Ara 22 2017

Fahreddin Paşa'nın torunu: dedemden kalan bir sünger, bir süpürge

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed'in Twitter’ta  "hırsızlıkla" suçlaması Türkiye’de büyük tepkilere neden olan, 1. Dünya Savaşı’nda Medine’ye İngilizleri sokmayan “Çöl Kaplanı” lakaplı Fahreddin Paşa bugünlerde ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Türkiye’nin önde gelen tarihçisi İlber Ortaylı’ya kadar herkesin ağzında.

Peki kimdi Fahreddin Paşa? Ve bu Abdullah bin Zayed’in yorumu nereden doğdu?

Gündeme oturan ve 1948 yılında vefat eden Paşa’nın torunu Zeki Türkkan, dedesinin bilinmeyen yönlerini paylaşırken ondan kalan tek mirası açıkladı: "Mescid-i Nebevi’yi temizlerken üzerine giydiği şalvar, bir sünger parçası ve kullandığı süpürgeden birkaç parça dal.”

Fahreddin Paşa

Bir şirkette yöneticilik yapan Zeki Türkkan’ın yıllardır ofisinde sakladığı dede mirası deri kaplı kutuda bir parça fırça, bir parça sünger, beyaz bir şalvar ile Hz. Muhammed’in mezar örtüsünün bir parçası var. Mehmetçik ifadesini ilk kez kullanan Paşa’nın Medine’de görev yaptığı dönemde, Hz. Muhammed’in mezarını tek başına temizlediği ve kullandığı malzemeleri ömrü boyunca sakladığını paylaşıyor Türkkan. Paşa Medine’den ayrılmak zorunda kalınca Hz. Muhammed’in mezar örtüsünden bir parçayı da kutuya koymuş ve o kutu bugün Türkkan Ailesi’nin en büyük mirası.

miras

Türkkan, 1948’de hayata veda eden dedesinin başka hiçbir maddi miras bırakmadığını söylüyor. Babaannesinden kalan bir yalı var ve de dedesinin sözleri:

“Dedem, ‘Kutsal emanetleri göndermem Medine’yi müdafaadan vazgeçtiğim anlamına gelmez’ diyordu. ‘Savunmaya geçtim, ben Peygamber’e bel bağladım’ diyordu mektuplarında. Ondan miras kalan tarih ve adı. O adın herkes tarafından bütün Türkiye’de ortak değer olarak kabul edilmesi bizim için en büyük miras. Kime rastlasam ‘Gerçekten siz Fahreddin Paşa’nın torunu musunuz’ diye soruyorlar. Bu benim için önemli. Mezarına halk sahip çıkıyor. Geliyorlar, dua ediyorlar, bayrak asıyorlar. Devletin ve milletin dedeme sahip çıkması bizi çok mutlu etti. ‘Ceddim’ diyor Sayın Cumhurbaşkanı. ‘Ceddim’ diye herkesin kabullenmesi, ailenin kabul etmesinden daha önemli.”

Türkkan, dedesinin teslim olmadan önceki anlarını paylaşırken şunları söylüyor;

“Dedemin esas amacı Hz. Peygamber’in mezarını savunmaktı. Sonuna kadar teslim olmadı. Kurmay subayları dayanacak durumda değillerdi. Baskı yaptılar. ‘Ben askerlikten istifa ediyorum’ dedi dedem. ‘Ben artık Peygamberin bekçisi olacağım’ dedi. Kabul etmediler bunu. Teslim almaları çok önemliydi. Alıp götürdüler”.

Türkkan’a göre dedesine yöneltilen suçlamanın hedefinde Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan var ve ailesi ve devlet adına Sayın Cumhurbaşkanı’nın gereken cevabı verdiğini ifade ediyor; ‘’Dedem o kahramanlığı Türkiye ve İslam için yaptı. Kendisine düşen vazife oydu. Kutsal emanetlerin zarar görmemesi, düşman eline geçmemesi için yaptı bunu.’’

Fahreddin Paşa’nın kutsal emanetleri 1917’de Harem-i Şerif’ten sorumlu Ziver Bey himayesinde İstanbul’a gönderdiğini anlatan Türkkan, emanetlerin teslim edildiğine dair Ziver Bey’in dedesine cevap mektubu yazdığını bildiriyor. ‘’Araplar konusunda genelleme yapmak doğru değil,’’ diyor Türkkan, ‘’Çünkü dedem, Medine müdafaasında ciddi oranda Araplardan da yardım gördü. Kendi askerleri içinde Araplar var. Çekirge yemek zorunda kalan askerler arasında da Araplar da var. Türk taraftarı, Osmanlı tarafında olan Araplar da var.”

Fahreddin Paşa

Dedesine ‘Çöl Kaplanı’ lakabı Arabistan’lı Lawrence’ın taktığını ifade eden Türkkan ‘Mehmetçik’ ifadesini de dedesinin askeri literatüre soktuğunu bildiriyor Enver Paşa böyle ‘laubali sözcükler’i kullanmaması için kendisini uyarmasına rağman halk ‘Mehmetçik’ sözünü benimsiyor.

Ayrıca ekliyor, ‘’Dedem, Osmanlı’daki ilk fotoğrafçılardan biri. Harp okulu öğrencisiyken sık sık fotoğraf çekerdi. Çektiği fotoğrafları müzelere bağışladık.”