Nurcan Baysal
Ağu 13 2019

PKK’nin elindeki esir askerler gözden çıkarıldılar mı?

Çözüm sürecinin bitmesinin ardından  24 Temmuz 2015 ile 21 Eylül 2016 tarihleri arasında 13 asker ve polis, bölge kentlerinde yapılan yol kontrollerinde PKK tarafından esir alındı. Kimisi üç aylık astsubaydı, kimisi o sırada memleketine dönüyordu. O gün bugündür bu aileler parti parti geziyorlar,  meclise gidiyorlar, milletvekilleri ile görüşüyorlar, bakanlıklara gidiyorlar, çalmadık kapı bırakmadılar ama dört yıldır bu ailelerin sesini duyan yok. Askerlerin ANF’de yayınlanan görüntülerinden ve yine ailelerine yolladıkları mektuplardan sağlıklarının yerinde olduğunu biliyoruz.  İnsan Hakları Derneği’nin ve bizzat İHD Eş Başkanı Öztürk Türkdoğan ve MYK üyesi Raci Bilici’nin yoğun uğraşları dışında,  bu askerlerin akıbetiyle neredeyse kimse ilgilenmiyor. İHD bu asker ve polisler için onlarca kez cumhurbaşkanlığı ve ilgili bakanlıklardan randevu istedi ve çeşitli girişimlerde bulundu.

Son bir yıldır bu asker ailelerinin bir kısmı ile görüşme şansı buldum. Bu aileler ile Ankara’daki yetkililerin irtibatını sağlamaya çalışanlar arasındaydım.  Sessiz bir şekilde bazı şeyleri başarabileceğimizi ve bu esir askerleri ailelerine tekrar kavuşturarak belki barışa da ufak da olsa bir kapı aralayabileceğimizi düşündüm, o nedenle şimdiye dek konuyu yazmaktan kaçındım. Ama olmadı. Ankara’da çaldığımız kapılardan bir sonuç çıkmadı, devlet bu asker ailelerinin seslerine kulaklarını kapatmış durumda. Şimdi geç olsa da ailelerden özür dileyerek yazıyorum.

Gürsel Özbey, eski Malatya Ticaret Borsası Başkanı kaçırılan askerlerden birinin babası. Oğlu Astsubay Semih Özbey, Rize’de görev yapıyordu ve kanser hastası olan annesi için görev yerinden memleketi Malatya’ya giderken Tunceli- Pülümür- Erzincan yolunda PKK tarafından kaçırıldı. Gürsel Bey, o gün bugündür çalmadık kapı bırakmadı. Tüm yetkililer, siyasetçiler ve partilere gitti. Hayatını oğlunu sağ salim geri getirmeye adadı ama eli boş, ne oğuldan bir haber, ne de yetkililerden oğlunu ve diğer esirleri geri getirme konusunda girişim başlatacaklarına dair bir söz alabiliyor.

Yazıyı yazmadan önce Gürsel Bey ile telefonla görüşüyorum. “O günden beri bayram yüzü görmedik” diye söze giriyor.

“PKK, ‘İHD bir heyet oluştursun, devlet bu heyetin can güvenliğini sağlasın, gelsin heyet esirleri alsın’ diyor. ‘Biz bu insanları başkasına teslim edemeyiz’ diyorlar. ‘Can güvenlikleri gereği bir heyetin gelip alması lazım’ diyorlar. Örgüt ‘ben bu esirleri vermeye hazırım, yeter ki gelip alın’ diyor. Ama devlet katında kulaklar kapalı. Ben Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüştüm. ‘Sabredin’ dedi. Oğlum ve diğer esir asker ve polisler için bu dört yıl içinde iki Başbakan, Cumhurbaşkanı ve bakanlarla görüştüm. Bize ‘sabredin’ diyorlar. Herkes ‘sabır’ diyor. Sabrımız kalmadı artık. Bir anneyi düşünün çocuğu gece bir saat geç gelse ne hale gelir. Biz dört yıldır oğlumuzu bekliyoruz.  Bu çocuklar sağ, yarın bu çocukların başına bir şey gelmeyeceğinin garantisini kim verebilir?

Bu çocuklar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin asker ve polisleri, bunlar bu devlete hizmet ederken alınıp götürüldüler.  Bunun devlet tarafından hiç mi kıymeti yoktur? Nurcan Hanım lütfen konuyu yazın, dile getirin. Bir kamuoyu oluşması lazım. Devletin bu konuda artık harekete geçmesi lazım. Artık buna bir çare bulun ve o çocukların geri getirin. Bizim ne gecemiz ne gündüzümüz var artık. Kaç bayram geldi geçti. Çocuğumuzun kaçırıldığı günden beri bayram yüzü görmedik.”

Görünen o ki devlet bu esir asker ve polisleri gözden çıkarmış. Bu arada yıllar geçiyor. Operasyonlar devam ettikçe bu insanların hayatı da ciddi tehlike altına giriyor. Oysa 90’larda ve 2000’lerin başlarında da bu tarz olaylar yaşandı ve devletin izni ile İHD bir heyet oluşturarak gidip bu insanları PKK’den teslim aldı. Bugün de aynısı yapılabilir.

Bu konuda İHD’nin çağrılarını ben de tekrarlamak isterim:

Hükümete seslenmek gerekiyor.  Onlar bu ülkenin vatandaşları, ailelerinin sesine kulak verin ve sağ salim ailelerine kavuşturmak için gerekli girişimlerde bulunun.

Siyasi partilere seslenmek gerekiyor: Bu askerlerin durumunu gündeminize alın, ailelerinin sesini duyun, hükümete gerekli girişimleri başlatması için baskı yapın.

Ve PKK’ye seslenmek gerekiyor: Bu insanları sağ salim teslim etmenin başka yollarını düşünmeye çalışın. Olan ailelerine oluyor, her gün, her bayramla acıları katmerleşiyor.

Ve kamuoyuna seslenmek isterim: Güçlü bir ses oluşmadıkça devletin bu konuda bir girişimde bulunması zor görünüyor. Bu ailelerin sesine ses olun. Susmanın bedeli bir annenin, bir babanın, bir evladın, bir sevgilinin, bir kardeşin canının bir parçasını yitirmesi. Bugün bayramın üçüncü günü, dönüp sevdiklerinize bakın ve sevdikleri kaç yıldır esir olanları düşünün.

Üstelik asker ve polislerin ailelerine kavuşmaları ufak da olsa barışa bir kapı açabilir, düşünmesi bile güzel bir ihtimal, değil mi!


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.