Ara 25 2017

ABD’nin Ortadoğu’ya ihtiyacı kalmadı

 

Ortadoğu’da akan kanın en büyük sebeplerinden, petrol çağının sonuna mı gelindi? Financial Times Gazetesi’ne göre “yılın enerji insanı”.

Forbes Dergisi’ne göreyse dünya enerjisini yöneten 7 isimden biri olan Paris merkezli Uluslararası Enerji Ajansı’nın Başkanı Fatih Birol Habertürk’e konuştu.

BM Genel Sekreteri’ne danışmanlık yapan ve Sabancı Üniversitesi Uluslararası Enerji Merkezi’nin de Onursal Başkanı olan Birol’a göre, petrol çağı bitmedi ama dengeler değişti.

ABD kaya petrolüyle sessizce enerji devrimi yaptı, artık Ortadoğu’ya ihtiyacı yok. Rusya’ysa uzatmaları oynuyor. Birol’un Habertürk’teki söyleşisi şöyle:

- Suudi Arabistan rejimi açılıma zorlandı. Ekonomik kaynaklarını da çeşitlendirmeye çalışıyor. Petrole dayalı ekonomiler eskisi kadar gelir elde edemiyor mu?

Körfez ve Rusya gibi petrole dayalı ülkeler için iki açıdan risk var. 1) Kısa vadede fiyatlar düşünce ekonomik performansları azalacak. 2) Oldukça uzun vadede dünyanın petrole ihtiyacı azaldıkça ekonomileri sıkıntı yaşayacak. Suudi Arabistan, 15 yıldan beri ilk defa resesyon yaşayadı ve ekonomisi yüzde 1.5 küçüldü. Suudi Arabistan ve Rusya’daki meslektaşlarıma tavsiyem, ekonominin tabanını genişletmeleri. Suudi prensin reformları olumlu sinyal. Ama başarılı olur mu, bu başka soru.

- Ekonomilerini nasıl çeşitlendirebilirler?

Bolca güneşleri var. Ayrıca petrolü hiç olmaması gereken yerde kullanıyorlar, elektrik üretiyorlar! O kadar pahalı ve anlamsız bir şey ki. Arabanızın deposunu çok pahalı parfümle doldurmak gibi. Hizmet sektörüne de ağırlık verebilirler.

- Peki, petrol çağının sonuna mı geliyoruz?

Petrolün gazetelerde ölüm ilanını vermek için son derece erken. Petrol tüketimindeki artışta bir yavaşlama olacak. Ama dünyanın bağımlılığı devam edecek. Nedeni şu; petrolü sadece arabalarda kullanmıyoruz. Tüketim en fazla kamyonlar, uçaklar ve petro-kimya tesislerinde. Arabaların hepsini elektriklendirsek bileki çok zor- diğer araçlar talebin büyümesine neden olacak.

- Petrol çağı ne kadar sürer?

En az 30 sene daha.

- Gazeteci Murat Yetkin, eski Suudi petrol bakanı Zeki Yamani’nin şu sözlerini köşesine taşımıştı: “Taş devri, taş yokluğundan bitmedi. Petrol devrinin bitişi de petrol kalmadığı için olmayacak.” Sizce de öyle mi?

Kesinlikle. Petrol rezervleri yeterince var, bulunmaya da devam ediliyor. ABD’deki kaya petrolü devrimi, rezervi daha da artırdı. Buradaki sorun, petrole talebin azalıp azalmayacağı.

- Peki rezerv yeterliyse neden alternatif enerji yolları aranıyor? Temiz olmadığı için mi?

Evet.

- ABD’nin Ortadoğu’daki işgallerinin bir nedeninin enerji olduğunu biliyoruz. “Bu enerji arayışının astarı yüzünden pahalıya geldi” diyebilir miyiz?

ABD enerjide çok büyük bir devrim yapıyor. 10 sene önce dünyanın en önemli petrol ve doğalgaz ithalatçılarından biriydi. Başka ülkelere muhtaçtı. Ancak durum tam tersine döndü. Kaya gazı ve kaya petrolü devrimi sayesinde dünyanın rakipsiz lideri ve ihracatçısı olmaya başladı. Bu ABD dış politikasında ve dünyadaki enerjinin jeopolitiğinde oyunu tamamen değiştirecek. Mesela Avrupa Rus doğalgazının en önemli müşterisi. Rusya şartları Avrupa’ya dikte ediyor.

- Vanayı kapatma tehdidi savuruyor...

Ama şimdi mahalleye birden fazla bakkal açıldı. Pazarlık yapabilirsiniz. Rekabet kızışıyor. Bu da Türkiye gibi ithalatçı ülkelerin lehine.

- ABD’nin son yıllarda enerji kaynaklarını çeşitlendirmesinin nedeni, Ortadoğu bataklığından çıkmak istemesi mi?

ABD’nin artık Ortadoğu petrol ve doğalgazına ihtiyacı kalmadı. Hatta birçok Körfez ülkesi ABD’den gaz almak için görüşmeler yapıyor. Çok büyük bir devrim. Bunu ilk gören de 2009’da biz olduk. Her sene çıkardığımız bir kitap var, orada “ABD’de sessiz bir devrim” oluyor dedik.

- Kaya petrolü araştırmalarının talimatını veren de George W. Bush değil mi?

Çok doğru.

- Petrol için Irak’ı işgal eden Bush, bir yandan da enerji çeşitlendirme planları yapıyormuş...

Burada en önemli motivasyon enerjide bağımsızlığı kazanmaktı. En sonunda bu hedeflerine erişiyorlar.

- “ABD Ortadoğu’dan çekiliyor” diyebilir miyiz?

Dış politika ve savunmayı bilemem ama enerji anlamında evet. Size bir rakam vereyim, ABD şu anda hem gaz hem petrolde dünyanın bir numaralı üreticisi. Petrolde Suudi Arabistan’ı, gazda da Rusya’yı geçti. ABD’nin gaz üretimi sadece 7 yılda 2 tane Katar’a eş.

- Kaya gazının farkı ne? Türkiye’de var mı?

Daha diplerden çıkıyor, kayaların çatlatılmasıyla... Maalesef bu anlamda şanslı değiliz.

- Petrolde zengin ülkelere, mesela Irak, Suriye, Suudi Arabistan’a bakalım... Demokratikleşme seviyelerini ve işgal edildiklerini düşünecek olursak, Türkiye’nin fosil yakıt fakirliği aslında şans olabilir mi?

Çok güzel bir soru. Davos’ta enerji kurulunun başkanıyım ve sorunuz bu sene gündemimiz olacak. Yanıt kim olduğunuza bağlı. Bazı petrol ve doğalgaz zengini ülkeler yıllarca har vurup harman savurdu. Ne demokrasileri ne de ekonomilerinin tabanı gelişti. Ama bir de Norveç var, petrol parasını yenilenebilir enerjiye yatırdı.

- Ama çok zor bir coğrafyadayız. Suriye gibi olabilir miydik?

Bizim coğrafya maalesef problemli, öyle bir ülke olabilirdik. Çok farazi bir konu ama umuyorum ki Norveç gibi olurduk.

- Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elektrikli araç, petrol odaklı acının dinmesi anlamına gelecek” dedi. Katılır mısınız?

Şu anda dünyada 1 milyar araba var, bunun sadece 2 milyonu elektrikli. 20 yıl içerisinde 300 milyona çıkabileceğini düşünüyoruz. Bunda asıl öncü ülke de Çin. Almanya, Hollanda gibi pek çok ülke de tüm araçları 20-30 yıl içinde elektrikliye çevirme hedefleri koydu. Fakat dediğim gibi petrolün asıl tüketicisi kamyonlar.

- Tesla elektrikli kamyon da üretti...

Evet, orada bir resim var. Ama resmi koyunca hemen her şey değişmiyor. Yani elektrikli arabaların gündeme gelmesi petrolün sonunu getirmiyor. Sadece petrole olan talebin büyümesinde düşüşe neden oluyor.

- Erdoğan, BAE Dışişleri Bakanı’nın Fahreddin Paşa’yla ilgili açıklamasından sonra, “Bu adam petrolün şımarığı” dedi. Petrol şımarıklığını siz nasıl ifade edersiniz?

Uluslararası Enerji Ajansı’ndan önce OPEC’te çalışıyordum.

- Tam petrol şımarıklarının yeri yani...

İnsanlar ellerindeki nimeti kendi ülkeleri, halklarının refahını yükseltmek için kullanmalı.

- Türkiye’nin geleceğinde hangi enerji kaynakları var?

Uzun yıllar petrol ve doğalgaza ihtiyacımız var ama bir konuda şanslıyız, yenilenebilir enerji kaynağımız çok. Su, güneş ve rüzgâr... Hükümet son derece doğru adımlar attı. Türkiye gibi modernleşen ama fosil yakıt fakiri bir ülkenin olmazsa olmazı nükleer. Türkiye’nin doğru partnerleri, doğru teknolojileri ve doğru ekonomik anlaşmaları yapıp nükleer enerjiye geçmesi gerek.

- “Doğru” kelimesinin altını çizmenizin nedeni, nükleer enerjinin hayli riskli olması sanırım...

Evet. Diyelim petrolü bir ülkeden alırsınız, yarın değiştirirsiniz. Ama nükleer enerjide bir anlaşma yaparsanız bu ülkeyle yıllarca çalışmak zorunda kalırsınız. Aynı zamanda güvenlik ve dış politika anlaşması olur. Yumurtaları aynı sepete koymamak gerek.

- Mesela gazı da nükleeri de Rusya’dan alıyoruz. Burada bir çeşitlendirme yapmak gerekli mi?

Fransa, Çin, Rusya, ABD... Bence bunlardan güzel bir karışım yapılabilir. Rusya’dan aldığımız gazı da çeşitlendirmeliyiz. ABD, Avustralya, Katar olabilir. Enerji Bakanı Berat Albayrak, bu konuda önemli adımlar attı. Başka ülkelerden gemiyle doğalgaz almak için çok güzel altyapı hazırlandı.

- Siz enerji yatırımcısı olsanız, gelecekte paranızı neye yatırırsınız?

Elektrik sektörü çok yatırım çekiyor çünkü dünya dijitalleştikçe elektriğin önemi artıyor. Çok ilginç bir rakam vereyim; bu yıl tarihte ilk kez dünyada elektrik yatırımları petrol ve doğalgaz yatırımlarını geçti.

 - Peki ya kömür?

Türkiye’deki kömürün en büyük avantajı, yerli ve fiyatının düşük olması. Kömür Türkiye’nin enerji pazarının bir parçası olmalı. Ama bunun en iyi, gelişmiş teknolojilerle kullanılması önemli. Bu sayede çevreye olan etkisi minimize edilir. Kömürü dogmatik olarak reddetmek doğru değil.

- Türkiye’nin geleceğinde devrim yaratacak bir enerji kaynağı var mı? Mesela bor...

Yıllarca Godot’yu bekler gibi bor madenini bekledik. Ben öyle mucizevi şeylere çok inanmam. Sürprize değil alın terine ve rasyonel politikalara ihtiyacımız var.

- Petro-dolarların dünyayı istila etmesi, 1973 OPEC krizinden sonra. Körfez’in zenginleşmesi dünya siyasetini nasıl etkiledi?

Sadece Körfez değil Rusya da petrol parasıyla dünya siyasetini yönlendirdi. Fakat ABD yeni enerji süper gücü olarak ortaya çıkıyor. Enerjide çok kutuplu bir dünyaya gidiyoruz. Tabii ki Rusya, Körfez hâlâ önemli olacak ama arkalarındaki petrol gaz zenginliğinin gücü eskisi kadar olmayacak.

- Peki bu ülkeler enerjide geri kalırsa 100 yıl sonra ne olur?

Bence cezasını çekmeye başladılar bile. 2009’da “Sessiz devrim başlıyor” dediğimde Moskova’daydım, o zaman Ruslar “Bu en fazla 1 yıl sürer, sonra balonu söner” dedi. Körfez ülkeleri de “Kâr getirmez” dedi. Şimdi oyunu iyi okuyamamasının sonucu olarak Rusya, Avrupa’da ABD’yle yarışmak zorunda. Geçen hafta Suudi Arabistan’dan bir delegasyon Amerika’ya gitti, kaya petrolüne nasıl yatırım yapabileceklerini araştırıyorlar.

- Rusya, ekonomisini enerjiye daha ne kadar dayandırabilir?

Bence Rusya uzatmaları oynuyor. Dünyadaki enerji devrimini görüp dış politikasını buna uydurmazsa önünde önemli riskler var.

 

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz