Ortadoğu'daki Hristiyanların geleceği tehlikede mi? - NY Post

Başta Lübnan, Irak ve Suriye olmak üzere, Ortadoğu'daki belli başlı ülkelerde yaşayan Hristiyanların karşılaştığı baskı ve hukuk dışı uygulamalar, kaygıları da beraberinde getiriyor.

ABD merkezli New York Post Gazetesi'nde Carl Anderson imzasıyla kaleme alınan makalede, "Hristiyanların Ortadoğu'dan toplu çıkışı bir felaket olur" ifadeleri kullanıldı.

"Önümüzdeki haftalarda, Irak, Suriye ve Lübnan'da olacaklar, Ortadoğulu Hristiyanlar, bu ülkelerdeki ve bölgedeki istikrar, çoğulculuk için hayati öneme sahip" denilen yazıda, "Hristiyanlık Ortadoğu'da doğdu ancak İsa'nın takipçileri çok tehlikeli bir dönemden geçiyor" yorumu yapıldı.

Yazının satır başları şöyle:

"20 yüzyılın sonunda, toplam nüfusa oranı yüzde 20 civarında olan Hristiyan nüfusu yüzde 5'lere kadar geriledi. Söz konusu azalma, yüz yıl önce Türkiye ve yakın zamanda da IŞİD tarafından işlenen soykırım neticesinde karşı karşıya kaldıkları acımasız zulmü tasdikliyor.

Irak'ta göstericiler, etnisitesine ya da dinine bakmadan herkes için eşit vatandaşlık öngören, mezhepçi hükümetin sona ermesini talep ediyor. 

Son yıllarda, sıradan Iraklılar Sünni totaliter IŞİD ile Şii İran'ın emperyal hegemonyası arasında sıkışıp kaldı.

Bu nedenle, göstericiler Irak'ın şeriat hukukuna bağlı yapısının kaldırılmasını ve medeni hukuka bağlı bir devlet oluşturulmasını istiyor. 

Bu talep, Müslüman vatandaşlarla birlikte yürüyen Keldani Katolik patrik ve diğer rahip ve piskoposlardan da destek gördü. İran destekli militanlar tarafından öldürülen yüzlerce kişiye rağmen, gösteriler barışçıldı.

Irak devletinin durumu sürüncemede. Ya güçlü komşularının nüfuzu altında daha da mezhepçi bir yapıya bürünecek ya da Hristiyanların da talep ettiği ve sokağa çıkan binlerin istediği şekilde çoğulcu bir ülke olacak.

Bu arada, Türkiye, çok sayıda Hristiyan toplumu üyesinin yaşadığı Kuzey Suriye'ye yönelik bir saldırı başlattı. Hristiyan liderlere ve onların güvenilir bölgesel gözlemcilerine göre, Türkiye'nin kontrolündeki militan güçleri arasında İslamcı teröristler de var.

Ankara, Kongre'nin Ermeni Soykırımı'nı tanıyan ve iki partinin de destek verdiği kararını protesto etti ancak Hristiyanlar ile diğer bölgesel azınlıklar söz konusu olduğunda, eylemlerinin o eski karanlık günlerdeki unsurları yeniden sahneye koyabileceği yönündeki kaygıları gidermek için pek de bir şey yapmadı.

Kuzey Suriye'deki pek çok Hristiyan, ya I. Dünya Savaşı'ndan sonra Türklerden kaçan insanların neslinden ya da IŞİD'den kaçan insanlar. 

Türkiye, Kamışlı'daki Hristiyan bir bölgeye saldırdığında ya da uzantıları bir Kilise'ye saldırı düzenlediğinde, İslamcı teröristler Ermeni bir Katolik rahibi öldürdüğünde, Ortadoğu Hristiyanları ve müttefikleri son yüzyılın en barbar eylemlerini hatırlıyor.

Lübnan'daki eylemlerde ise, göstericiler ülkedeki yolsuzluğu ve İran'ın bu ülkedeki uzantısı Şii terör örgütü Hizbullah'ı protesto etti. 

Şu ana kadar, Lübnan devletinin bu gösterilere yanıtı şiddet içermedi ancak Hristiyanlar arasında, Lübnan ekonomisinin ve büyük ölçüde Hristiyanlar tarafından kontrol edilen Lübnan ordusunun çökmesi halinde olabileceklere dair korku büyük.

Lübnan'ı sarıp sarmalayan ekonomik kaos, ülkeyi krize sürükleyebilir ve Ortadoğu'daki herhangi bir ülkeye kıyasla çok daha yoğun bir orana sahip olan Hristiyan grubun toplu göçü ile sonuçlanabilir.

Bölgede zulümle karşılayan Hristiyanlar Lübnan'a sığındı. Lübnan, sahip olduğu çoğulculuk hediyesini kaybederse, bölgenin geri kalanında da bu kavramın sonu gelebilir.

Türkiye, Irak, Lübnan ve İran hükümetleri, bu bölgede olup bitenin sorumluluğunu taşımalı ve aynı şekilde tarihsel bir dış güç rolü bulunan ABD de.

ABD, bu meselelerde diplomasi aracılığıyla belirleyici bir rol oynamalı. Bölge ülkelerine, yolsuzluğu sona erdirmeleri, insanların ihtiyaçlarını ön plana almaları ve aslında doğru olanı yapmaları için baskı uygulamalı.

Haberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz