Kas 06 2017

'Türkiye'de av sezonu hiç bitmiyor'

Türkiye, 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından 150 bin kişiyi tutukladı. Dışarıdan gelen eleştirilerin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı eylemlerinden caydırmadığı aşikar ancak tutuklamalar, rejime yönelik ülke içinden eleştirileri kesinlikle engelliyor.

Türkiye'de av sezonu hiç bitmiyor. Erdoğan'ın politik tutuklamaları, ülkedeki son "hain" de temizleninceye kadar süreceğe benziyor. Sadece Ekim ayında üç bin yüz yeni tutuklama gerçekleşti, 25 şirkete el konuldu. Erdoğan, Avrupa Birliği ülkelerinden gelen sert eleştirilerden hiç etkilenmemiş görünüyor olsa gerek ki; hep o bildik yanıtı veriyor: Avrupa, Türkiye'nin aleyhine çalışan teröristleri destekliyor. Bunu söylerken, AB ülkelerinin sınırları içinde hareket serbestisi sağladığı Kürt aktivistleri kastediyor.

Erdoğan, kendisine ve bakanlarına Avrupa'da yaşayan Türklere yönelik seçim kampanyası mitingleri düzenleme izni vermeyen kimi ülkelerle de hesaplaşma yoluna gidiyor.

Dönem dönem, sayısı 150 bini geçen tutuklular arasına adı sanı iyi bilinen isimler de ekleniyor. Bunlar arasında politikacılar, eski askeri personel, gazeteciler ve entelektüeller de var. Listeye eklenen önemli bir isim, bir sonraki önemli isim aynı listeye girene ve tutuklanana kadar ortalığı ayağa kaldırıyor.Haaretz Gazetesi yazarı Zvi Bar'el, Türkiye'deki baskı ortamını kaleme aldığı yazısında son kurbanın Osman Kavala olduğunu hatırlatıyor. 

Kavala, 18 Ekim'de "Anayasal düzeni yıkmaya ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini devirmeye çalışmak" suçlamasıyla gözaltına alındıktan iki hafta sonra tutuklanarak cezaevine konuldu. Tutuklamaya gerekçe yapılan bu suçlama bir klişeye dönüştü ve 15 Temmuz darbesinin planlayıcısı olmakla itham edilen Fetullah Gülen'in başında olduğu hareket ile bağı olduğundan şüphe edilen herkese karşı kullanılan bir gerekçe oldu.

Bar'el'e göre Kavala özellikle ilginç bir figür. Çünkü Türk ordusu ile bağları güçlü olan bir iş adamı kimliğinin dışında, aynı zamanda  Ermeniler ve Kürtler arasında köprüler kurulması amacı güden Uluslararası Barış ve Uzlaşma Girişiminin de kurucusu. 

60 yaşındaki Kavala Fransa'da doğdu ve İngiltere'deki Manchester Üniversitesi'nde okudu. Kavala, uluslararası akademi kurumları nezdinde saygın bir figür, sosyal aktivist ve Türkiye'de demokrasinin geliştirilmesi için yılmadan çalışan bir isim. Şimdi ise cezaevinde. 

Erdoğan rejimi, Kavala'nın 2013'teki Gezi Parkı eylemlerine katıldığını öğrendiğinde onu kara listeye ekledi. Bu gösterilere karışan herkese bedel ödetmeye ant içen Erdoğan, hiç affetmedi ya da unutmadı. Protestolardan iki yıl sonra, Kavala'nın Türk mafyası ile bağı olduğunu iddia eden bir yazı yayınlandı. Bu haberler yalanlandı elbette ancak çamuru yapıştı.

Sonrasında, darbe zamanı Büyükada'da organize edilen bir toplantıya verdiği destek nedeniyle Kavala, Erdoğan'ı devirmek için CIA ile işbirliği yaptığı şüphesinin unsuru oldu.

Toplantının organizatörü Henri Barkey, toplantının darbeden çok önce planlandığını ve amacının İran'ın bölgedeki nüfuzunu tartışmak olduğunu açıkladı. İktidar yanlısı medyada, bazı katılımcılarının tutuklandığı toplantıya dair Kavala ve katılımcıların fotoğraflarının basıldığı haberler yayınlandı. Kavala'nın tutuklanma kararının bu yayınlarla eş zamanlı olup olmadığına dair net bir bilgi yok. Ancak kimi yorumlara göre, Erdoğan, ABD Konsolosluğu çalışanının tutuklanması üzerindeki dikkatleri dağıtmak için kamuoyunda infial çıkarmayı istedi. 

Adının açıklanmasını istemeyen bir Türk gazeteciye göre ise, Kavala "korku atmosferini sürdürmek için" tutuklandı.

Bar'ele göre, Kavala muhtemelen Türkiye'de tutuklanan son politik figür olmayacak. Tutuklamalara yönelik eleştirilerin Erdoğan'ı caydırması da pek olası değil. 

Pek çok ülke işledikleri insan hakları ihlalleri nedeniyle yaptırıma maruz kalırken Türkiye hala dokunulmaz. Stratejik önem sağolsun!