Şub 28 2018

Şeker fabrikalarının satışıyla halk kaybedecek, yandaş rantiye kazanacak

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 2009’da muhalefet baskısı nedeniyle satışından vazgeçtiği 25 şeker fabrikasından 14’ünü Nisan ayı içinde satacağını duyurmasının yarattığı tartışmalar sürüyor.

ÖİB kalan 11 fabrikayı da bu yılın içinde satıp devletin şeker üretiminden tamamen çekileceğini özelleştirme programında önceden ilan etse de, fabrikaların satışa çıkarılmasıyla ilgili birçok soru hala gündemde.

Muhalefet cephesi bu kararlarla Türkiye’nin şeker üretiminin bitip ABD’li firmaların tekelinde bulunan GDO’lu fruktoz (Nişastadan üretilen mısır şekeri) şurubuna mahkum edileceğini kaydediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘GDO’ya önlem alacağız’ açıklamasına rağmen bu konudaki ısrarından vazgeçmiyor.

Diğer bir kesim de şeker fabrikalarının yok pahasına satılıp değerli fabrika arazilerinin  geçmişteki örneklerde olduğu gibi rant için konut projelerine çevrileceği konusunda ısrarlı.

Dünya’nın tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım ise şeker fabrikalarının satışının yaratacağı ekonomik ve toplumsal zararlardan bahsediyor. Yıldırım, ‘Şekerde özelleştirme sadece fabrikaların satılması değil. Ekonomik ve sosyal birçok değer de satılmış olacak, daha doğrusu kaybedilmiş olacak. Faaliyet gösterdiği kentin lokomotifi konumundaki bu fabrikaların satışından pancar ekicisi, çalışan işçi, yöre halkı, esnaf, hayvancılık yapanlar, taşımacılık işiyle uğraşanlar doğrudan etkilenecek’ diyor.

Yazar, özelleştirmenin yaratacağı tahribatı, madde madde kaleme almış. Şunları söylüyor:

‘- 2016-2017 döneminde dünya şeker üretimi 168 milyon ton, tüketimi ise 174 milyon ton civarında. Böyle bir dönemde şeker fabrikalarını özelleştirerek şeker üretiminden vazgeçmek daha pahallıya şeker ithal ederek tüketmek anlamına gelir.

- Dünya beyaz şeker fiyatları 2016'da yüzde 34 oranında arttı. Şeker ithalatçısı ülkeler üretimlerini artırmak için büyük yatırımlar yapıyor.

- Dünyada şekerin yüzde 77'si kamıştan,yüzde 23'ü pancardan elde ediliyor. Türkiye'nin kamıştan şeker üretim olanağı olmadığına göre, pancardan vazgeçmesi, şekerden vazgeçmesi anlamına geliyor. Türkiye'de Türkşeker (Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ.) bünyesinde devlete ait 25 şeker fabrikası var. Pazarda devletin payı yüzde 50 civarında.

- Dünyada kalorili tatlandırıcılar sakaroz ve nişasta bazlı olmak üzere iki ana grupta yapılıyor. Mısır bu işin lokomotifi. Dünyada mısır şurubu üretiminde 7.6 milyon tonla ilk sırada yer alan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) aynı zamanda genetiği değiştirilmiş (GDO) mısır üretiminde de lider konumda. Türkiye'nin fabrika özelleştirmeleri ile pancar üretiminden çekilmesi genetiği değiştirilmiş mısırdan elde edilen mısır şurubuna kapılarını açması anlamına geliyor.

- Avrupa Birliği'nde toplam şeker üretiminin sadece yüzde 5.1'i nişasta bazlı şekerden oluşuyor. şeker reformu ile Fransa,Hollanda,İngiltere gibi bir çok ülke nişasta bazlı şeker üretiminden çekildi.’

Yıldırım, Türkiye'de özelleştirmenin dünyadaki uygulamalarının aksine tarım kuruluşları ile başladığını kaydederken, Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu, Et ve Balık Kurumu, Yem Sanayi gibi hayvancılığı ayakta tutan kurumlar özelleştirildikten sonra hayvancılıkta nasıl dışa bağımlı hale geldiğimizin ortada olduğunu ifade ediyor. Bunların ibret olması gerektiğini vurguluyor.

Yazısını şu satırlarla bitiriyor:

‘Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile pancar üreticisi, şeker tüketicisi, fabrika çalışanları, yöre halkı-esnaf, hayvancılık sektörü, alkol ve maya üreticileri, yani ülke kaybedecek. Kim kazanacak? Kentin en değerli yerindeki fabrikaları ve arsaları yok pahasına satın alarak ranta dönüştürenler ile Türkiye'ye genetiği değiştirilmiş mısırdan elde edilen mısır şurubu satacaklar kazanacak. Buna değer mi?’

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz