‘Ortadoğu altüst olmaya devam ediyor’

Ortadoğu'daki gelişmelere yetişmek gün geçtikçe zorlaşıyor. Sadece geçtiğimiz hafta içerisinde gerçekleşen olaylar baş döndürücü. Eski NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, yakın bir zaman önce Rusya, İran ve Türkiye’nin Ortadoğu’da, başta Suriye ve Kürtler konusunu ele almak üzere bir araya gelmiş olmasını bir güç dengesi kayması olarak yorumlamıştı.

Gazete Duvar yazarı Aydın Selcen ‘’Ortadoğu'da kartlar yeniden…’’ başlıklı yazısında bize güncel bir Ortadoğu resmi çiziyor. Ortadoğu’yu anlamak için Cengiz Çandar’ın “Mezopotamya Ekspresi” ve Fehim Taştekin’in “Rojava: Kürtlerin Zamanı” çalışmalarını öneren yazar, Irak ve Suriye’de diktatoryal şiddetin ortadan kalkması ile aralanan kapıdan giren IŞİD için bulunmaz bir fırsat doğmuş olduğunu anlatıyor. Ardından ABD’de Trump’ın başkan seçilmesi, Suudi Arabistan’da Veliaht Prens Muhammet Bin Salman (MbS) ’ın ipleri ele alması ile devam eden olaylar zinciri öngörülemez bölgede manevra ve kaymalara sebebiyet verdi.

İran’ın Bağdat, Şam, Beyrut ve Sana’da tartışılmaz boyuttaki etkisine değinen Selcen, Yemen’de son gelişmelerin altını çiziyor. Yemen devrik başkanı Ali Abdullah Salih, Birleşik Arap Emirlikleri korumasına sığınmaya çalışırken Şii Husilerce infaz edildi.

Bütün bunlar olurken, ABD Başkanı Trump’ın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ilan edeceğine dair ifadeler yayıldı. Selcen süreci şöyle anlatıyor:

‘’Muhammet bin Salman’nin Abbas’ı kabule zorladığı planda da Doğu Kudüs yerine, kentten İsrail’in inşa ettiği duvarla ayrık Abu Dis’i onun yerine Filistin’in (sanki Doğu Kudüs’müş gibi yaparak) başkenti yapmakla yetinmeyi önerdiği basına sızdı. İsrail’in tüm yerleşim birimlerinin yerlerinde kalması, bu önerilen bölük pörçük Filistin devletine Mısır’ın Sina yarımadası kuzeyindeki kayalık bölgeden Gazze’ye bir bağlantı kurulmasının tatlandırıcı olarak öne sürüldüğü de sızan bilgiler arasındaydı.’’

Diğer yandan, istifaya zorlanan Hariri’yi Riyad sürgününden kurtaran isim Fransa Cumhurbaşkanı Macron oldu. Selcen’e göre istifasını askıya alan Hariri kendini daha garantiye alırken Hizbullah da bu itişmeden meşruiyetini kanıtlayarak çıktı.

Bir diğer gelişmede Macron, Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) Başbakanı Neçirvan Barzani’yi de Elysée’de konuk etti. Barzani, Fransa’ya Türkiye üzerinden gitti. Buradaki detayları bilmiyoruz ancak Selcen’e göre Macron’un diplomasi oyununu gayet renkli.

Rusya, Suriye Halklar Kongresi’ni toplamak ve burada Kürtlerin katılımını sağlamak için kolları sıvamış görünüyor.  Rus silahlı kuvvetleri bir ilke imza atarak YPG komutanlarıyla Deyrezor’da bir ortak basın toplantısı düzenledi. Ankara buna sessiz kaldı.

Irak’ta Mayıs ayında gerçekleşecek olan seçimlerden Şii-Kürt ittifakı oluşturulabilinecek mi, yoksa KDP ve KYB seçimlere zoraki tek listeyle girebilecek mi sorusunu soran Selcan, şöyle diyor: ‘’KYB, tek başına hareket ederek Abadi’yi destekler mi? Desteklerse, Ankara’nın kendi sınırımızın ve tarihsel ilişkilerimizin olduğu KDP yerine KYB’yi tercih etmesi zor. Bir yanda KYB-İran ilişkileri var, diğer yanda halen PKK’nin elindeki üst düzey MİT görevlilerinin KYB bölgesinden kaçırılmış olduğu gerçeği.’’

Selcen, Türkiye’nin Suriye’deki etkisini  ancak Rusya ve İran’la aynı ‘takıma’ geçerek yansıtabildiğinin altını çiziyor ve Türkiye’nin günün sonunda Moskova’nın isteklerine -- Kürtlerin siyasi çözüm müzakerelerine katılması dahil olmak üzere -- baş eğmek zorunda kalacağını anlatıyor.

Selcen’e göre Ortadoğu’nun bir zamanlar “Arap Baharı” olarak adlandırılan çalkantıları uzun yıllar daha süreceğe benziyor.