Ahmet Taşgetiren: Türkiye öyle bir ülke ki yargı, güvenlik birimleri, medya, iş dünyası hepsi sorunlu

Yargı bağımsızlığının büyük darbe yediği 15 Temmuz darbe girişimi sonrası uygulamalarıyla ilgili eleştiriler devam ediyor.

İş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala'nın bir yılı aşkın süredir hakkında iddianame hazırlanmadan cezaevinde tutulması bir yana, bağlantılı olduğu Anadolu Kültür'e, beş yıl önceki Gezi Park protestoları gerekçe gösterilerek operasyon düzenlenmesi bir kez daha yargının, iktidarı pekiştirici konumunu tartışmaya açtı.

Karar Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren de bu tabloyla ilgili, "Öyle bir ülkedir ki Türkiye, yargı sorunludur, güvenlik birimleri sorunludur, medya, iş dünyası sorunludur, siyasi iktidarın iç-dış ilişkileri yargıyı etkileyecek niteliktedir vs... Bağımsız yargı deyip bıraksanız başka problemler ortaya çıkar, bırakmasanız başka problemler..." yorumunu yaptı.

Taşgetiren, yargının siyasetin etkisi kalmasıyla ilgili şu tespitlerde bulundu:

"Birçok dönemde yargının güçlü üst iradeler tarafından yönlendirildiği bir gerçektir. Bunu Türkiye’de farklı siyasi- ideolojik kesimdeki herkes de kabul eder. Çünkü bir gün bu yönlendirilmiş yargı şu ideolojik-siyasi alanı vurur, bir başka gün diğer tarafı. 12 Eylül öncesinde birbiri ile vuruşan farklı ideolojik kampların tamamı, ihtilal sonrası kendini devlet diye niteleyen kampın yargı darbesini yemiştir. 27 Mayıs’ta böyle bir yargı vardır, 28 Şubat’ta, Ergenekon davalarında benzer yargılar vardır.

Aslında Ak Parti iktidarları dönemi, Türkiye’de yargı probleminin en çarpıcı örneklerle ortaya çıktığı bir dönemdir.

Bir dönem yargının iktidarı boğmak için kullanılmasına şahit olunmuştur. 2008’de kapatma davası... Yargı başka güçlerin kılıcıdır.

Sonra Ergenekon davaları gelir. İktidarla, yargıda şaşırtıcı biçimde örgütlenmiş olan ve sonradan FETÖ olacak yapı, ordu bünyesinde var olduğu düşünülen darbeci bir odaklanmayı tasfiye eder. Sonradan bu yargı sürecine bizzat iktidar cenahınca 'kumpas' denecektir."

"15 Temmuz yargı açısından Türkiye’yi başka bir iklime taşımıştır. Bir darbe girişimi ve onun getirdiği olağanüstü durum, darbecilerin ve iltisaklı yapıların tasfiyesi gündemini doğurmuş ve yargıya burada da önemli sorumluluk düşmüştür" görüşünü dillendiren Taşgetiren, tam da bu nedenden ötürü 15 Temmuz sonrasında içeriden-dışarıdan iktidarın yargı üzerindeki etkisini gündeme getiren sesler yükseldiğine dikkat çekti. 

"Darbeciler mi hesaba çekiliyor yoksa muhalefetin tamamı mı" sorusunu soran Taşgetiren, eleştirilerini şöyle sıraladı:

"Darbe girişimi iktidarı silahlı güçle devirmeyi hedeflemektedir, muhalefet de, iktidarı değiştirmek istemektedir. Bunlardan birisi gayrı meşru, diğeri meşru eylemdir. Her değiştirme iradesinin darbe ile iltisaklı hale gelmesi-getirilmesi, buradaki problemli durumdur.

Bu olur mu? Yargı kendisine özel misyonlar yükleyip adaletten başka arayışlara girerse, iktidar kapı aralarsa-göz yumarsa, iktidara yakın medya “İktidar böyle istiyor” düşüncesiyle peşin yargılamalara başlarsa bu olur.

Bakın, Kaşıkçı cinayeti ile ilgili süreçte Suudi Arabistan’da tam böyle oluyor. Veliahd Prens, yargı, medya... Kimilerini biçiyor, kimilerini kurtarıyor."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz