Ara 17 2017

Haftanın panoraması: Kudüs yine zirvede, Zarrab davasında sürpriz tanıklar

Türkiye medyasında 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL’le birlikte gerçek ve doğru bilgiye ulaşmak neredeyse imkânsızlaştı. İktidar medyası, gazete ve televizyonları parsellerken, merkez medya üç maymunu oynuyor. Çok az sayıdaki muhalif medyanın sesi ise güçlü çıkamıyor bu ortamda.

Halkın haber alma özgürlüğüne katkı sağlamak amacıyla Ahval sayfalarında sürekli değişen gündemin nabzını tutmak adına her hafta bir derleme hazırlıyoruz öne çıkan haberlerden.

19 Mart 2016’dan bu yana tutuklu bulunduğu ABD’de savcılıkla işbirliğine giden Reza Zarrab ve itirafları eşliğinde Manhattan Federal Mahkemesinde görülen dava, son iki haftadır Türkiye gündeminin değişmeyen başlıklarından.

Bu hafta da davanın tek sanığı olan eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın tanık kürsüsündeki savunması ve eski komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz’ın ifadeleri ön plandaydı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması üzerinden devam eden tartışmalar da, İslam İşbirliği Teşkilatının İstanbul zirvesinde alınan kararla farklı bir boyuta evrilmiş durumda. Ekonomi dünyasının öne çıkanlarında ise büyüme rakamları ve Bitcoin var.

Yeni haftanın panoramasına başlamadan önce geçen haftayı hafızalarınızda tazelemek isterseniz “Türkiye’yi Zarrab, dünyayı Kudüs salladı” başlıklı önceki haftanın derlemesinden faydalanabilirsiniz.

 

Bu hafta, pazartesi günü (11 Aralık 2017) gelen büyüme rakamları ile gündem açılışı yapıldı. Yüzde 11,1’lik üçüncü çeyrek verileri, Türkiye’nin son altı yıldaki en yüksek büyümeyi gerçekleştirdiğini söylüyordu. Enflasyon rakamları, işsizlik, Euro ve dolardaki tarihi rekorlar, bu büyümenin etrafında soru işaretleri oluşturdu.

Bazı analistler, “hormonlu büyüme” tabirini kullanırken, kimi ekonomistler de TÜİK’in hesaplama biçimindeki taktiksel oynamalara bağladı bu sonuçları.

ABD’deki Hakan Atilla davasında ise Zarrab’dan sonra sürpriz bir tanık kürsüdeydi. Türkiye’de takipsizlik kararı verilerek üstü kapatılan 17 Aralık operasyonunu organize ettiğini söyleyen eski İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürü Komiser Yardımcısı Hüseyin Korkmaz, soruşturma dosyasını gizlice çıkararak FBI’a teslim ettiğini söylüyordu ve savcılıkla işbirliği yaparak davada ifade verdi.

Aynı gün, Reina’da yılbaşı gecesi 39 kişiyi katleden IŞİD’li Abdülkadir Maşaripov, ilk kez mahkemeye çıktı. Maşaripov susma hakkını kullanırken, mahkeme, talepleri reddetti.

Gazetecilik adına tarihin karanlık sayfalarına bir not daha düşüldü 11 Aralık’ta. “FETÖ’nün medya yapılanması”na mensup oldukları iddiasıyla yargılanan yazarlar Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan’a ağırlaştırılmış müebbet istendi.

Dünya medyasında ise, son dönemde yolsuzluk operasyonları ile boy gösteren Veliaht Prens Muhammed’in “Ilımlı İslam’a geçiş” değişimi başlattığı Suudi Arabistan’da 35 yıllık sinema yasağı da kaldırıldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Türkiye’yi ziyareti öncesinde, birliklerine talimat vererek Rus askerlerinin Suriye’den çekilmesinin startını verdi. Aynı gün kademeli olarak çekilmeler başladı. İki lider Ankara’daki görüşmede ilişkilerin güçlenerek devam edeceği mesajını verdi.

Spor basınında ise Beşiktaş vardı. Hatırlarsanız siyah beyazlılar, Şampiyonlar Ligi’nde grubunu lider tamamlayarak bir üst tura çıkan ilk Türkiye takımı olarak tarihe geçmişti. Son 16 kurasında ise Almanya’nın en güçlü takımı Bayern Münih ile eşleşti Beşiktaş.

12 Aralık’a geldiğimizde, salı günlerinin rutini olan partilerin Meclis’teki grup toplantıları vardı. Bir süredir Man Adası belgeleri üzerindem devam eden mal varlığı tartışmaları konusunda CHP’den dikkat çeken bir hamle geldi. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve ailesinin mal varlığının araştırılması için CHP’lilerce Meclis’te önerge verildi.

Yazar Makbule Cengiz’in, Kılıçdaroğlu’yla yaptığı görüşmeleri “Umut Hep Var” adıyla yayımlattığı kitabı sansüre uğradı. Matbaa, “fazla siyasi içerik” gerekçesi koydu kitap için.

Kudüs krizi devam ederken daha önce sıra dışı protestolarına şahit olduğumuz iktidar taraftarlarından yine “şaşırtmayan” bir protesto geldi. Antalya'da muhtarlar, Trump’a tepki için turp yerken devlet erkanından ise “Yaptırım uygulanacak mı?” sorusuna yanıt geldi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Yaptırıma karşıyız. Filistin’in tanınması için çağrıda bulunulacak. ABD’nin aldığı bu karar güçlü bir şekilde reddedilecek, yok sayılacak” dedi.

TGRT Haber’de her sabah gündemi yorumlayan Fuat Uğur ve Cem Küçük’ün bir konuşma videosu medyada tartışma yarattı Salı günü. “FETÖ üyeliği” iddiasıyla yargılananlar için devlete işkence çağrısı yapıyordu Cem Küçük. Erdoğan’ın “Bebek katili devlet” diye nitelediği İsrail’in gizli servisi MOSSAD’ı örnek gösteriyordu hem de. Küçük’ün işkence çağrısı, “konuşmaları için gerekirse ailelerinden birkaç tanesini öldürün”e kadar varıyordu.

Takvim yaprakları 13 Aralık Çarşamba’yı gösterdiğinde, merakla beklenen İslam İşbirliği Teşkilatının İstanbul’daki zirvesinden tarihi karar çıktı. Doğu Kudüs, ‘Filistin devletinin işgal altındaki başkenti’ olarak tanındı. Ancak karar sonrası ilginç bir tartışma da gündeme geldi. Karar metni Türkçe ve İngilizce olarak yayımlandı. İngilizce metinde, “Filistin Devletini tanıdığımızı teyit ederken, bütün dünyayı Doğu Kudüs’ü Filistin Devletinin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyoruz” yazıyordu. T24 yazarı Yalçın Doğan dikkat çekti buna. Acaba bir kelime oyunu mu vardı sorusuna kapı aralanmış oldu. Metne göre, İslam ülkeleri, Kudüs’ü başkent olarak değil, Filistin Devleti'ni tanıyordu.

Günün en az İİT kararı kadar konuşulan bir diğer gelişmesi ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymon (HR) McMaster’ın açıklamalarıydı. Türkiye ve Katar’ın radikal ideolojilerin “yeni sponsorları” olduğunu söylüyordu General H.R. McMaster ve Türkiye’nin Batı ile artan sorunlarını AKP’nin yükselişine bağlıyordu. Ancak bu Dışişlerinin tepki gösterdiği ifadeler, sahibi tarafından çok geçmeden düzeltildi:

"Başkan Donald Trump gibi ben de Türkiye ile ABD arasındaki güçlü ittifaka sağlam bir şekilde inananlardanım."

Hakan Atilla davasında, Gülen cemaati mensubu olmakla suçlanan eski komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz’ın tanık kürsüsüne çıkması iktidar kanadının siyasi malzeme olarak kullanabileceği bir gelişmeydi ve bu fırsatı kullanmak da gecikmedi iktidar. FBI Türkiye görevlisi, ifadesi alınmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü’ne çağrıldı 13 Aralık’ta. Gelişme, ABD tarafından da doğrulandı.

Meclis gündeminde CHP’li milletvekilleri hakkında hazırlanan fezlekeler vardı. CHP lideri Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu hakkında ayrı ayrı fezleke hazırlandı.

HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in ‘Kürdistan’ dediği için iki günlüğüne uzaklaştırma alması da Meclis’in öne çıkan başlıklarındandı.

Ekonomi dünyasında ise, son aylarda kırdığı rekorlarla dillerden düşmeyen piyasaların “kripto çocuğu” Bitcoin tartışılmaya devam etti. Bu kez topa Mehmet Şimşek de girdi. Bitcoin’i, finans tarihinin en büyük balonu olan ‘Lale Çılgınlığı’na benzetti ve uzak durun çağrısı yaptı.

Dış basında ise Alman medyasından dikkat çeken bir iddia ortaya atıldı. Adı örgütlü suçlarla anılan ‘Almanyalı Osmanlılar’ grubuna AKP’li Metin Külünk tarafından maddi kaynak aktarıldığı öne sürüldü. Külünk daha sonra iddiayı yalanlasa da, Alman adli makamları konu hakkında soruşturma başlattı.

14 Aralık Perşembe günü gözler Merkez Bankası’ndaydı. Erdoğan’ın faiz politikası nedeniyle hedef aldığı Merkez, piyasadan gelen baskılara kulak astı ve faizi yarım puan düşürdü. Ancak bu indirim, piyasaların beklentilerini karşılayamadı ve dolar tırmanışa geçti.

Zarrab’ın tanık kürsüsündeki ifadelerinin sona ermesinin ardından devam etse de ABD’deki dava, ilk günkü kadar heyecan yaratmıyordu. Ancak 14 Aralık’a gelindiğinde sürpriz bir gelişme oldu ve Hakan Atilla’nın da tanık kürsüsünde ifade vereceği haberleri servis edildi. Sosyal medyada “itirafçı” olduğu iddiaları ortaya atılırken, durumun öyle olmadığı kısa süre sonra anlaşıldı.

ABD’deki yüksek profilli davalarda pek az rastlanan bu tür gelişmelerde savunma ya davayı kazanamayacağına inandığı zaman son çare ya da sanığın kendi ısrarı sayesinde tanık olarak dinlenilmesini tercih olarak kullanıyor. Atilla da bu tercihini kullanacaktı.

Bir yandan ABD’deki dava devam ederken Türkiye’de artık “casus” ilan edilen Zarrab’la ilgili işlemler de hız kesmiyordu. Eski yönetim kurulu üyesi olduğu Hayyam Döviz ve Kıymetli Madenler Ticaret A.Ş’nin Borsa İstanbul’daki (BİST) faaliyetleri, Hazine Müsteşarlığı’nca durduruldu.

Ve 15 Aralık’ta Hakan Atilla tanık kürsüsündeydi. Zarrab ve polis Hüseyin Korkmaz, Atilla’nın rüşvet almadığını söylüyordu hatırlarsanız. Atilla da  bunu dile getirdi ifadesinde. Kendisine ailesinin fotoğraflarını gösterilmesi üzerine de gözyaşlarını tutamadı Atilla:

“269 gündür eşimi göremedim, oğlumu ise sadece iki saat görebildim.”

Atilla, ABD’de suçsuz olduğunu ispatlamaya çalışırken, İstanbul Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında Zarrab’ın şirketlerinde çalışan üç kişi tutuklandı.

Politika gündeminde ise İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınan CHP’li Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi hakkında muhalefetle iktidar arasında devam eden tartışmalar vardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk kez yorum yaparak, “Daha çok şeyler gelecek” dedi.

Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın cemaat okullarında okuduğuna dair sözleri de öne çıkan başlıklar arasındaydı. “35 sene içerisinde cemaatin yüzlerce okulunda okuyan yüz binlerce, milyonlarca gençten bir tanesiyim. Burslu okumadım, aklımı da kiraya vermedim” diyordu Albayrak.

Evrensel’in manşetine taşıdığı İstanbul’daki anaokulunda çocukların ‘aile babası’nın ayağını yıkadığı bir mizansenin sergilendiği gösteri haberi, 15 Aralık’ın gündemini belirleyen gelişmelerdendi. inceleme başlatıldı. Konuyla ilgili Kartal İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, inceleme başlattı.

Ekonomi sayfalarında işsizlik rakamları boy gösterdi cuma günü. Düşüş yoktu ama artış da yoktu; yüzde 10.6’da kalmıştı. Genç işsizlikte ise 0.1 puanlık bir artış vardı ve oranlar yüzde 20’yi gösteriyordu.

16 Aralık Cumartesi günü, magazinsel sayılabilecek sözler gündemdeydi. Bir önceki gece TV programlarından birinde Cumhurbaşkanı Erdoğan için, “Parkasız Deniz Gezmiş” yakıştırması yapıldı. Yakıştırmanın sahibi spor yorumcusu Rıdvan Dilmen’di. İşçi Partili bir babanın oğlu olduğunu söyleyen Dilmen, "Ben Tayyip Erdoğan beye baktığımda parkasız bir Deniz Gezmiş görüyorum. Deniz Gezmiş de 'kahrolsun emperyalizm' diyordu, Erdoğan da emperyalistlerle mücadele ediyor" diyordu.

Gerçi konuşması sırasında “parka” yerine “parke” kelimesini kullanıyordu Dilmen. MHP lideri Bahçeli’den geldi tepki “Şeytan” lakaplı yeşil sahaların eski yıldızına. Bahçeli’nin tepkisi içinde tepkiyi doğuran sözler barındırıyordu. “Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı bir dönemin teröristiyle özdeş kabul edilemez” diyen Bahçeli, Dilmen’i eleştirirken Gezmiş’i de terörist ilan ediyordu.

Günün acı haberi, Eski başbakan Mesut Yılmaz'ın oğlu Yavuz Yılmaz’dan geldi. Beykoz Konakları'ndaki evinde silahla vurulmuş halde bulunan Yılmaz'ın intihar ettiğinden şüphe ediliyor.  

İçişleri Bakanlığının, başkanını görevden aldığı Ataşehir Belediyesine yine CHP’li bir isim seçildi aynı gün. AKP’li rakibi Mustafa Cevat Arzık’ı geride bırakan İlhami Yılmaz, başkan vekili oldu.

Pazar gününün (17 Aralık 2017) öne çıkan haberleri arasında hiç şüphesiz Kudüs Başkonsolosluğu’nu fiilen elçilik ilan etmesi var.

Gazetelerin köşe sayfalarını kaplayan yazılardan birinde gündeme gelen iddia da öne çıkan başlıklardan. İddiaya göre, AKP Şanlıurfa Milletvekili ve eski Gıda Tarım Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bindiği uçağa talimat verdi, uçak geri döndü. Görgü tanıklarına da dayandırılan iddia doğru ise, uçaktaki birçok yolcu bu zorunlu rötar nedeniyle mağdur olmuş durumda.