaşmış durumda. Çünkü Türkiye’nin hırsı daha geniş. Kuzey Irak’ı kontrol etmek, Musul ve Kerkük petrol kaynaklarına ulaşmak“ istiyor diyen Tarabyalı aynı şekilde Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyini de işgal ederek hayallerini gerçekleştirmeye başladığını ifade ediyor. 1930 yılında Türkiye’nin İskenderun’u işgal ettiğini de ileri süren Tarabyalı, amacın Türkiye ve Arap dünyası arasında doğal bir set durumuna gelen Toros Dağları’nın daha güneyine inmek olduğunu belirtiyor. 

Türkiye’nin hırsının Kuzey Irak ve Suriye ile bitmediğini, Ömer Hasan el Beşir döneminde Türkiye’nin Savakin Adası’na yerleşmek istediğini de iddia eden Tarabyalı, “Eğer el Beşir yönetimi devam etseydi, Türk-Sudan ittifakı bizi güneyden tehdit edecekti. Şu anda da Türk ihtirası Libya’ya genişledi ve burada sadece Libya tehdit altında değil, Türklerin hayali Tunus’a da geri dönmek, Libya’ya yerleşerek Mısır’a sıçramak. Bundan dolayı da Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah el Sisi Sirte-Cufra hattını kırmızı çizgi ilan ederek, Sultan Erdoğan’ın Akdeniz’in kuzeyini, doğusunu ve güneyini kontrol eden Osmanlı İmparatorluğu’nun yeniden uyanışının önüne geçmeye çalıştığını“ belirtiyor. 

Türk tehdidinin İran’dan daha fazla olmasının diğer bir sebebinin ise Türkiye’nin bölgedeki işgalinin beş yüz yıl sürerken, İran işgalinin ise aralıklı ve uzun sürmediğine değinen Tarabyalı, her ne kadar nükleer bir güç olsa da İran’ın Türkiye gibi bölgede büyük bir deniz gücünün bulunmadığını da işaret ediyor. 

Suudi Arabistan’ın önde gelen gazetelerinden Okaz’ın yazarlarından Hile el Meşuh ise “Erdoğan’ın ideolojik savaşı“ başlıklı makalesinde, Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerginliğin çoğunun iddia ettiği gibi doğal gaz ya da petrol kaynakları üzerine olmadığını, iki ülke arasındaki gerginliğin yıllardır sürdüğünü belirtiyor. 

Tam tersine Erdoğan’ın politik ajandası ve genişlemeci projelerini dini söylemlerle süsleyerek hareket ettiğini aktaran el Meşuh, dolayısıyla Yunanistan’la gerçekleştirmek istediği savaşı da kafirlerle Müslümanlar arasındaki bir savaş gibi göstermeye çalışarak dünya genelindeki Müslümanların desteğini almaya çalıştığını ileri sürüyor. El Meşuh, Erdoğan’ın Kudüs üzerinde göz yaşı döküyor görünürken öteki tarafta İsrail ile ticari ilişkilerini geliştirerek iki yüzlü davrandığını da aktarıyor.